Enerjisiyle ışık saçıyor; Funda İlhan

Kurulduğu günden beri Kocaeli Büyükşehir Şehir Tiyatroları kadrosunda görev yapan, rol aldığı televizyon dizileriyle tüm Türkiye’nin tanıdığı bir isim olmayı başaran Funda İlhan, enerjisiyle ışık saçıyor

17:51:19 | 2018-04-07

RÖPORTAJ: Eylem Selvi Arı

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Funda İlhan, yıllarını tiyatroya adamış; güzel olduğu kadar da başarılı bir oyuncu.

Kuruluşundan beri Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın kadrosunda birbirinden önemli oyunlarda yer aldı, oyunculuk yeteneğini televizyon ekranlarına da taşıyarak tüm Türkiye’nin tanıdığı bir isim olmayı başardı.

Şimdilerde hem yeni bir oyuna hem de yeni bir televizyon dizisine başlamanın heyecanını yaşayan Funda İlhan ile çatısı altında 20 yılını geçirdiği Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde bir araya geldik; hem sanat kariyeri hem de özel yaşamıyla ilgili keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Muhteşem enerjisiyle ışık saçan bu güzel kadını daha yakından tanımaya ne dersiniz?

 

Funda Hanım, Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın kuruluşundan beri tiyatromuzun kadrosundasınız. Aslen İzmirli olduğunuzu biliyoruz. Kocaeli’yi tercih etmenizdeki sebep nedir?

1997 yılında İzmir’de kendime ait bir tiyatrom ve bir sanat atölyem vardı. Genç yaşta amacına ulaşmış bir oyuncuydum ancak o yıl elime Işıl Kasapoğlu’nun manifestosu geçti. ‘Bir tiyatro kuracağız, öyle bir tiyatro kuracağız ki…’ diye başlayan; insanın kalbinde ‘Aman tanrım böyle bir tiyatro olabilir mi?’ diye heyecan yaratan bir manifestoydu. Okudum ve çok etkilendim. Çok sevdiğim dostlarımla birlikte ‘Biz bu tiyatronun sınavına girmeli ve orada bir şeyler yapmalıyız’ dedik. Sınava girecek olan tüm sanatçıların birlikte çalışmak istediğim insanlar olduğunu görünce de bu yola girdim. Sınavı kazandım, A kadrosundan tiyatronun bir parçası oldum. Benim hayatım böyledir; büyük adımlar atmaya, hayatımı başka bir yöne çevirmeye müsait bir karakterim var.

İzmir’deki atölye ne oldu?

O dönem çok büyük emekle kurduğum tiyatromu ve atölyemi ortağıma devrettim, İzmir’den Kocaeli’ye geldim. Burada yeni bir hayata başladım. Şehir Tiyatroları’nı kurduk, bugün 20. yılımdayım. Tabii hayatım boyunca hiçbir zaman tek bir iş yapmadım, tiyatrom varken de böyleydi. Buradaki tiyatronun yanında alternatif tiyatrolarda da çalıştım, okullara hocalık yaptım.

 

 

Kocaeli’de yaşamıyorsunuz, İstanbul’a gidip geliyorsunuz değil mi?

Şu an Kocaeli’de yaşamıyorum ama 1997 yılından itibaren 10 yıl Değirmendere’de yaşadım. Gittiğim her yerde bir İzmir buluyorum kendime. Değirmendere, Eski Foça’ya çok benziyordu, orada oturmayı tercih ettim. Kocaeli’de kadim dostlarım oldu, çok güzel anılar biriktirdim ama 2008 yılında yine hayatımda keskin bir dönüş yapma ihtiyacı hissettim. İzmit ile ilişkim devam edecekti, sonuçta gençliğimi buraya verdim ama günlük hayatımda bir değişiklik yapmak istedim. Zaten dizi çekimleri için İstanbul’a gidip geliyor ve İstanbul’da yaşamayı da çok arzu ediyordum. Tiyatromuza çok genç arkadaşlar gelmiş, yeni ekipler kurulmuş, gençlere daha çok sorumluluk verilmiş ve 10. yılda benim sorumluluklarım biraz daha azalmıştı. Bu durum da özel hayatımda değişiklik yapmam için bana destek oldu. Bir de o dönem memuriyetle ilgili bir yasa çıkmış, memur olanların çalıştıkları kentte yaşama zorunluluğu kalkmıştı. Bu yasadan yararlanıp İstanbul’a yerleştim.

