Gurme Kaşif Kiev’de

Gurme kaşif Gamze Kır Sapancı ve eşi Akın Sapancı, bu ay Ukrayna’nın başkenti Kiev’den selamlıyor bizi. Kiev’de geçirdikleri iki gün boyunca bu güzel kenti adım adım gezen, yepyeni lezzetler keşfeden ve yurdumuza güzel anılarla dönen Sapancı çifti, bizler için rehber niteliğinde bir gezi yazısı kaleme aldı

11:35:02 | 2018-08-07

HAZIRLAYAN: GAMZE KIR SAPANCI

 

FOTOĞRAFLAR: AKIN SAPANCI

 

Bu kez Ukrayna’nın başkenti Kiev’i keşfetmek için yollardayız… Yolculuğumuza, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan başlıyoruz. Türkiye’den Kiev’e direkt uçuş veya Lviv üzerinden kara ya da tren yolculuğuyla ulaşım sağlayabilirsiniz. Bizim tercihimiz, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Lviv’e uçuş; sonrasında da keyifli bir tren yolculuğuyla Kiev’e geçmek yönünde oldu.

Ukrayna’ya giriş için artık vize gibi pasaport da gerekmiyor. Sadece yeni TC kimliğiniz olması yeterli. Eğer kimliğinizi yenilemediyseniz, pasaportla giriş sağlayabiliyorsunuz. Kimlik/pasaport kontrol noktasında, polisler sizi özel bir odaya alarak bazı sorular soruyor. Kaç gün kalacağınız, otel rezervasyonu, dönüş bileti ve hesabınızdaki para miktarı gibi... Bizim otel rezervasyonumuz olmamasına rağmen herhangi bir sorun yaşamadık; eminim bunun nedeni evli bir çift olmamızdı. Maalesef bekâr Türk erkeklerinin Ukrayna’ya olan yoğun ilgisi, ülkeye girişi birazcık uzatıyor. Şimdi gelelim, gezimizin detaylarına. Kiev turunuza başlamadan önce kendinize bir gezi haritası oluşturmanızı tavsiye ederim. Gezilecek o kadar çok nokta var ki haritanız olduğunda, yakın rotaları birlikte bitirmiş ve zamanınızı daha etkin kullanmış olacaksınız. Benim vermiş olduğum sıralama, 2 günlük Kiev seyahatimizde sırayla gittiğimiz yerler şeklinde. Hazırsanız başlıyoruz…

 

KHRESHCHATYK CADDESİ

Kiev’in ana caddesi olan Khreshchatyk; cadde boyunca sıralanan restoranları, alışveriş mağazaları, tarihi yapılarıyla oldukça dikkat çekiyor. İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılan tüm binalar Kızıl Ordu tarafından tekrar inşa ettirilmiş. Bu cadde hafta sonu ve resmi tatil günlerinde araç trafiğine kapatılıyor. İlk günümüzün pazara denk gelmesi sebebiyle biz caddenin trafiğe kapalı halini de görmüş olduk, çok havalıydı. Hem rahatlıkla yürüyebiliyor hem de fotoğraf çekilebiliyorsunuz, ayrıca cadde boyu sokak sanatları ve gösterileri de sizi bekliyor. Yaya yolu bulunmadığından ve trafiğin oldukça yoğun olması sebebiyle cadde hafta içi bu cazibesini kaybediyor. Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz Khreshchatyk Caddesi, Kiev’in en önemli noktası; gezi boyu sürekli bu caddeye dönüyor olacaksınız.

 

BAĞIMSIZLIK MEYDANI

Khreshchatyk Caddesi boyunca yürüdükten sonra, caddenin sonundaki meydan sizi karşılıyor olacak. Bu meydan Bağımsızlık Meydanı olarak adlandırılıyor. Geçmişte ‘Yüksek Koru’ şeklinde adlandırılan alan üzerine inşa edilmiş. Bulunan anıt şehrin 4 kurucusu adına yapılmış olan meydanda, baş melek Mikail’in tasvir edildiği büyükçe bir heykel de mevcut. Bağımsızlık Meydanı, özellikle akşam saatlerinde oldukça hareketli oluyor. Meydanda bulunan parkta 21.00-23.00 saatleri arasında müzikli su gösterileri yapılıyor. Adeta görsel bir şölen... Hemen yanında bulunan parkta ise çimenlerin üzerine serilmiş, Kiev’in tadını çıkaran insanları görmek mümkün. Meydanda uzun uzun vakit geçirmek ve Kiev’i gözlemlemek için mutlaka zaman ayırın.

 

AZİZ SOFYA KATEDRALİ

İsmini İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’nden alan katedral, 11. Yüzyıl’da inşa edilmiş. Girişte büyük bir çan kulesi ve yemyeşil bahçesiyle sizleri karşılıyor. Yeşil soft rengi ve altın sarısı kubbeleriyle ihtişamlı bir görünüme sahip. Bin yıllık bir tarihe sahip olan kilise, şu anda müze olarak kullanılıyor; içeri giriş ücreti, 1 kişi 20 grivna. Çan kulesine çıkıp şehri panoramik olarak görebilirsiniz.

