Hayatını riske attı, anne oldu Mucizenin adı; Ela

Evlendikten kısa bir süre sonra böbrek hastası olduğunu öğrendi, görümcesinden aldığı böbrekle hayata yeniden tutundu, buna rağmen büyük bir risk alıp anne oldu. Nilay Erenkaya Uygun ve mucizesi Ela bebek...

11:42:59 | 2016-09-15

 

 


    • Serpil ÇOLAK

 


    • İsmail Hakkı TİMUÇİN



 

Bu kentte yaşayıp da Hikmet Erenkaya’yı tanımayan yoktur herhalde.

Kentimizin önde gelen siyasetçilerinden biri olan Hikmet Erenkaya, bir dönem İzmit Büyükşehir Belediye Başkanlığı, bir dönem de milletvekilliği yapmıştı.

Şimdilerde aktif siyasete ara verip işlerine yoğunlaşan Hikmet Erenkaya, boş vakitlerinde de torun seviyor.

Oğlu Ulaş Erenkaya’dan iki torun sahibi olan Hikmet Erenkaya, kızı Nilay Erenkaya Uygun’un ‘mucize’ olarak nitelendirdiği kızı Ela’ya ise bayılıyor.

Evet, yaklaşık 1.5 yıl önce Erenkaya ve Uygun aileleri bir mucizeye tanıklık etti.

Nilay Erenkaya ile Nafiz Uygun evlendikten kısa bir süre sonra her iki aileyi de derinden üzen bir gerçek ortaya çıktı.

Nilay Erenkaya ‘böbrek yetmezliği’ teşhisiyle hastaneye kaldırılmış, diyaliz süreci başlamıştı.

Ancak bu sıkıntılı süreç iki ailenin de el ele vermesiyle kısa sürede atlatıldı.

Nilay Erenkaya Uygun, eşinin ablası, yani görümcesinin verdiği böbrekle hayata yeniden tutunmakla kalmayıp;

Kendi hayatını riske atarak Ela’ya can verdi.

O dönem herkesin “Yapamazsın” dediğini yaptı;

Böbrek nakline rağmen hamile kaldı.

Ve erken doğum riskini bile atlatıp sağlıklı kadınlar gibi ‘mucize’ bir şekilde, tam zamanında Ela’yı kucağına aldı.

Şimdi her iki aile de mutlu.

Uygun çiftini üzen tek şey, gerek evliliklerinde, gerekse böbrek nakli döneminde yaşadıkları ‘maddiyat’ iddiaları.

Nilay Hanım bu iddialara karşılık olarak şunu söylüyor;

“Bizim yaşadıklarımız çok farklıydı, tamamen sevgiye dayalıydı, bunu anlamak istemediler.”

 

 

6

 

**Nilay Hanım öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

-19 Şubat 1984 doğumluyum. Özel Seymen Lisesi mezunuyum. Bilgi Üniversitesi’nde iki yıl reklamcılık okudum, ardından Kocaeli Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptım. Ve 2005 yılında KOÜ’den mezun oldum.

 

***Mezuniyet sonrası?

-Okul biter bitmez kendi şirketimizde çalışmaya başladım. 2009 yılında ise ağabeyimin düğün organizasyonunu ben üstlendim. Çok da güzel oldu. Sonrasında organizasyon sektörüne girmek istedim. Çok heveslenmiştim ama babam pek istemedi, olmadı. 2011 yılının mayıs ayında da evlendim.

 

***Evlenir evlenmez sağlık sorunları yaşamaya başladınız bildiğim kadarıyla.

-Aslında düğün hazırlığı yaparken sıkıntılarım başlamıştı ama anlayamadık. Hareketlerim yavaşlamıştı, sürekli bir yorgunluk hali vardı, nefes alamıyordum. Gittiğimiz ilk doktor ‘zatürre’ teşhisi koydu. İki hafta tedavi gördüm ancak hiçbir işe yaramadı. İyileşeceğim yerde daha da kötüye gitmeye başladım. Yatamıyordum, oturamıyordum, nefes alamıyordum. Bunun üzerine o dönem Konak Hastanesi’nde görev yapan İsmail Bey’e gittik, kan değerlerimin çok düşük olduğunu söyledi. Ve soluğu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde aldık.