 

SİNEMA HAYALİM VAR

Zor olmuyor mu İstanbul-İzmit arası gidip gelmek?

Ben bu yolculuğu eğlenceli hale getirdim. Her gün gidip geliyorum, arabada müzik dinliyorum ve artık bu yol bana uzun gelmiyor.

Peki, Kocaeli’yi nasıl buluyorsunuz, 20 yıldır buradasınız…

Çok gelişti Kocaeli. Yaşamın rahatladığı bir merkez oldu. İstanbul artık bu tarafa geliyor; bu da beni çok mutlu ediyor. Sanatın, ticaretin, sanayinin, turizmin olduğu bir kent Kocaeli. 1997 yılından bugüne kadar aldığı yolu görüyorum, muhteşem.

Kara Melek, Gümüş, Mühürlü Güller, Güneşin Kızları, Kurtlar Vadisi Pusu gibi ismini sayamadığım pek çok önemli projede rol aldınız. Televizyon filmlerinde de oynadınız ancak bir sinema filmi yok hayatınızda. Neden?

Evet, sinema yok! Ben sinemayı da tiyatro gibi çok ayrı bir yere koydum hayatımda. Sinema filmi çok istedim fakat istediğim gibi bir projeyle karşılaşamadım. Gelen teklifler vardı ancak bana uygun olduğunu düşünmedim. Sinemayla ilgili beklentilerim çok büyük. Tabii, olmadı diye oturup ağlamıyorum, hala umudum var; mutlaka bana uygun senrayo ve rolle karşılaşacağım. Bu hayatta istediğim her şey oldu ve sinema da mutlaka olacaktır.

 

 

TİYATRO İLK GÖZ AĞRIM

Sizin gibi onlarca dizide oynayıp tiyatroya devam eden oyuncu sayısı azdır. Tiyatroya tutkuyla bağlısınız…

Bahsettiğim gibi ben en az iki iş yapıyorum. İki işi dengede tutmaya çalıştım. Zaman zaman tiyatrodan kısmen çekildiğim anlar oldu ancak ilk göz ağrım tiyatroydu ve asla kopmadım. Bir de sahnede olmayı seviyorum. Tiyatroda oynamanın disiplini farklı, televizyonda oynamanın disiplini farklı. İkisini de deneyimledim. Tiyatroda birebir canlı performans gösterirken insanların nefesini hissetmeniz, vermek istediğiniz mesajı anında iletmeniz bambaşka… Tiyatro tutkuyla hayatımda hep olacak.

Şu an rol aldığınız bir televizyon dizisi var mı?

Kanal D ekranlarında yayınlanan ‘İnsanlık Suçu’ isimli dizide rol alıyorum. 2. bölümde diziye katıldım. Başroldeki oyuncu Gizem’in annesi ‘Cavidan’ı canlandırıyorum. Çok güzel bir ekip ve güzel bir çalışma. Heyecanlı bir proje. Yorucu oluyor elbet, tüm arkadaşlar özveriyle çalışıyoruz.

 

KALBİMİ AÇIK TUTUYORUM

Funda Hanım, 20 yıllık sanat yaşamınızda keyif alarak oynadığınız bir rol var mı?

Bu soru sıkça soruluyor ve her oyuncu ‘Çocuklarımı birbirinden ayıramam’ diyor. Bu bir metafora dönüştü ancak gerçekten cevap vermesi çok zor bir soru. Ben çok şanslı bir oyuncuyum, her rolümü çok severek oynadım. Bundan dolayı teşekkür ve şükür ediyorum. Karşılaştığım her rolde bir adım öne geçtim, kendimle ilgili, yaşamla ilgili öğrendiğim yepyeni şeyler oldu. Bu nedenle şansımın ve şükürlerimin artmasını diliyorum. Her rolü ‘iyi ki bu kadınla karşılaştım’ diyerek karşıladım. Oynayacağınız karakterle ilgili o kıymeti hissetmezseniz o karakteri hatırlamazsınız bile. Ben tüm karakterlerimi hatırlıyorum.

 

 

Biraz özel hayatınızı konuşalım… Hiç evlenmediniz, değil mi?

