kocaeli , 12-12-2019

Geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın merkezi: GETAT KLİNİĞİ

Geleneksel ve tamamlayıcı Tıbbın mucizevi etkilerinden faydalanmak istiyorsanız, sağlık bakanlığı’ndan onaylı, alanında uzman iki hekimin görev yaptığı, 8 branşı tek çatı altında toplayan özel izmit getat kliniği’ne başvurabilirsiniz

15:25:34 | 2019-04-03

RÖPORTAJ: Serpil ÇOLAK

FOTOĞRAFLAR: İ. Hakkı Timuçin

 

Geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın mucizevi etkilerinden faydalanmak istiyorsanız, Özel İzmit GETAT Kliniği’ne uğramalısınız. Neden mi? Çünkü Özel İzmit GETAT Kliniği, Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı bir klinik. Geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın 8 branşını aynı çatı altında bulabileceğiniz tek klinik. Ve bu klinikte iki uzman hekim görev yapıyor; göğüs cerrahisi uzmanı Opr. Dr. Cemalettin Cihangir ile fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı Uzm. Dr. Beyza Aksu. Bütüncül bir tedavi yönteminin izlendiği klinikte hastalar önce tepeden tırnağa muayene ediliyor, sonra uygun tedavi yöntemlerinden biri ya da birkaçı belirlenerek, bir yol haritası çıkarılıyor. Hastalar, her branş için özel olarak hazırlanmış tam donanımlı odalarda, steril bir ortamda, ehil kişiler tarafından tedavi edilerek sağlığına kavuşturuluyor. Siz de kendinizi ve ailenizi seviyorsanız; hacamat, sülük tedavisi, akupunktur, mezoterapi, ozon terapisi ya da fitoterapi uygulamalarını uzman ellere bırakın. İzmit Özel GETAT Kliniği’ni daha yakından tanımak istiyorsanız, Opr. Dr. Cemalettin Cihangir ve Uzm.Dr. Beyza Aksu ile yaptığımız bu röportajı kaçırmayın. Şimdiden keyifli okumalar.

 

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp teriminin açılımını yapar mısınız?

 

Cemalettin CihangirGeleneksel ve tamamlayıcı tıbbın geçmişi, insanlık tarihi kadar eski. İnsanlık var olduğu günden beri hastalıklar da vardı, hastaları iyileştirmeye çalışan şifacılar da... İşte bu şifacılar gerek bitkilerden gerek hayvanlardan gerekse bir takım yöntemlerden faydalanıp hastaları iyileştirmeye çalışıyordu. O günlerden günümüze kadar gelen üç yöntem vardır; hacamat, sülük tedavisi ve akupunktur. Modern tıbbın 1800’lü yıllarda geliştiğini düşünürsek, hacamatın 10-15 bin yıl öncesine dayanan bir yöntem olması, eski Mısır’da bile kullanılması, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın öneminin anlaşılması açısından yeterli bir örnek bence.

 

 

Hacamatın tarihi o kadar eski mi?

 

Hacamat, şifacılar tarafından 10-15 bin yıldır kullanılan bir yöntem. İslamiyet’te de kabul görmüş, hasta insanların tedavisinde bu yöntemden faydalanılmış. Peygamber efendimizin de hacamat yaptırdığı ve tavsiye ettiği biliniyor. Bizim dinimizde hacamat bir ritüele dönüşmüş. ‘Belirli zamanlarda ve günlerde yapılır’ gibi kalıplara sokmuşuz hacamatı. Hastalarımız ‘Hacamatın günleri varmış’ diyor. Aldığımız eğitimlere göre bunun bilimsel bir dayanağı yok.

O zaman, hacamat her zaman yapılabilir diyebilir miyiz?

 

Kesinlikle. Hacca giden insanlara bakın, ayın kaçı ya da hangi gün olduğuna bakılmaksızın orada hacamat yapılıyor. Ortalıkta ‘sünni hacamat’ diye bir söylem var, evet. Bize gelen hastalarımız sünni hacamat yaptırmak istediğinde, kendilerine ‘Hicri takvime göre her ayın 17-19 ya da 21’inci günleri gelin’ diyoruz. İlkbahar ya da sonbahar aylarını, pazartesi, salı, perşembe günlerini öneriyoruz.

 

Bu yöntemlerden ne zaman vazgeçmişiz?