 

KOMAYA GİRECEKMİŞİM!

CE5T5413

***Orada mı teşhis konuldu?

-Yapılan testler ve tahliller sonrasında böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Ve beni hemen diyalize aldılar. Eğer biraz daha geç kalsaymışız, komaya girecekmişim.

 

***O anda neler hissettiniz?

-İlk bir hafta dünyam karardı. Düşünsenize daha yeni evlenmişim, aradan 6 ay bile geçmemiş, çok ciddi bir rahatsızlığım olduğu ortaya çıkıyor. Ve haftanın üç günü diyalize giriyorum. Bütün bunlar çok ağır geldi, içime kapandım. Kimseyle görüşmek, konuşmak istemedim. En sonunda doktorum patladı, “Bu böyle olmaz, tedaviye yanıt alamayız” dedi. Bunun üzerine kendimi toparlamaya çalıştım.

 

***Anneniz ve babanız durumu nasıl karşıladı?

-Babam güçlü durmaya, bana moral vermeye çalıştı. Annem ise kabullenmek istemedi. Ben diyalize girerken “Hayır, giremez”, “Kızımı oraya sokamazsınız” falan dedi. Ama sonra hepimiz kabullendik ve bu hastalıkla mücadele etmeye başladık.

 

 

GÖRÜMCEM BÖBREĞİNİ VERDİ

CE5T5441

***Böbrek nakli nasıl gündeme geldi?

-Doktorum ilk 6 ayda nakil olmamı önerdi. Bunun üzerine bütün aile teyakkuza geçti. Gerçi beni hep uzak tutmaya çalıştılar ama... Üç dayım da verici olarak testlere girdi, onlarınkiler tutmadı. Eşimle çapraz nakil olmaya karar vermiştik ki görümcem “Ben vermek istiyorum” dedi. Günlerce testler, tahliller yapıldı. Ve görümcemin böbreğinin uygun olduğuna karar verildi. Nakil için Antalya’ya gittik.

 

***Antalya’da mı oldunuz böbrek naklini?

-Evet, Antalya’da oldum ameliyatı. 4 gün hastanede yattım fakat kontroller için 3 ay daha kalmamız gerekti. Antalya’da bir ev tuttuk. Eşim ve annem de benimle birlikte kaldı. Bana böbreğini veren görümcem de 15 gün bizimleydi, sonra evine döndü.

 

***Hastalığınız ve nakil arasında ne kadar bir zaman geçti?

-İlk hastaneye gidişim 7 Aralık tarihine denk geliyor. 14 Mart’ta ise ameliyat oldum. Her şey 3 ay içinde oldu, bitti.

 

MADDİYATA BAĞLADILAR AMA...

ser

****Genelde gelin-görümce anlaşamaz ama sizin görümceniz gönüllü verici oluyor. Bunu öğrendiğinizde neler hissettiniz?

-Önce hiç istemedim çünkü daha yeni evlenmiştim ve görümcemle bir samimiyetim yoktu. Evleneli çok kısa bir süre olduğu için çok da paylaşımımız olmamıştı. Ben verir miydim? Açıkça söyleyeyim aklıma gelmezdi. Çok büyüklük yaptı. Antalya’da bulunduğumuz süre içinde annelerin bile çocuklarına böbrek verirken zorlandığını gördük. Biz ilk defa böylesine gönüllü bir vericiyle karşılaştık.

 

***Görümceniz bekar mıydı?

-Hayır, evliydi ve bir çocuk annesiydi. Bana böbreğini verdiğinde 32 yaşındaydı. Eşim, yani Nafiz’ler 3 kardeş. Bir görümcem daha var. Onlar da verici olmak istediler. Açıkçası hepsi seferber oldu.

