kocaeli , 07-03-2021

Hayat kısa, kuşlar uçuyor

11:47:16 | 2021-02-05
Şehbal Özbek
Şehbal Özbek      sehbal@kocaelilife.com

Nasıl da özledik... Sudan bahanelerle dışarıya çıkıp birkaç dost görüp ayak üstü sohbet etmeyi. Köşedeki fırından ekmek alıp, o sıcağıyla köşesinden koparıp yemeyi. Simit tezgahının önünde soluklanmayı, çat kapı anneannemize gitmeyi. Manavda alışveriş yaparken bize tadımlık uzatılan meyvenin tadını... Hepsini hem de hepsini. Zamanı gelince ağacından süzülen kiraz çiçeğini, kışın kestaneyi, yazın eriği; zamanında olanı, zamanı gelince görmeyi. 

Ah Koronavirüs, sen neleri alıp, nerelere hapsettin bizi!

Aslında insanoğlu zenginliğinin kıymetini öğrendi bu dönemde. Sol taraf attıkça, telefonun öbür ucundaki ‘iyiyim’ dedikçe nasıl kalpten kazandığını; ihtiyaçsız, amaçsız etrafı seyredebilmenin, fazladan bir nefesin nasıl da bolluk bereket olduğunu… Kapın çalığında seni seven birilerinin olduğunu bir çırpıda ama büyük zorluk ve kayıplarla öğrendi... Ve şimdi her şey değişti.

★ ★ ★

Dört duvar dediğimiz evimizin gönlümüze saray olduğunu, ailenin sadece aksam yemeklerinde bir araya gelen kişiler olmadığını; şimdi bir cam ekran arkasından dokunmadan, hissetmeden çocuklarımıza bir şeyler öğretmeye çalışan öğretmenin sesiyle okula gidildiğinde yaşanan telaşın tatlılığını; kantinde tost sırası için kavga ettiğin arkadaşına seslenmenin güzelliğini öğrenmiştik; şimdi hepsi değişti, modernize oldu.

Mesela mevsimler değişti. Eskiden mevsiminde ye sebzeni meyveni, kışlık kazağını, yazlık eteğini derken; dört mevsimin sanki dördü de bir oldu. Ve bizler merakla bekledik, yeni normalin bizlere ne kadar da normal geleceğini… Zamana neler sığdırabiliriz diye bekledik. Mesela kar yağmasını bekledik. Poşetini kapanın yokuş aşağı, hayata meydan okurcasına, anasına babasına aldırış etmeden kaymasını; kardan adam yapıp, beresini kömürünü evden kim getirecek kavgası yapmayı, kartopu oynarken son sürat yere çakılıp çocuk olabilmeyi bekledik.

Ve sonra beyaz huzur geldi. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşımız gelmiş gibi sevindik. Sanki günlerdir virüsle, yasaklarla mesafelerle uğraşan biz değilmişiz gibi yollara döküldük. Sabahı beklemeden, henüz kar tutmadan özgürlüğe koşar gibi bu beyaz soğuğun tesiri altında kalıp, attık kendimizi dışarı.

★ ★ ★

Şükür... Geç de olsa hayatımızda bazı şeylerin normale döndüğünü gördük.

Kar yağdı, kış geldi öyleyse bahar da gelecekti. Hafif çakır keyif etkisiyle bizleri kendimizden geçirecekti. Yeşilin her tonunu görecek, Ege’ye gitmek için fırsat kollayacaktık. Begonviller yine açacaktı öyleyse...

Ve bunları içimde hissedip, yeni yaşımın bana verdiği yetkiye dayanarak; kendimi hiç olmadığım kadar sakin, tıpkı yağan kar üzerinde ayak izlerini bırakmak için yer arayan kuşlar gibi temkinli ve buz tutmuş kaldırımda kayıp düşmemek için annesinin elini tutan bir çocuk gibi olduğum yere daha bir ait hissediyorum...

‘İnsana ailesi şifadır’ derler. Evin, ailen neredeyse derman oradadır. Bu notu da pandemiye iletiyorum ve biliyorum ki tıpkı bir salça kavanozunun kapağı gibi senin de çözülme noktan en kısa sürede bulunacak...  Ama biz bundan sonra hep Cemal Süreya’nın şu sözünü hatırlıyor olacağız: Hayat kısa, kuşlar uçuyor…

--12--




ETİKET :   şehbal özbek köşe yazısı kocaeli hayat kısa kuşlar uçuyor yazar

Tümü