 

 

ALTIN KUBBELİ KATEDRAL

Altın Kubbeli Katedral ise 1108-1113 yıllarında kurulmuş. Aziz Sofya Katedrali’nden yürüyerek gidilebilecek kadar yakın bir mesafede. Hatta Sofya Katedrali’nde, çan kulesinden bakıldığında hemen görülebilmekte. Katedrale pazar günü 18.00-19.00 saatlerinde giderseniz ayin izleme şansını da yakalayabilirsiniz.

 

ANDREWSKI YOKUŞU

Dinyeper Nehri’ne doğru inen, sağlı sollu nehir manzaralı, el sanatlarının satıldığı tezgâhlarla dolu; Arnavut kaldırımlı dokusuyla tarihi bir yokuş düşünün. Bu şirin yokuş ki Ukrayna el emeğinin her örneğini görebileceğiniz, hediyelikler alabileceğiniz tezgâhlarla dolu. Ukrayna’nın tüm tarihi ve kültürel mirası adeta bu tezgâhlarda sergileniyor. Özellikle nakış, işleme örnekleri pek fazla. Yöresel elbiseler, antika eşyalar, matruşkalar... Geçmişte ise üst tabaka ile alt tabakayı birbirine bağlayan önemli bir geçit görevi görüyormuş. Bu sebeple de geçmişten günümüze dek önemini kaybetmemiş.

 

ÇERNOBİL MÜZESİ

Kontraktava Meydanı’ndan sol ileriye doğru gittiğinizde, Çernobil Müzesi’ne ulaşabilirsiniz. Müzeye giriş 20 grivna. 20.Yüzyıl’ın en büyük nükleer kazası olan Çernobil ile ilgili her türlü detaya burada rastlamak mümkün. Bu müzeyi gezerken oldukça üzüleceksiniz. Ölen insanlara ait fotoğraflar, boşaltılan köylerden kalan bazı eşyalar, ayrıca patlama sonrası nükleer kazadan etkilenen ülkelere ait dağılımları gösteren dijital haritalar da mevcut. Aynı zamanda Çernobil ile ilgili kısa bir film de izleyebiliyorsunuz. Bu müzeyi gezerken dehşete kapılacaksınız. ‘Çernobil ile alakalı daha detaylı bir gezi yapmak isterim’ diyenler için Andrewski Yokuşu’ndan inerken sağda bir Çernobil Tour Ofis bulunuyor. Buraya kayıt yaptırarak Çernobil kasabasına düzenlenen günlük turlara katılabilirsiniz. Tabii hala radyoaktif bir bölge olduğu düşünüldüğünde ne kadar mantıklı olacak ona siz karar verin. Bu tur için bir takım kurallar var. Yeme içme yasak, radyoaktivite miktarını gösteren cihazlarda, oran sınır üzerinde çıkarsa bulunduğunuz alanı terk ediyorsunuz vs.

 

ALTIN KAPI

1017-1024 yıllarında Kiev Prensliği’nin kurucusu Yaroslav Mudri’nin emriyle inşa edilen kapı, Konstantinapolis’in ana kapısı kopya edilerek yapılmış. Daha sonra kapının yıkılmasıyla birlikte, 1982 yılında aslına en yakın şekilde tekrar yapılması sağlanmış ama eski haliyle yenisi arasında epey fark olduğu görülmekte. Güneşin, Altın Kapı üzerinden doğması nedeniyle Kiev halkı tarafından ‘Gökyüzü Kapısı’ olarak da adlandırmakta.

 

BARIŞ VE KARDEŞLİK ANITI

Kiev’in en büyük parklarından biri olan Cross Park’ta yer alan 60 metrelik bu yapı, insan eliyle yapılan en büyük gökkuşağı anıtı olma özelliği taşıyor. İsminden de anlaşıldığı üzere çeşitliliği simgeleyen yapı, People’s Friendship Arch (İnsanların Dostluk Kemeri) adını taşıyor. Gökkuşağı Anıtı, bulunduğu parktan Dinyeper Nehri manzarasını da görürken, gece ışıklandırılmış haliyle de oldukça ilgi çekici.

 

MAĞARALAR MANASTIRI

Adını, içerisinde bulunan 18 kilisenin bir kısmının yer altında olması sebebiyle alan Mağaralar Manastırı, adeta bir kiliseler sarayı. Altın kubbeli manastırı ve görkemli görünümüyle büyüleyen manastır mutlaka ziyaret edilmeli. Mağaralar Manastırı’na gelebilmek için yürüyerek, Barış ve Kardeşlik Anıtı sonrası yeşil parkları kullanabilirsiniz ama ‘o kadar uzun mesafe yürüyemem’ derseniz, metroya binerek Arsenalna durağında inmeniz gerekiyor. Biz gezimiz boyunca yürümeyi tercih ettik ki eğer uyku probleminiz yoksa mutlaka yola erken çıkarak planlı bir şekilde yürüyüşle keşifler yapın. Böyle olduğunda bazen çok farklı noktalar da keşfedilebiliyor. Ukrayna’daki pek çok mimari yapı gibi UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Mağaralar Manastırı, oldukça ilginç bir manastır topluluğu aslında. İçerisinde eski rahiplerin mumyalanmış heykelleri de var. Burada ziyaret etmeniz gereken en ilginç yer ise Mikro Minyatür Müzesi olacak, şüphesiz. Sadece mikroskopla bakılıp görülen eserleri mutlaka görün.

