En büyük destekçim eşim

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın en büyük destekçisi eşi Esma Hanım. Haydar Akar, eşi için “Her konuda bana yardım eder, işimi kolaylaştırır, eksikliklerimi tamamlar” diyor

15:57:28 | 2017-08-05

RÖPORTAJ: Eylem Selvi Arı

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Bu ayki ‘Siyaset Dışı’ sohbetlerimizin konuğu CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar. Sayın Akar’ı, Derbent’teki evinde ziyaret ettik, özel yaşamına ilişkin merak edilenleri kendi ağzından dinlemek istedik. Bizleri, eşi Esma Hanım’la birlikte ağırlayan Haydar Akar’ı her ne kadar siyasetin dışına çekmeye çalışsak da söz dönüp dolaşıp siyasete geldi. Anladık ki; Siyaset, Haydar Akar için bir yaşam biçimi haline gelmiş, kılcal damarlarına kadar işlemiş. Öğrendik ki; Seçilebilecek siyaseti bıraksa da siyasetten kopmayı asla düşünmüyor, tecrübelerinden yeni nesiller de faydalansın istiyor. Ve bir kez daha test ettik ki; Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var. Haydar Akar’ın en büyük destekçisi de eşi Esma Hanım. Öğretmenlik yapan Esma Hanım, eşinin üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirebilmesi için evin ve çocukların bütün sorumluluğunu üstlenmiş. Bununla yetinmemiş, evini ve işini başkente taşımış, İzmit-Ankara arasında mekik dokumaya başlamış. Fırsat buldukça Sayın Akar’la programlara da gidiyor, eşinin yetişemediği yerlerde onu temsil de ediyor. Esma Hanım, eşinin zamanı olmadığı için onun adına alışveriş de yapıyor, iş stresini biraz olsun azaltmak için sinema geceleri de düzenliyor. Sayın Akar da bütün bunları onaylıyor ve “En büyük destekçim eşim” diyor. Gelin, bugüne kadar siyasi söylemleriyle gündeme gelen Sayın Haydar Akar’ın özel yaşamına bir göz atalım.

Daha önce köpek korkusu olan Haydar Akar, bu korkuyu Tommy ile yenmiş.

Her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır. Sizi siz yapan dönüm noktalarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Evet, her insanın hayatında dönüm noktaları vardır. İşte o anları doğru değerlendirebilirsen, hedefine ulaşabilirsin. Hayatımın ilk dönüm noktası, sevgili eşim Esma Hanım ile karşılaşmamız. Lise çağlarındaydık tanıştığımızda, 27 yıllık evliyiz. Arkadaşlık yaptığımız süreci de eklersek, 34 yıldır birlikteyiz diyebilirim. Hayatımın ikinci dönüm noktası, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni kazanmam oldu. Babam memurdu ve bize bırakacağı bir miras olmadığı için okumaktan başka şansımız yoktu. Okulumu zamanında bitirdim, zaten uzatma şansım yoktu. Askere gidene kadar yaklaşık 8 ay boyunca İstanbul’da bir okulda matematik dersi verdim. Aslında hayatıma İstanbul’da devam etmek istiyordum çünkü yaşam tarzına alışmıştım, kazancım da iyiydi. Ancak ailem İzmit’e olmamı istiyordu, bu yüzden askerden izinli olarak geldiğimde Pirelli’ye başvurmuştum.

Hemen işe alındınız mı?

