Gürültü kirliliğine prim vermeyin!

16:05:46 | 2017-06-12
Eylem Selvi Arı
Eylem Selvi Arı      eylemselvi@kocaelilife.com

Güzel bir haftaya başladık.

Her ne kadar yaz ayında olsak da hava bir sınıyor bir soğuyor.

Geride bıraktığımız günlerde mevsimleri karıştırdık lakin bundan sonra güneş bizi epey terletecek.

Bu serin havaların tadını çıkaralım çünkü çok arayacağız…

Sizlere bugün son zamanlarda her gördüğümde kulaklarımı tıkayıp, ‘Bu ne biçim bir gürültü’ dediğim bir konudan bahsedeceğim.

Gerek Fethiye Caddesi gerekse Yürüyüş Yolu’nda müzik yapanlarla sıkça karşılaşıyoruz.

Kentimiz bu tür görüntüleri yeni yeni görüyor.

Lakin hemen yanı başımızdaki şehir; İstanbul’da yaşayanlar bu görüntülere çokça alışkın.

Hele Taksim Meydanı’nda her köşe başında sokak müziği yapan onlarca insan var.
Ve hakikaten kaliteli müzisyenlerle karşılaşıyoruz.

Ben de bir enstrüman çalmayı çok istedim.

Ama her şeyi ertelediğim gibi bunu da erteledim.

Artık dinlemesini seviyorum.

İzmit’te de özellikle gençler, müthiş müzik yapıyor.

Kimi bireysel olarak eline gitarını alıp medeni cesaretiyle takdir topluyor, kimisi/kimileri de tam teçhizatla Yürüyüş Yolu’na kurulup profesyonelliğini sergiliyor.

Bazılarını durup dinliyorum.

Önce utana sıkıla başlıyorlar, sonra gelen güzel tepkilerle rahatlıyorlar.
Söyledikleri şarkılar, Yürüyüş Yolu’nda yürüyenlerin diline dolanıyor.

Müzik evrenseldir. Hangi dilde söylendiğinin bir önemi yoktur.

Anlamasanız da tınısı ruhunuza değdi mi yeter.

İzmit Belediyesi tarafından Yürüyüş Yolu’na yapılan müzik durakları da gençler için cesaretlendirici.

Müzik yapan gençlerin her koşulda desteklenmesinden yanayım.

Sadece durup dinleyin, gönlünüzden koptuğunca yardımda da bulunabilirsiniz.

Lakin, bir ricam var; ne olur o yetenekli gençlerin müzikten az da olsa para kazandığını görüp; çalmasını ile bilmediği sazını, davulunu alıp Yürüyüş Yolu’na çıkan, ses desen sesi olmayan, yetenek desen yeteneği olmayan ‘amcalara’ prim vermeyin.

Çünkü onlar müzik yapmıyor, müziği katlediyor.

Bu katletme haliyle duyguları sömürüp, sizlerden 3-5 bir şey koparıyor.

Ortaya çıkan gürültü kirliliği de cabası.

Tabii onları görünce hakikaten müzik yapan, belki gelecekte iyi bir müzisyen olacak gençlere bir şans vermiyor, dinlemiyoruz.

Eğer, müziği katledenlere prim vermezsek Yürüyüş Yolu’nda kaliteli müzik yapan gençlerin sayısı artacak, bizim de kulağımızda hoş bir tını kalacak…

 


 

Keşke böyle bir gün olmasaydı

Bugün 12 Haziran.

Bu tarihin bir anlamı var.

‘Keşke olmasaydı’ dediğim bir anlamı.

Bugün Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü…

Sokaklarda koşturması, oyunlar oynaması, okuluna gitmesi, gelecek günlere dair güzel hayalleri olması gereken çocuklarımız ne yazık ki bu sistemde ‘işçi’ hatta ‘köle’ oluyor.

Ne yazık ki dünyada milyonlarca çocuğun tek hayali akşam evlerine götürecek bir ekmek…

Halbuki doktor olmayı, mühendis olmayı, öğretmen olmayı, hukukçu olmayı, gazeteci olmayı, başbakan olmayı belki cumhurbaşkanı olmayı, bir ülkeyi yönetebilmeyi ve nicelerini hayal etmeleri gerekiyordu.

Bir uçurtmanın peşinden koşar gibi hayallerinin peşinden koşmalıydı onlar. Eve ekmek götürmenin peşinde koşmamalıydılar.

Ve biz bu çocukları gördükçe insanlığımızdan, yetişkinliğimizden utanıyoruz.

Minicik bedenleri, çok ağır bir yükün altında.

Dünya bu kadar zenginken onlara bu hayatta ‘işçilik’ düştü ya…

Bir gün mutlaka çocuklar çocukluklarının hakkını vererek yaşayacak, dünya da bunu görecek…

Çocuk işçiler olmasaydı da biz de takvim yapraklarında ‘Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nü görmeseydik…

 

Ve küçük omuzlarında dünya kadar bir yükle yaşayan çocuklarımıza Nazım’ın dizeleri armağan olsun…

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler…

 




ETİKET :  

Tümü