 

ANAVATAN HEYKELİ

Nazi/Sovyet Savaşı anısına, paslanmaz çelikten inşa edilmiş olan Anavatan Heykeli, 16 metrelik kılıcı ve 62 metrelik boyuyla neredeyse tüm şehirden görülebilen bir Sovyet kalıntısı olarak biliniyor.

 

NEREDE, NE YENİR? 

Eğer, ‘Nereye gidersem gideyim, Türk yemek kültüründen vazgeçemem’ diyenlerdenseniz Ukrayna’da olduğunuz için oldukça şanslısınız. Pek çok noktada Türk işletmeci bulmak, Türk yemeklerini yemek mümkün. Hatta işletmeciler bununla kalmamışlar her şeyiyle Türkiye’de hissetmenizi sağlayacak küçük detaylara da dikkat etmişler. Çalışanların hepsinin Türkçe bilmesi, su markasının Türk olması küçük ama hoş detaylar. Kiev’e gelirseniz, her yerde kahve satan seyyar minik arabalardaki kahvelerin tadına bakmadan asla dönmeyin. Özellikle manzara noktalarında, parklarda ve caddelerde, insanların yoğun olduğu lokasyonlarda usulca bir noktaya konuşlanmış kahve arabaları harika. Her çeşit kahve bulmak mümkün. Fiyatlar ise oldukça ucuz. İçmezseniz ayıp olur

 

LVIV CROISSANTS

Böyle bir kruvasanı daha önce yemiş olmadığımı düşünüyorum, zaten içeriye girdiğinizde daha siparişi vermeden kokuya âşık olacaksınız. İster kahvaltı tercihiniz olsun, ister ara öğün olarak değerlendirin ama her çeşidini mutlaka deneyimleyin. Biz çikolatalı, vejetaryen ve tavuklu olarak denedik, yanında harika soft bir limonata veya portakal suyuyla çok güzeldi. Fiyatlar tabii ki makul. 2 çikolatalı kruvasan, 1 americano ve 1 latte fiyatı 95 grivna. Gerçekten komik fiyatlar. Sebzeli, tavuklu gibi pek çok seçenek mevcut. Her öğün atıştırmalık olarak değerlendirilmeli. Liviv’e gittiğimizde de sık sık uğrayıp kruvasana doyduk diyebilirim.

 

 

PUZATA KHATA

Ukrayna’ya gidip ülkeye ait tatları deneyimlemek istiyorsanız mutlaka Puzata Khata’ya uğrayın. Hem fiyatlar çok makul hem de çeşit çok fazla. Biz 5 çeşit yemek, 1 içecek ve 1 salata için sadece 173 grivna ödedik ve fazlasıyla doyduk, yiyemediklerimiz de oldu diyebilirim.

 

 

TURKISH HOUSE

‘Kahvaltı olmadan güne başlayamam’ diyorsanız mutlaka ama mutlaka Turkish House’u tercih edin, asla pişman olmayacaksınız. İşletmeci oldukça güler yüzlü, garsonların hepsi Türkçe biliyor. Serpme kahvaltı tercih ederseniz kahvaltılık ürünler, sucuklu yumurta ve sınırsız çay şeklinde sadece 259 grivna. 2 kişi rahatlıkla doyuyorsunuz ve gerçekten kendinizi memlekette hissediyorsunuz. Turkish House’da yemekler de oldukça güzel. Yalnız belirtmek isterim ki Ukrayna çok ucuz olduğundan dolayı, bu tip Türk mekânlar onlara göre biraz daha fiyatlı gelebiliyor. Paça çorba, domates çorba (kraton ile), etli güveçte kuru fasulye, pilav, Gavurdağı salata, lahmacun için ödenen fiyat sadece 279 grivna. Bu şekilde bir seçim ile 2 kişi rahatlıkla doyuyor. Size tavsiyem marketler dışında hiçbir kafede su almamanız, ciddi anlamda pahalı oluyor. Onca ucuz şeyden sonra suya verilen paraya acıyorsunuz. Burada su 39 grivnaydı mesela.

 

CIMES CAFE

Çernobil Müzesi ziyaretimizden sonra dinlendiğimiz bu kafede 1 americano, 1 latte ve 1 sufle için 130 grivna ödedik. Yol üzerinde, oldukça şık bir kafeydi. Ahşap tasarımı ve çiçekler içindeki masalarıyla keşif sonrası uğranabilecek harika bir mekân.

 

İLETİŞİM

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze