Gülümsemek olsun

11:06:36 | 2018-10-01
Hatice Kocaman
Hatice Kocaman      hatice@kocaelilife.com

Karalama defterine döndü artık canım vatanım. Cinayetler, maddi sıkıntı intiharları, çocuk kayıpları... Peki, artık vatanımda yaşamak ne ister? Sabır. Hevesinizi, coşkunuzu, enerjinizi törpüler. Aksayan bir şeylerin bir yerinden tutmaya kalktığınızda, tuttuğunuz yerin kopmasına alışmanız gerekir burada. Hayatınıza devam edebilmek için bir an evvel boş vermeye, sıradanlaşmaya, yüzeyselleşmeye, boyun eğmeye, kadere teslim olmaya başlamanız gerekir.

Aslına baktığında bir yerde yaşamak; leyleklerin nedeni bilinmez bir şekilde sizi burada bıraktıkları tarihten itibaren sürdürülen eylemdir. Yaşamaktan ne anladığınız, göreceli duygular barındırır. Sanki başka bir yerde var olduk da bu ülkeye ışınlandık yanlışlıkla ya da bu ülkenin koşulları içine doğduk, burada biçimlendik bir çoğumuz ve burada yaşamanın koşullarının oluşmasına herkes kadar katkıda bulunduk. Tam bu ülkenin insanıyız, aynen ona benziyoruz!

Güvensizliği öğrenmek ve daha kötüsü buna alışmak... Hastanelerde istenen tahlillere, doktorlara, basına, kırmızı ışığa, resmi imzalı ‘kuş gribi yoktur’ belgelerine, devletin kurumlarına, eğitim sistemine güvenmemek, güvenmemeyi doğal karşılamak.

Yükselme hevesli bir birey olarak ‘yüksek yapı’ takıntısıyla, balık istifi sokakların üzerinde inşa edilmiş dairelerin birinde, gel-gitler içinde dünü yarına bağlamaya çalışmak.

Acilde, idrar tahlili için gittiği tuvalette pislikten çömecek yer bulamayıp, “biz ayakta da...” yiğitliğiyle elde edilen numuneyi hemşire hanıma verip; bizden önce nice canların kanının bulaştığı kanlı eldivenlerine kolunu uzatırken gözünü bile kırpmamak. Kanının konulduğu tüpü kapatmak için kolundan çıkan enjektör iğnesini hasta yatağına sapladığında hiç yadırgamamak.

Hınca hınç araba dolu sokaklarda park etmek istediğinde “dükkanın önünü kapatma” diyen esnafa, “canın sağ olsun” derken, tansiyonu yükselse de sallamamak.

İşe giderken sinir krizi geçiren otobüs şoförünün “başlarım otobüsüne” diyerek kontağı kapatıp, aşağı inince sigarasını yakıp oracıkta kendi başına greve girmesine de bir şeycikler dememek; kös kös inip öbür otobüsü beklemek.

Ve bunun gibi daha neler neler nelerin yaşandığı bu toprakları ve insanını hem kızarız hem de sevmek. Acaba biz deli miyiz neyiz?

Eğer kısa süreliğine de olsa yurt dışına çıktığınızda, söylenince karşınızda anlayan, size karşılık veren, üstüne bir de kavga çıkaran insanları bile özlediyseniz, Türkiye’de yaşamak güzeldir, lezizdir.

Düşüncenin ve duygunun çoğu ustasını hırpalayıp, sürmüş hatta öldürmüşüzdür ama onlar da özlemiştir güzel ülkelerini. Hiçbir aşığına çok iyi davranmasa da kara sevdaya benzese de sevince, geriye dönüş yoktur. Başka ülkeler, başka coğrafyalar ve insanlar bir noktadan sonra hep hikayedir...

Yine de yaşamak, güzeldir. Çok çok güzeldir hem de. Her güzel şeyin olduğu gibi bunun da değeri ancak kaybedince anlaşılır.

Öyle çok acı çekildi ki Anadolu topraklarında yüzyıllarca. Yeter artık yüzümüz gülsün, Türkiye’de yaşamak gülümsemek olsun.




ETİKET :   hatice kocaman

Tümü