İlyas Şeker: İyi ki vatandaşa hizmet ediyorum

AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, ‘‘Sokağa çıktığımda insanlardan ‘Verdiğiniz hizmetlerden dolayı Allah sizden razı olsun’ cümlesini duyduğumda tüm sıkıntılarım yok oluyor’’ diyor

12:01:37 | 2017-09-12

AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, rekortmen bir isim. Kentimizde aralıksız 17 yıl belediye meclis üyeliği yapan tek siyasetçi. 1994 yılında meclis üyesi seçilen İlyas Şeker, 2011 genel seçimlerinde milletvekili olana kadar bu görevini sürdürdü. İki dönemdir TBMM çatısı altında çalışmalarına devam eden İlyas Şeker, ‘Siyaset Dışı’ sohbetlerimizin bu ayki konuğu oldu. Harita kadastro yüksek mühendisi olan İlyas Şeker ile hayatının kırılma noktası olarak gördüğü 17 Ağustos 1999 depreminden tutun da özel hayatına kadar her şeyi konuştuk. Depremde iki çocuğunu, iş ortağını ve çok sayıda akrabasını kaybeden, kendisi de enkazdan çıkan İlyas Şeker’in vefasına hayran kaldık. Depremde hayatını kaybeden ortağının üç çocuğuna da sahip çıkan, onları okutan ve ikisini evlendiren İlyas Şeker’in, ‘Empati yaptım’ diyecek kadar da mütevazı oluşuna tanık olduk. Oldukça sakin bir yapısı bulunan, kolay kolay sinirlenmeyen, tebessüm edememekten yakınan İlyas Şeker’in nasıl göçebe hayatı yaşadığını da öğrendik. Hobilerini, fobilerini kendi ağzından dinledik. Ortaya keyifli bir sohbet çıktı. Şimdi sizleri AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’le baş başa bırakıyoruz.

İlyas Bey, ‘asrın felaketi’ olarak anılan 17 Ağustos depremi için hayatınızın kırılma noktası diyebilir miyiz?

Evet, 17 Ağustos depremi için hayatımın kırılma noktası diyebilirim. Daha önce deprem haberlerini televizyonda anlık olarak izliyor, sonra unutuyorduk ama bizzat yaşayınca her deprem haberinde geçmişe gidiyorsunuz. Yaşadığınız herhangi bir olay, herhangi bir ses sizi deprem anına götürüyor. Ben hala bir siren sesi duyduğumda depremi hatırlıyorum. Depremden önce Aşağı Yuvacık’ta oturuyorduk. Bizim talihsizliğimiz şuydu; yaşadığımız bina fay hattının üzerindeydi ve haberimiz yoktu. Deprem olduğu an evimiz yıkıldı, 2 çocuğum rahmetli oldu. İş ortağım ve eşi de dahil o binada 8 kişi hayatını kaybetti. Depremden 1-1,5 saat sonra ben, eşim ve küçük oğlum enkazdan çıkarıldık. Deprem benim hayatımın dönüm noktası oldu. İki evladımı kaybettim. Hala bir etkinliğe ya da programa gittiğimde oynayan çocuklar gördüğümde, kendi çocuklarım aklıma geliyor ve duygulanıyorum.

Depremde kaybettiğiniz ortağınızın 3 çocuğuna da sizin sahip çıktığınızı öğrendik…

Ortağım ve eşi rahmetli olunca, 3 çocuk anasız babasız kaldı. Şöyle düşündüm; aynı pozisyonda ben de olabilirdim. O zaman yakınlarımın, iş ortağımın çoluk çocuğuma sahip çıkmasını isterdim. Ben empati yaptım. O empatiyle ben de yetim kalan 3 çocuğa sahip çıktım. Ayrıca bizim inancımıza göre yetimlere sahip çıkmak gerekir. Bu Allah’ın bir emridir. Ortağımın iki kızını evlendirdik, erkek evladı da üniversitede okuyor. Okulunu bitirince onu da evlendireceğiz inşallah.

Ortağınız vefat etse de ortaklığınızı bitirmediniz yanılmıyorsam.

Aynen, şimdi çocuklarıyla ortaklığımız sürüyor.