 

Ülkemizde, Atatürk zamanında bile sülük tedavisi ve hacamata müsaade edilmiş ancak 1955-1960 yıllarından sonra geleneksel tıp uygulamaları bıçak gibi kesilmiş. Bilerek ve kasıtlı olarak. Benim sülük tedavisiyle ilgili yazdığım kitapta tarihsel anekdotlar var. 1800’lü yıllarda Avrupa’da en çok kullanılan tedavi yöntemlerinden biriymiş sülük. 1905 yılında sülüğün sıvısından bir ilaç elde edilmiş ve kullanılmaya başlanmış. O tarihten bu yana sülükle ilgili binlerce çalışma yapılmış. Sülüğün insanların kanını emerken verdiği 114 tane enzim var. Bu enzimler bizi birçok hastalıktan koruyor ve birçok hastalığın da iyileşmesini sağlıyor.

 

Hacamat ve sülük tedavisinin yanı sıra akupunkturun tarihi de oldukça eski değil mi?

 

Beyza Aksu: Yaklaşık 5000 yıldan fazla bir geçmişe sahiptir. Günümüze kadar Çin kökenli olduğu söylendiği halde, Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nde yapılan arkeolojik çalışmalarda; Uygur Türkçesi ile yazılmış, akupunktur noktalarının tarifinin yapıldığı arkeolojik tabletlere ulaşılmıştır. Buradan çıkan net sonuç şudur: Akupunktur bir Türk buluşudur. Modern tıbbın olmadığı o dönem insanları hastalanmıyor muydu? Peki, nasıl tedavi ediliyordu? Geleneksel ve tamamlayıcı tıbba uzak duranların bunu düşünmesi lazım. Biz maalesef Ortodoks tıbbıyla hastalığın gerçek nedenine yönelik bir araştırma yapamıyoruz. Hastalığa semptom odaklı, yani hastanın şikayetine yönelik olarak bakıyoruz. Diyelim ki ağrınız var, bu ağrıyı geçirmek için hastaya, kas gevşetici ya da ağrı kesici veriyoruz. Bu şekilde işleyen bir yöntem söz konusu, Ortodoks tıbbında özellikle kronik hastalıklarda hastayı tam olarak tedavi edebildiğimizi söyleyemeyiz.

 

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerine geri döndük değil mi?

 

2014 yılında Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Daire Başkanlığı kuruldu. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ise 12 branş olarak belirlendi. Bu doğrultuda hekim, eczacı ve diş hekimlerine sertifikasyon eğitimleri getirildi. Bu eğitimleri tamamlayanların Sağlık Bakanlığı’ndan onay alarak bu işlemleri yapabilecekleri açıklandı. Hekim olmayanlara ise yasaklamalar getirildi. Geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın ülkemizde yeniden ortaya çıkmasının en büyük nedeni ise Cumhurbaşkanımızın eşinin ön ayak olmasıdır. Bizim insanımızın aklı başına sonradan geliyor. Avrupa ve Amerika’da hacamat yaygınlaştıkça, 6 olimpiyat madalyası bulunan yüzücü Michael Phelps’in ve bazı Hollywood yıldızlarının sırtlarındaki kupa izleri görülünce, hacamat bizim ülkemizde de  revaçta olmaya başladı.

 

BAKANLIK ONAYLI KLİNİK

 

Sizler eğitim aldınız ve sertifikalara sahipsiniz değil mi?

 

Evet. Özel İzmit Geleneksel Tamamlayıcı Tıp Kliniği olarak da Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı bir kliniğiz.

 

Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı bir kliniğin özellikleri nelerdir?

 

 

Burada hekim olması ilk kural. Hangi işlemi yapacaksanız (akupunktur, hacamat, sülük, mezoterapi , ozon tedavisi) hepsinin sertifikaları olmalı. Bizler, bu kurslara zaman ayırdık ve eğitim sonunda sertifikalarımızı aldık. Tüm sertifikalarımız da duvarlarımızda asılı. ‘Ben sertifikamı aldım, hacamat yaparım’ demekle de olmuyor, kliniğin de bütün kriterleri taşıması gerekiyor. Tedaviyi uygulayacağınız yerin metrekaresinden tutun da hacamat için kullanacağınız kupalara, sülüklere kadar her şeyin kurallara uygun olması lazım. Bakanlık gelip denetliyor, onay verdikten sonra kliniği açabiliyorsunuz. Örneğin, tıbbi atık kutularınızın olması gerekiyor. Diyelim ki hekim olmayan bir yerde hacamat yaptırdınız. Hacamat sonrası oluşan kanlı poşeti sizin elinize tutuşturuveriyorlar. Bunu siz sokaktaki çöp konteynerine atarsanız bulaş olur ve bu toplumsal bir sorun haline gelir. Bunlara özellikle dikkat edilmesi gerekiyor.