 

***O dönem çok konuşuldu, böbrek nakli sonrasında ailenizin büyük paralar ödediği iddia edildi.

-Eğer bir şey verseydik, benim için o ilişki biterdi. Bunun bir karşılığı olamaz ki... Tıpkı evliliğimiz gibi böbrek naklini de maddiyata bağladılar. Oysa biz yeni tanışmamıştık ki... Eşimle 15 yıllık bir arkadaşlığımız vardı. Daha 5 yıldır evliyiz. Bizim yaşadıklarımız çok farklıydı, tamamen sevgiye dayalıydı, bunu anlamak istemediler. Her iki aile de birbirine çok bağlı. İki dünür çok iyi anlaşıyor. Babamın siyasetle uğraşmasından dolayı toplum bizi farklı bir yere koymuş olabilir ama biz öyle yaşamıyoruz.

 

TAMAMEN DOKTOR HATASI

as

***Kendinizi görümcenize karşı borçlu hissediyor musunuz?

-Hayır. Önceleri çok ‘git-gel’ler yaşadım toplum baskısından dolayı... İşi maddiyata dökmeye kalktılar. Evlenirken de bu sıkıntıyı yaşamıştım, hastalığımda da ortaya çıktı. Bunu düşünerek yaşayamayacağıma karar verdim. Biz bir aileydik. Kısa sürede bu psikolojiden kurtuldum. Önce Allah’a, sonra görümceme çok teşekkür ediyorum.

 

***Görümcenizin durumu iyi değil mi?

-Ben, ilaç kullanmaya devam ediyorum. Böyle de sürüp gidecek. Ancak görümcem artık ilaç dahi kullanmıyor. Sağlığı da gayet iyi.

 

***Ailenizde böbrek yetmezliği var mı? Bu, genetik bir rahatsızlık mı?

-Hayır, genetik değil. Benim bu hastalığa yakalanmamın nedeni tamamen doktor hatası.

 

***Nasıl yani? Siz şimdi doktor hatasından dolayı mı böbrek nakli oldunuz?

-Evet. Ben 5 yaşımdayken yüksek ateş şikayetiyle doktora götürülmüşüm. Doktor, ‘idrar yolu enfeksiyonu’ teşhisi koymuş. Rahatsızlığım sık sık tekrarlamış. Bir türlü çözüm bulamamışlar. 10 yaşıma geldiğimde, babamın arkadaşı Bahattin Ertuğ’un kızı Ümmühan ablanın da aynı rahatsızlığı olduğunu öğrenmiş ailem. Tavsiye üzerine onun doktoruna götürmüşler beni. Ve doktor geç kalındığını söylemiş. Çünkü asıl problem idrar yolundaki kaçakmış. O zamana kadar anlamamışlar. Eğer ilk başlarda kaçağı bulsaymışlar, tamammış. Çünkü çaresiz bir hastalık değil. Ameliyat oluyorsunuz ve kurtuluyorsunuz. Fakat ben 5 yıl kaçakla yaşadığım için böbreklerim bitmiş.

 

HAMİLE KALMAK RİSKTİ

***Böylesine ciddi bir rahatsızlık geçirmenize, böbrek nakli olmanıza rağmen hamile kaldınız ve doğum yaptınız. Bu sizin için büyük bir risk değil miydi?

-Ben, çocuktan vazgeçmiştim. Çünkü çok ağır bir süreç geçirmiştim. “Ben iyi olayım, çocuk olmasa da olur” diye düşünüyordum. Ancak eşim çok istiyordu. “Nakilden sonra 2.5 yıl çocuk talebiniz olmamalı” demişti doktor. Eşim o kadar sabırsızdı ki doktora gidip bu süreyi kısaltmak istedi ancak başarılı olamadı. 2.5 yıl bekletmelerinin nedeni de kullandığım ilaçlarla ilgiliydi.

 

***İlaçları kestiniz mi?

-İşten ümidi kesince, ilaçları da kestim. Aslında anne olmadan önce iş kurmak istiyordum. Antalya’dan döndükten sonra benzin istasyonumuza Mc Donald’s projesi gündeme geldi. Bu projeyi ben üstlendim. 6 ay boyunca da eğitim aldım. Ancak bir takım anlaşmazlıklar yaşadık ve projeyi sonlandırmak zorunda kaldık. Ben çok üzüldüm. Proje sonlanır sonlanmaz da doktora gidip “Tamam, karar verdim” dedim. Kullandığım bazı ilaçları kestik, bazılarını yeniden düzenledik. 1.5 ay sonra da hamile kaldım.