Ne mutlu size…

Umarım Allah bu tür felaketleri bir daha yaşatmaz. Bu arada konu buraya gelmişken şunu söylemek lazım; deprem kaçınılmaz. Engellemek mümkün değil ama can kaybını en aza indirmek için çalışmalıyız. Bizlerin, idarecilerin, yöneticilerin yapabileceği ne varsa yapmalıyız. Mal kaybı çok önemli değil. Hepimiz Kocaeli’nin depremden önceki ve sonraki halini biliyoruz. Yapılan çalışmalar ve yatırımlarla Kocaeli 1999 öncesinden 10-20 kat daha iyi bir noktada. Maddi olarak her şey fazlasıyla yerine geldi ama kaybolan canlar geri dönmedi. Binaların, zeminlerin sağlamlaştırılması lazım. Kentsel dönüşümün mutlaka ve mutlaka hızlandırılması ve buna destek olunması gerekiyor. Muhalefet partilerinin bu noktada destek olması şart. Burada en önemli şey insanın hayatı. Ben kentsel dönüşümü tıp diliyle koruyucu hekimlik olarak görüyorum. Hasta olmadan gerekli tedbirleri almalıyız.

Deprem hayata bakış açınızı değiştirdi mi?

Kesinlikle değiştirdi, değiştirmemesi mümkün değil. İnsan yaşarken hiç ölmeyecekmiş gibi davranıyor. Çok uzun vadeli planlar, projeler yapıyor. Elbet plan yapmak gerekir ama bu plan, proje ve hedeflerin bir dakika sonra anlam ifade etmeyeceğini de bilmek gerekir. Bunu deprem gösteriyor insana. Biz deprem olmadan önce arkadaşlarla konuştuk, sabah kalkıp Gebze’ye gidecektik, programlarımız vardı. Ancak gece 03.00’te kendimizi enkazın altında bulduk. Bırakın o güne kadar vazgeçilmez dediğimiz birçok şeyden çok rahat vazgeçebiliyorsunuz. Deprem, insanın hayatında köklü değişikliklere neden olabiliyor, olmaması mümkün değil.

Milletvekili İlyas Şeker, hayatının bilinmeyen yönlerini anlattı.

 

GÖÇEBE HAYATIM VAR

Peki gelelim günümüze. Milletvekili olmak hayatınızda neleri değiştirdi?

En önemli değişiklik göçebe hayatı yaşamaya başlamış olmam (gülüyor). Yerleşik düzenim son buldu. Milletvekili seçildikten sonra epeyce düşündük evi taşıyalım mı diye? Çünkü haftanın 3 günü kesin Ankara’da olmam gerekiyordu. Buraya geldiğimde ise teşkilat programlarına katılabilmek için sabah evden çıkıyordum, ancak gece yarısı gelebiliyordum. O yüzden eşim ve çocuğum Ankara’ya yerleşti. Ankara’da bir ev kiraladık, oğlumuz liseye orada başladı. En azından meclis çalışmaları erken bittiğinde eve gidip onları görebiliyorum. Akşam birlikte yemek yeme, sabah kahvaltı etme şansımız oluyor. Tabii göçebe hayatım devam ediyor. Cebimde iki anahtar var, birisi buradaki evin diğeri Ankara’daki evin. İkisi arasında mekik dokuyorum.

Eşiniz için de çok zor değil mi?

Tabii ki zor oluyor. En büyük sıkıntıyı hanım yaşıyor. Her iki evin temizliği, bakımı ve yönetimiyle o ilgileniyor.

En büyük destekçiniz eşiniz o zaman?

Allah razı olsun ondan. Ayşe Hanım bana destek vermeseydi, siyaseti bu kadar rahat yapamazdım. Oğlumuzla ilgili birçok konuyu da üstlenmiş durumda. Benim üzerimde büyük emeği ve desteği var.

Aileniz sık sık gelir mi Kocaeli’ye?

Meclisin aktif çalıştığı kış aylarında eşim buraya çok gelmez. Burada bir program olur ve onun da katılması gerekirse, gelir. Mümkün olduğu kadar oğlumun yanında kalır, onunla ilgilenir.

Yalnız geldiğinizde yemek işini nasıl hallediyorsunuz?

Yemekle çok aram yok. Yemek yapmak için de uğraşmam. Kahvaltımı hazırlarım sadece. Kahvaltıda yumurta olmazsa olmazımdır.

Peki, Kocaeli’de nerede yemek yersiniz, nerede vakit geçirirsiniz?

Hafta sonu programlar olmazsa kahvaltı için Yuvacık’ı ya da Maşukiye’yi tercih ediyorum. Şehrin gürültüsünden uzakta, doğayla baş başa kalmak iyi geliyor. Oksijeni bol olduğu için de tercih sebebim. Canlanıyorum. Şehir merkezinde tercih ettiğim bir yer yok.