 

Bu tedavilerin doktor eliyle yapılmasının ne gibi bir farkı var?

 

Biz bu işin eğitimini aldığımız için kupaları nereye koyacağımızı gayet iyi biliyoruz. Kupaları yerleştireceğiniz yerlerin çoğu akupunktur noktalarıyla izdüşüm halindedir. Biz bunu bilerek yapıyoruz. Her şeyden önce hastalarımız bize gelip ‘Hacamat yaptırmak istiyorum’ dese de biz olaya bütüncül olarak bakıyoruz. Hastanın genel olarak probleminin ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Hastanın saçından ayak tırnağına kadar sistematik sorgusunu yapıyoruz. Beslenme özelliklerinden, tuvalete çıkma alışkanlığına varıncaya dek sorguluyoruz. Yakın zamanda yaptırdığı kan testi varsa sonuçlarına bakıp, muayene ediyoruz. Fiziki muayenesine göre uygulayabileceğimiz tedavi yöntemlerini anlatıyoruz. Hastaya bütünsel olarak bakıp, hastanın ihtiyacına göre en uygun tedavi şeklini belirliyoruz.

 

İZMİT’TE YAŞAYAN HERKES HACAMAT YAPTIRMALI

 

Hacamat yaptırmak için illa ki hasta mı olmak gerekiyor?

 

Cemalettin Cihangir: Hayır. Hiçbir şikayeti olmayıp hacamat yaptırmak isteyenler de oluyor. Bana göre İzmit’te yaşayan herkesin hacamat yaptırması gerekir. Bunu altını çizerek söylüyorum.

 

Neden?

 

Çünkü çok fazla toksin yükümüz var. Bu toksinlerden kurtulmanın da iki yolu var. Ya her gün saunaya girmek ya da üç ayda bir hacamat yaptırmak. İçtiğiniz sigaradan alkole, ilaçlardan hava kirliliğine, yediklerimizden giydiklerimize kadar her şey negatif toksinlerle dolu. Elektromanyetik dünyanın da gelişmesi bu noktada önemli rol oynadı. Vücudumuz bu toksinleri bir anda atamadığı için bir yerlerde depolamak zorunda. İşte hacamat bu toksinlerden kurtulmanızı sağlıyor. Yurt dışında bu konuda yapılan çalışmalar var. Bir kişiden hacamat kanıyla aynı anda kan alınmış, iki kan teste tabi tutulmuş ve sonuçlarına bakılmış. Hacamat kanında vücutta olmaması gereken zenobiyotiklerden kurşun, arsenik, kadmiyum, alüminyum, civa gibi ağır metallere rastlanmış. Hacamat sayesinde bu toksinlerden kurtuluyorsunuz. Etrafınıza bir bakın. Her beş kişiden üçünde halsizlik, yorgunluk, cinsel isteksizlik, keyifsizlik, depresyon belirtileri var. Çevremizdeki herkes mutsuz. Herkesin sırtı, başı, dizleri ağrıyor. Hacamat yaptığımız insanlar bize ‘Sırtımda bir ağırlık vardı, sanki bu ağırlıktan kurtuldum’ diyor.

 

 

Cemalettin Bey, siz hacamat ve sülük tedavisi dışında hangi tedavileri uyguluyorsunuz?

 

Ben hacamat, sülük tedavisi, ozon tedavisi, fitoterapi ve mezoterapi yapıyorum. Fitoterapi üzerine yaklaşık bir yıl eğitim aldım.

 

Beyza Hocam siz hangi tedavileri uyguluyorsunuz?

 

Ben akupunktur, mezoterapi, ozon tedavisi, hacamat ve sülük uygulamaları yapıyorum.

 

Biraz da ozon terapiden bahsedelim mi?

 

Beyza Aksu: Ozon terapisi, bizim çok önem verdiğimiz bir tedavi yöntemi. Şöyle ki; kanserli hücre ya da hastalık oksijensiz ortamda üreyebiliyor veya ilerliyor. Diyelim ki ben kötü bir hücreyim, ilerleyebilmem için bir maske takıyorum, etrafa biber gazı sıkarak sağlam dokuya doğru ilerliyorum ancak alkali ve oksijenli ortamda ilerleyemiyorum. Ozon tedavisi bunu sağlıyor. Direk kanseri tedavi ediyor diyemeyiz ama bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Vücutta doğal öldürücü dediğimiz hücrelerimiz var, ozon tedavisi bu hücrelerin sayısını artırıyor. Bu şekilde bağışıklık sistemini düzenliyor. Örneğin multiple skleroz (MS) hastalığında oldukça etkin. MS ağır bir hastalıktır, ilerlediğinde kişide fonksiyon kaybına neden olur. Ozon tedavisi, MS’de hastalığın ilerlemesini engellediği gibi atak sıklığını da azaltıyor.