Evlenmedim. Başlangıçta evlenmeyi hiç istemedim. Hayatı ortak yaşamaya dair fikirlerim farklıydı. Evlenmeyi gerekli bulmuyordum. Taa ki babamın ölümüne kadar. Babamı kaybettikten sonra bir şey değişti bende. ‘Ben evlenip, çocuk doğurmalıyım’ dedim ancak gözüm kapalı yürüyeceğim biriyle karşılaşmadım. O kişi henüz gelip beni bulamadı. Çok uzun bir zaman kalbimin kapıları bu anlamda açıktı, bu saatten sonra olur mu bilemiyorum. Ben evlilikle ilgili kalbimi açık tutuyorum. Bu zamana kadar bütün bir ömrü el ele, omuz omuza, büyük bir aşkla, tutkuyla geçireceğim karşılaşmalar olmadı.

Spor yapıyor musunuz?

Mesleki açıdan 18 yaşından beri sporla ilgileniyorum. Ayrıca profesyonel basketbolcuyum, gerçi artık oynamıyorum. Sporla ilgilenen insanlar bilir; her şeyi deneyince bir süre sonra sıkılıyorsunuz. Son yıllarda yüzüyorum, bir de fitintime yapıyorum. Uzun uzun spor yapmak yerine bir alet giydiriyorlar size, 25 dakika boyunca kaslarınıza yüksek derece elektrik veriliyor ve kaslarınız çalışıyor. 25 dakikanın sonunda 2,5-3 saat spor yapmış gibi oluyorsunuz.

 

BAZI YANLARIMI TÖRPÜLEDİM

Bir yengeç kadını olarak burcunuzun özelliklerini taşıyor musunuz?

Evet, yengeç burcuyum ve yükselenim de boğa. Geçtiğimiz dönmelerde daha çok taşıyordum burcumun özelliklerini ancak zaman içerisinde bazı yanlarımı törpüledim. Bu yaşamda bana ayrılan süre sona erinceye kadar gelişimimin, hızımın, nefes alışımıb farkında olarak yaşıyorum. Hep gelişimden yana oldum. Beğenmediğim bir yanım varsa ‘Bu yanımla yaşamaktan hoşnut değilim’ diyerek onu pozitifi ile değiştirebilme özelliğine sahibim. Bol egzersizle oluyor bu.

Peki, en hoşlanmadığınız yönünüz, huyunuz nedir?

Mesela sigarayla ilgili bir sorunum vardı. 8 yıl oldu bırakalı ve çok pişmanım sigara içtiğim için. Ben hayatımda değiştirmek istediğim şeyler çok olmasın istiyorum fakat bazen tutkunun karanlık tarafını yaşadığım durumlar oluyor. Tutku aslında aydınlık bir şeydir, yaratıcı bir duygudur. Tutkuyu bana zarar verecek şekilde kullandığım bir alandı sigara. Tutku ve müptelalık arasında ince bir çizgi var, işte o müptelalığı sevmiyorum. Sigara konusunda bu müptelalığı çözdüm.

 

 

Takip ettiğiniz bir dizi var mı?

Black Mirror’u seyrediyordum ancak bu sezonu izleyemedim. Nedenine gelince; dehşet, vahşet, acıklı şeyler, üzücü haberler, sevgisiz ortamlar ya da hikayelere karşı kendimi koruma ihtiyacı duyduğum ikinci yılıma girdim. Kitaplarda da aynı şeyi yapıyorum; acıklı hikayeler okumuyorum. Bu beni rahatlatıyor. En son ‘Coco’ diye bir animasyon izledim ve çok beğendim.

Çok hassas bir kadınsınız o zaman?

Öyle görünmüyorum ancak duygusal ve hassas biriyim. Oyunculuk öyle güzel bir mecra ki kişilik özelliklerim daha bir demlendi, derinleşti. En büyük özelliğim, empati yapmak. Karşımdakini tanımadan bile onu hissediyorum. Bu empatiklik nedeniyle oynadığım karakterler derinleşiyor. Bu özelliğimi seviyorum.

Funda Hanım, Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın ‘Davet’ isimli oyununda oynuyorsunuz. Nasıl gidiyor?

Sezonumuzun yeni oyunu. Fatih Sevdi yönetiyor, genel sanat yönetmenliğini aldıktan sonra yaptığı ilk iş olarak dikkat çekiyor. Ona destek vermenin yanında tiyatronun kuruluşundan beri birlikte olduğum Aydın Sigalı, Ufuk Aşar ve genç arkadaşımız Ferdi ile aynı sahnede olduğum için çok mutluyum. Kıymetli ve güzel bir oyun.

Son olarak Kocaelili sanatseverlere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Tiyatro iyidir iyileştirir, tiyatro güzeldir güzelleştirir. O yüzden izle kardeşim.

 

 




ETİKET :   funda ilhan tiyatro sinema oyunculuk

Tümü