 

VEKİLLİKTEN ZEVK ALIYORUM

‘Siyasete girmeseydim de sıradan bir yaşantım olsaydı’ dediğiniz anlar oldu mu?

Ben 17 yıl aralıksız belediye meclis üyeliği yaptım. Gerek o dönem gerek milletvekilliği dönemimde sıkıntılar yaşadığım, bunaldığım anlar elbet oldu ama genel itibariyle sokağa çıktığımda insanlardan “Verdiğiniz hizmetlerden dolayı Allah sizden razı olsun” cümlesini duyduğumda tüm sıkıntılarım yok oluyor. O an “İyi ki siyasetin içerisindeyim ve vatandaşa hizmet ediyorum” diyorum. Vatandaştan aldığım olumlu tepkiler beni daha da motive ediyor. Bazen İzmit’te çarşıda tek başıma dolaşıyorum hatta bu nedenle yadırgandığım da oluyor.

Evet, pek alışkın değiliz bir milletvekilinin yalnız dolaşmasına…

Ben yaparım. Milletvekili etrafında kalabalık bir grupla dolaşacak diye bir kural yok. Tek başıma dolaşırken bazen bir vatandaş yanıma gelip “Sayın vekilim, şöyle bir işimiz vardı yapmıştınız, Allah razı olsun” der. Ben ne vatandaşı hatırlarım, ne sorunu ama mutlu olurum. İyi ki bu hizmetleri yapıyoruz. Bizim bu ülkeye karşı ciddi anlamda sorumluluğumuz var.

Milletvekilliğini sevdiniz mi?

Yorucu olmakla birlikte milletvekilliği yapmak gerçekten güzel, bir insan için onur verici. Ülkenin kaderini değiştirecek, ülkenin önünü açacak, bize şehit kanlarıyla emanet edilmiş bu vatanı dünyada belirli düzeye çıkaracak hizmetlere katkıda bulunmak milletvekilliği kanalıyla oluyor. Dolayısıyla milletvekilliğinden zevk alıyorum.

Milletvekili seçildikten sonra vakitsizlikten dolayı eşinizle, oğlunuzla yapmayı özlediğiniz bir şey var mı?

Ailemizle birlikte çok nadir olarak vakit geçiriyoruz. Eskiden daha rahattım. Birlikte yemek yerdik, dışarı çıkardık. Cumartesi-pazar ailece kahvaltıya gidebiliyorduk. Şu an onları çok fazla yapamıyorum. Hatta siyasete atılan gençlere şunu söylüyorum: “Siyaset yapmak güzel bir şey ama çocuğunuzdan, ailenizden çok da uzak kalmayın. Çocuğunuzu sevebildiğiniz kadar sevin çünkü belirli bir yaştan sonra çocuklar bağımsızlığını ilan ediyor. Sevmek isteseniz de sevdirmiyorlar.” Ben bunun eksikliğini çok hissediyorum.

“Milletvekili etrafında kalabalık bir grupla dolaşacak diye bir kural yok”

 

EŞİMİN HAKKINI ÖDEYEMEM

Eşiniz en çok neden şikayetçi?

Görevimiz nedeniyle akşama kadar dolaşıyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz…. Haliyle çenemiz yoruluyor. Eve gidince konuşma kapasitemiz dolmuş oluyor (gülüyor). Hanımlar da ağırlıklı olarak evde oldukları için akşam konuşacak birilerini arıyorlar. Eşim de akşam benimle sohbet etmek istiyor ancak yorgun oluyorum. Bir de siyasetle ilgilendiğim için haberleri takip etmem gerekiyor. Akşam eve gelince elimde telefon, internetten haberlere dalıyorum. Haliyle eşim de ‘Bırak onu bizimle ilgilen’ diyor ki haklı da. Gerçekten eşimin büyük fedakarlığı var bu anlamda. Hakkını kolay kolay ödeyemem.

Peki, oğlunuz en çok neden şikayetçi?

Genelde yüzümü görememekten şikayet ediyor. İlgilenemediğimden şikayetçi olduğunu annesi aracılığıyla duyuyorum (Gülüyor). Direk söyleyemiyor ama annesiyle paylaşıyor.


TENİS OYNAMAYI SEVERİM

Boş vakitlerinizde neler yaparsınız?