 

 

Ozon tedavisi neredeyse her derde deva. Kronik yorgunluk, iltihaplı romatizma hastalıklarına çare. Diyelim ki siz buraya sırt ağrısı şikayetiyle geldiniz, ben size ozon tedavisi uygulayabilirim. Ya da ‘yaşlanma karşıtı bir şey yapmak istiyorum’ dediniz, yine ozon tedavisinden yararlanabiliyoruz. Ozon terapisinde hücrelere daha fazla oksijen girmesini sağlayarak yaşlanmayı geciktirebiliyoruz. Hiçbir yan etkisi yok çünkü bir kişinin ozona karşı alerjisinin olması mümkün değil. Düşünün, soluduğumuz havada oksijen var. Burada önemli olan nokta ozon tedavisinin sürekliliği. Biz her bir seansta 100 cc kanınızı dışarı alıyoruz, ozonladıktan sonra geri veriyoruz. Etkinin başlayabilmesi için tüm kanınızın yüzde 15’inin ozonlanması gerekiyor. Bu da yaklaşık 7 seansa denk geliyor. Sonrasında her geldiğinizde bağışıklık sisteminizin kapasitesini artıyoruz. Bu tedavinin en az 10-12 seans sürmesi gerekiyor. Bu bir destek tedavidir, hemen regülasyon olmayabilir ama mutlaka olur ve kişi sağlığına kavuşur.

 

Cemalettin Cihangir: Ozon terapisi çok önemli bir tedavi yöntemi. Türkiye’de son 10 yıldır bilinse de yurt dışında yıllardır kullanılıyor. Yurt dışında çok pahalı bir tedavi uygulamasıdır. Ozon terapisi kompedan bir tedavi olmaya başladı. Ozon sayesinde parkinson hastalarının yaşadığı titremeler azalıyor, alzheimer hastalarında yaşanan hafıza kaybı yavaş yavaş geri geliyor. Kanseri tedavi etmiyor belki ama hastanın bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlıyor.

 

Ozon terapisi uygulayan birçok merkez var, sizin farkınız nedir?

 

Beyza Aksu: Klinik olarak temel farklılığımız, tedaviye başlamadan önce hastanın beslenmesi, uyku alışkanlığı, su ihtiyacı, egzersiz durumu dahil olmak üzere bütün parametreleri inceliyor olmamız. Sonra tedavi yöntemini belirleyip, harekete geçiyoruz. Elimizde sihirli bir değnek yok elbette ama sizi geminin dümenine oturtup, doğru yola yönlendiriyoruz. Batı tıbbından farkımızın bu olduğunu düşünüyorum. Ozon terapisini estetik amaçlı da kullanıyoruz. Yüzdeki aknelerin ve lekelerin tedavisinde ya da anti-aging amaçlı ozondan yararlanıyoruz. Ozonla lipoliz yapabiliyoruz çünkü yağ hücrelerini patlatma özelliği de var. Böylece bölgesel yağlanmada da azaltıcı bir etkisi mevcut.

 

 

SÜLÜĞÜN KİTABINI YAZDI

 

Sülük tedavisinden de biraz bahsedelim mi?

 

Cemalettin Cihangir: Sülükle ilgili Türkiye’de 4 üniversitede okutulan kitabı ben yazdım. İzmit’te bu işin kitabını yazmış bir doktorum. Kitabı yazarken üzücü bir şey öğrendim; Sülüğün anavatanı Türkiye olmasına rağmen bu tedaviyi yıllarca reddetmişiz. Sülük gerçekten mucizevi bir şey. Yurt dışında ‘doktor sülük’ diye geçer. Sülük sıvısından elde edilmiş ilaçlar var. Geçen sene Rusya, kalp krizi geçirmiş hastaların kullanması için bir ilaç yaptı sülükten. Morluklara sürmek için krem ve jel olarak üretilmiş bir ilaç da var. Ancak yanlış yerlerde ve yanlış şekillerde kullanırsanız hastalar kan kaybından ölebilir ya da hastalık bulaşabilir. Pazarda ya da başka bir yerde satılan sülükler sağlık açısından toplumsal tehdit oluşturuyor. Biz sülükleri Sağlık Bakanlığı’nın onay verdiği çiftliklerden alıyoruz.