 

***Bu riski nasıl göze aldınız?

-Evet, hamile kalmak bir riskti. Bu süreçte doktorlardan bana açıklama yapmalarını istemedim. Bilerek yaşamak değil de geldiğinde karşılamak istedim. Her ay Antalya’ya doktor kontrolüne gittim. Ayda 3 doktora göründüm. 30. haftada doğum yapacağım öngörülmüştü ancak 36. haftada doğum yaptım. Bir mucize oldu. 30. haftada doğum yapacağım diye Antalya’ya gittik, yerleştik, fakat 6 hafta daha beklemek zorunda kaldık. Her şey yolunda gitmişti. Doktor “Artık zamanı geldi” deyince, minik kızımı aldı. Sezeryanla yaptım doğumu ve Ela hiç küveze konulmadı. Antalya’da bir hafta daha kaldıktan sonra İzmit’e döndük.

 

BİR MUCİZE OLDU

***Gerçekten bir mucize olmuş.

-Belki de bu şekilde karşıladığım için bu kadar kolay oldu. Bir de devamlı kontrol altındaydım. Sadece çok hareketsiz bir bebekti, öyle bir telaşımız oldu. Bir de anne karnında gelişiminden şüphelendik. Bir takım testler, tahliller yapıldı, yurt dışına gönderildi. Şükür hepsi temiz çıktı.

 

***Anneliği ne zaman hissettiniz?

-24. haftaya kadar “Ya tekrar böbreğimi kaybedersem” korkusu yaşadım. Sonra kendimi düşünmeyi bırakıp karnımdaki çocuğa yöneldim. Ve Ela’yı kucağıma aldığım zaman her şeyi unuttum. Nereden nereye... Diyaliz süresince hamile görmek istemiyordum. Anne olamayacağımı düşündüğüm için yanımda çocuktan konuşulmasını da istemiyordum. O dönem ağabeyimin kızı Melisa’ya sarmıştım. Melisa doğduğunda doktorumdan aldığım izinle hastaneye gittim, onu gördüm. Sonra 3 ay göremedim. Çünkü Antalya’daydım, ameliyat olmuştum. Ancak ameliyattan çıkınca görebilmiştim. Melisa’nın benim için yeri ayrı. Onunla çok özel bir ilişkimiz var.

 

BİR YANIM HEP EKSİK

***Peki ya ikinci çocuk?

-Doktorum “Sakın ikinci çocuk talebiyle gelmeyin” dedi. Çünkü etkileri bir sene içinde zor atıyorsunuz. O yüzden ikinci çocuk düşüncemiz şimdilik yok.

 

***Ela ne kadarlık oldu?

-16 aylık oldu. Doğduğu günden itibaren ben bakıyorum. Yardımcı istemedim. Eşim çok destek oluyor. Ela da babasıyla çok iyi anlaşıyor. Ben ne yaparsam yapayım, babacı. Bazen Ela’yı eşime bırakıp dışarı çıkabiliyorum. Ela doğduktan sonra babamla yeniden konuştum, çalışmak istediğimi söyledim. O da “Kızınla ilgilen” dedi. İş kadını olamadım ama anne oldum. İyi ki de yapmışım. Kendimi kötü hissettiğimde ondan güç alıyorum. Aslında çalışmak istememin nedeni çocuğuma iyi bir gelecek hazırlamaktı.

 

***İş kadını olmaktan vazgeçmiş değiliz anladığım kadarıyla.

-Çalışmak gönlümün bir köşesinde hep var. Son olarak çocuklara yönelik bir mağaza açmak istedim. Babamla konuştum, yine destek alamadım. Anne oldum ama o yanım hep eksik kaldı.

 

***Nilay Hanım, öncelikle evinizin kapılarını bize açtığınız ve sorularımıza içtenlikle yanıt verdiğiniz için teşekkürler.

-Ben teşekkür ederim. Benim için de çok güzel bir sohbetti. Kocaeli Life’ta bana da yer verdiğiniz için ayrıca teşekkürler.




ETİKET :   Ela Kocaeli Life Nilay Erenkaya

Tümü