Yürümeyi seviyorum. Mümkün olduğunca yürürüm. Yürüyüşe çıkınca 8-9 kilometre rahat yürüyorum. Onun dışında tenis oynamayı severim. Büyükşehir’de meclis üyesi iken öğrenmiştim, zevk alarak oynuyorum. Gün içinde biriktirdiğim tüm stresleri raketle topa vururken tek tek atıyorum. Deşarj oluyorum. Vakit buldukça tenis oynarım, çok profesyonel değilim ama gelen topa vurmaya çalışıyorum (gülüyor).

Tatil yapar mısınız, nerelere gitmeyi tercih edersiniz?

Çok planlı bir hayatım olmadığı için tatil planı yapamıyorum. Geçen yıl Antalya’ya gitmiştim. Bu yıl yoğun olduğu için tatil planımız şu an yok. Genelde değişik bölgelere gidip denize girmenin dışında gezilip, görülecek yerleri keşfetmeye çalışıyorum.

Siyasetin dışında örnek aldığınız biri var mı?

Esasında siyaset dışı dediniz, önümüzü kapattınız. Elbette Recep Tayyip Erdoğan’ı örnek alıyoruz. Onun kararlılığı, olaylara bakışı, liderlik vasfı, ufku sadece benim değil, dünyada da birçok kişi tarafından örnek alınıyor. Özel hayatta çok belirgin takip ettiğim birisi yok.

Hayatınızın olmazsa olmazları nedir?

Öncelikle ailem olmazsa olmazım. Ben yalnızlığı da sevmem. Bir de siyaset artık yaşamımın bir parçası ama olmazsa olmazım değil. Bugün görev verildi ve bitinceye kadar en iyi şekilde yapacağım. Bu görevi yerine getirirken de beni milletvekili yapan partimi ve bana oy veren vatandaşı zora sokmayacak bir yaşam tarzım olmalı. Görevimiz bitince tekrar görev verilirse devam ederim, verilmezse de illa ben olacağım demem.

Tabii siyaset devam eder?

Elbette, siyaset ülkeye hizmet etme sanatıdır bir noktada. Bu her zaman devam eder.

İlyas Bey, sizi en çok ne kızdırır?

Ben çok sakin biriyimdir, kolay kolay öfkelenmem. Ancak sabrım taşar son noktaya gelirse, kızarım. Hatta bazen öyle bir kızarım ki arkadaşlar, “Senden beklemezdik bu hareketi” der. Yalana tahammülüm yoktur. Bir de gözümün içine baka baka yalan söyleniyorsa hiç dayanamam. Ayrıca nankörlük karşısında çok öfkelenirim.

Kıyafetlerinizi nasıl seçersiniz?

Allah razı olsun, hanımla çıkarız alışverişe. O beğenir, ben alırım.

TELEFERİĞE BİNİNCE ÜRPERİRİM

Fobi boyutunda bir korkunuz var mı?

Çok ciddi bir korkum yok. Ancak teleferiğe bindiğimde bir ürperti gelir içime. Üniversitede okurken bir yabancı film izlemiştim. Vatandaşın biri teleferiğe biniyor, teleferik dağa doğru çıkarken bir şimşek çakıyor ve teleferiğin bir telini koparıyor. Teleferik tek tel üzerinde gitmişti. Çok korkunçtu. Ben de her teleferiğe bindiğimde o film aklıma gelir.

Emeklilik hayaliniz nedir?

Emekli olduğumda Kocaeli’deyim, bir yere gitmeyeceğim. Bahçeyle, toprakla uğraşmayı severim. Ekim, dikim yaparım. Şu an oturduğum yerde küçük bir bahçem var. Orada bir şeyler ekiyorum. 6-7 metrekarelik alanda salatalık, biber yetiştiriyorum. Emekliliğimde bir bahçem olsa toprakla ilgilenirim. Toprak bana hayat veriyor.

İlyas Bey, bize zaman ayırdığınız için teşekkürler. Son olarak Kocaelililer’e vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Ben teşekkür ederim. Şu bilinmeli ki bizler kentimize hizmet etmek için varız. Bu ülke büyük badireler atlattı. Üzerinde yaşadığımız toprakların her metrekaresinde şehit kanları var. Bizler, yaptığımız hizmetlerde kentimizin adını lekeleyecek hiçbir yanlışa girmemeye çalışıyoruz. Ülkemizin büyümesi için, Kocaeli’nin kalkınması için gayret gösteriyoruz. Biz çalışıyoruz, gayret ediyoruz, vatandaş da Allah razı olsun bizleri takdir ediyor. Verdikleri destek için Kocaeli halkına teşekkür ediyorum.




ETİKET :  

Tümü