Yaptığımız her şeyin altında hekim olarak imzamız var.

 

Beyza Aksu: Bizim sülüklerimiz tek kullanımlık. Bakanlık onaylı çiftliklerden alıyoruz ve uygulamayı steril bir ortamda, hastanın gözü önünde gerçekleştiriyoruz. Kullandıktan sonra da tıbbi atık olarak gereğini yapıyoruz. Merdiven altı yerlerde sülük tedavisi yaptırdığınızda çıkarken sülüğü elinize veriyorlar. Siz de sülükten sıkıldığınızda tuvalete atıyorsunuz. Sonra o sülüğü bulan kişi kendine yapıştırıyor ve bu durum toplumsal bir sorun haline geliyor. Bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkabiliyor.

 

Beyza Hanım, siz mezoterapi de yapıyorsunuz.

 

Ben fizik tedavi uzmanıyım. Bu klinikte aynı zamanda fizik tedaviyle ilgili olarak eklem enjeksiyonu yapıyorum. ‘Ağrı mezoterapisi’ adı altında, cildin epidermis tabakasına ilaçlar yerleştirip, tedavi uyguluyorum. Mezoterapiyi estetik amaçlı da kullanıyoruz. Cildi nemlendirmeyi sağlayan vitamin destekli sıkılaştırıcı ve kırışıklık açıcı uygulamalarımız var. Bölgesel incelme konusunda da mezoterapiden yararlanıyoruz.

 

 

Akupunkturla tek seansta sigarayı bıraktırdığınızı da biliyorum.

 

Evet, akupunkturla tek seansta sigara bıraktırma konusunda da hastalarıma yardımcı oluyorum. Bu yöntemle sigarayı bıraktırdığım çok hastam oldu. Tabii hastanın tedaviye hazır olması çok önemli. Akupunkturla birlikte kilo verdirdiğim hastalarım da var. Akupunkturu birçok hastalığın tedavisinde kullanabiliyoruz. Migrende, kas hastalıklarında, astımda...

 

KOCAELİ’DE BÖYLE BİR KLİNİK YOK

 

Kocaeli’de, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini bir çatı altında toplayan başka bir merkez var mı?

 

Bu kadar kapsamlı bir merkez yok. 8-9 branşta uygulamanın yapıldığı tek kliniğiz. Sadece hacamat ya da ozon yapılan yerler var ama hepsini bir arada bulabileceğiniz başka bir klinik yok. Kocaeli’de tekiz.

 

Hastalar neden sizi tercih etmeli?

 

Çünkü hekim tarafından, steril bir ortamda tedavi uyguluyoruz. Hastalarımıza bütüncül olarak yaklaşıyoruz, şifa vermeye çalışıyoruz.

 

Hastalar, merdiven altı yerlerde ne gibi sorunlarla karşılaşabilirler?

 

Bulaşıcı hastalıklara yakalanabilirler. İyileşemeyecekleri gibi şikayetleri artabilir. Vücutlarında iz kalabilir. Bizler hekimiz. Hem Ortodoks tıbbı hem de geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda kendimizi geliştirdik. Aynı zamanda hekim-hasta ilişkisi doğrultusunda ilerliyoruz, hastalarımızın sıkıntılarını paylaşıyor ve merak ettikleri soruları cevaplıyoruz.

 

Cemalettin Cihangir: Kendilerini ve ailelerini seviyorlarsa, bize gelsinler. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yanlış ellerde çok ciddi sorunlara yol açabilir. Bir gün çocuklarımıza kadar uzanan salgın hastalıklara sebep olabilir. Gerçekten ailelerine ve ülkelerine önem veriyorlarsa, bu işin uzmanı olan doktorlara ve merkezlere gitmeliler. İzmit’te iki uzman hekimin, 300 metrekare alanda, 8 branş üzerine multidisipliner bir yaklaşımla hasta tedavi ettiği başka bir kliniğin olmadığını düşünüyorum. O yüzden hastalarımız buraya güvenle gelebilir. Herhangi bir komplikasyon geliştiğinde bunu çözebilecek bir uzmanın yanında olmak çok önemli. Bu yüzden bizi tercih etmeliler.

 

İletişim

Adres: Yenişehir Mahallesi, Gazi Mustafa Kemal Blv. No:114, Kat:2, İzmit/Kocaeli

Telefon: 0538 429 27 86

İnstagram: ozel_izmit_getat




ETİKET :   Getat geleneksel ve tamamlayıcı tıp hacamat sülük tedavisi mezoterapi

Tümü