Başvurumu yaptıktan sonra Esma Hanım’ın yanına, Ankara’ya gittim. Ben ODTÜ’den mezun olup Ankara’ya veda ederken, Esma Hanım üniversite için Ankara’ya gitmişti. O dönem cep telefonları falan yok tabii ki. Ankara’da iken evdekilerin halini hatırını sormak için telefon açtım, Pirelli’den işe çağırdıklarını söylediler. Apar topar İzmit’e geldim ve işe başladım. Milletvekili olana kadar da yaklaşık 23 yıl Pirelli’de çalıştım. Fabrikada herkes benim işkolik olduğumu bilir. Bir gecede 3 kez işe gittiğim olurdu. Bulvar’da oturduğum yıllar Mikro Taksi’nin şoförlerine Haydar Akar’ın evini sorsanız, ezbere bilirlerdi. Çünkü gece 2-3 kez beni fabrikaya götürdükleri olurdu. Şu an aynı tempoyu mecliste de sürdürüyorum. Sekreterlerimiz 09.00-09.30 arası meclise gelir, ben de aynı saatlerde orada olurum. Gece 03.00’te de sabah karşı 05.00’te de eve gitsem yine vaktinde mecliste olurum, asla uykuyu düşünmem.

 

HEDEFSİZ SİYASET YAPILMAZ

Hayatınızdaki dönüm noktalarından biri de milletvekili seçilmeniz sanırım.

Ben siyasete milletvekilliğiyle başlamadım. Okulu bitirir bitirmez Sosyal Demokrat Halkçı Parti’ye üye oldum. Çünkü ülkeme karşı kendimi sorumlu hissediyordum. Öğrenciyken de her yaz burada, belde örgütlerinde çalıştım. 1994 yılında da il yönetimine girdim. Siyaset yapan insanların mutlaka bir hedefi olmalı. Hedefsiz siyaset yapılmaz. Ben 2009 yerel seçimlerine kadar hiçbir yere aday olmadım. Kendime şöyle bir hedef koymuştum; Bir yerel, bir genel ve bir yerel seçimlerde şansımı deneyeceğim. 2009’da Kartepe Belediye Başkan aday adayı oldum ama aday gösterilmedim. Sonra 2011 genel seçimlerini denedim. Aday gösterilmeden önce örgütler arasında bir ön seçim yapıldı. Ben o dönem örgütten biraz uzak kaldığım için oy kullanacak kişilerin yüzde 50’sini tanıyorsam yüzde 50’sini tanımıyordum. Ancak hepsinin telefon numaralarını tek tek buldum ve aradım. O dönem 43 aday adayıydık ve yöneticileri arayan tek kişiymişim. Bu nedenle oy veren de çok oldu. Milletvekilliği sürecim böyle başladı.

O sırada iş hayatınız devam ediyordu, çalıştığınız fabrikadan nasıl bir tepki geldi?

Milletvekilliği aday listeleri gece belli olmuştu. Ancak siyasette her saniye önemlidir, her an her şey değişebilir. Listede ilk 3’e girdiğim belli olmuştu ama netleşene kadar anne-babama bile söylemedim. Sabah her zamanki gibi işime gittim. Gazeteler listeleri yayınlayınca benim oda kaynamaya başladı. Telefonlar susmuyordu. Hemen fabrika müdürü ve personel direktörüyle bir görüşme yaptık. Siyaset konusunda fabrika yönetimden birkaç kez de mobbing yemiştim. Diğerlerine örnek olacağımı düşünüyorlardı. Ben de “Bu seçimlere gireyim, sonra oturur, konuşuruz” demiştim. Babam da o dönem “Fabrikadan sakın istifa etme, işini kaybetme” diye sürekli tembihliyordu. Fabrika yönetimiyle konuştuk, seçim sürecinde görevimi bırakmam konusunda anlaştık ama seçilene kadar babama işten ayrıldığımı söyleyemedim. Babam 45 yıllık devlet memuruydu ve garanticiydi. Böylece 2011’de milletvekili seçildim.

Haydar-Esma Akar çifti evde oldukları zaman köpekleri Tommy ile stres atıyor.

 

BİR TEK HANIM ŞİKAYETÇİ!

Peki, milletvekilliğiyle birlikte hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Aslında hayatım çok değişmedi. Milletvekili seçilmeden bir yıl önce Derbent’teki bu eve taşınmıştık. Zaten işkoliktim, mecliste fabrikadaki tempomdan daha yüksek çalışıyorum. Cumartesi-pazarım yok, hafta içim yok. Görevlerime ve vatandaşa ayırmam gereken zamandan çalıp ailemle vakit geçireyim gibi bir düşüncem yok. Görevlerimi sorumluluk bilinciyle yapıyorum. Çocuklarla uzun süre görüşmediğim oluyor. Bir tek hanım bu durumdan şikayetçi.

Ne gibi bir şikayeti var?

İkimizin de emeklilik dönemi yaklaştı. İnsanlar hayata iki defa gelmiyor. Birlikte geçireceğimiz zamanlar ve seyahatler en aza indi, hatta sıfırlandı. Yaklaşık 7 yıldır birlikte bir şey yapmıyoruz diyebiliriz. Meclisteki yoğun temponun yanı sıra yurt dışı seyahatlerim oluyor, başka kentlerde görevlendirildiğim oluyor, hep evden uzak oluyorum, bu işin çilesini en çok hanım çekiyor. Bir de hafta sonları benimle birlikte sürekli yollarda. Ankara-İzmit arasında mekik dokuyoruz. Yetişebildiği kadar benimle birlikte programlara da katılıyor, yetişemediğim yerlere gidiyor, eksikliğimi hissettirmemeye çalışıyor.

Çocuklarla da eşiniz ilgileniyor doğal olarak…

Büyük kızım Dila, Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünü bitirdi, özel bir kuruluşta çalışıyor. Küçük kızım Ece de hukuk okuyor. Kızlarım şimdi İstanbul’da birlikte yaşıyorlar. Çocukların ihtiyaçlarıyla hanım ilgileniyor, sıkıntıları o göğüslüyor. Ayrıca bir de benimle ilgileniyor.

Haydar Akar ve eşi Esma Hanım fırsat buldukça evlerinde vakit geçiriyor.

140 YILDIR DERBENT’TEYİZ

Daha önce Yahya Kaptan’da oturuyordunuz neden şimdi Derbent?

Ben burada doğdum, burada büyüdüm. Benim ailem 140 senedir burada oturuyor. İlk evlendiğimizde Bulvar’da oturduk, oradan Plajyolu’na taşındık. Tabii hep kiradaydık. Plajyolu’nda bir kooperatife girdik ancak depremde ağır hasar aldı ve yıkıldı. Biz de bir daha İzmit’te ev düşünmedik. Depremden sonra Derbent’e gelmiştik, bir yıl kadar burada yaşadıktan sonra Yahya Kaptan’a taşınmıştık. Milletvekili seçimlerinden bir yıl önce Derbent’e geri döndük. Tüm ailemle aynı mahallede yaşıyoruz. Ankara ve Derbent arasında mekik dokuyoruz.

Ailenizle yapmayı özlediğiniz bir şey var mı?

Çocuklar küçükken yaz tatillerine giderdik. Herhalde birlikte tatil yapmayalı 10 yıl oldu.

Yakın zamanda bir tatil planınız var mı?

Maalesef yok. Aslında evimizi özlüyoruz. Ve vaktimizi yollarda geçirmek yerine evimizde zaman geçirmek istiyoruz. Yol insanı çok yoruyor ancak bu bir görev ve sonlanana kadar en iyi şekilde yapmaya çalışacağım. Kendimize zaman ayıralım, memleketin, vatandaşın problemiyle uğraşmayalım, yaşamımızın konforunu daha fazla genişletelim diye bir hayalimiz yok. Tek amacım; verilen görevi layıkıyla yapmak, zamanında bırakmak ve bıraktığımda arkamdan ‘Verilen görevi layıkıyla yerine getirdi’ dedirtmektir.

‘Nereden bulaştım siyasete’ dediğiniz, bunaldığınız anlar oluyor mu?

Asla, herkes iş konusunda kariyer planı yaparken ben siyasette kariyer planı yapardım. Hep siyasetin içerisindeydim. Bana sağlanan bu olanağı en iyi şekilde değerlendirmek önemli. Cumhuriyet Halk Partisi gibi büyük bir camianın içerisinde bulunmak diğer partilere benzemiyor. Bizim partimizde bu pozisyonlara gelmek zordur. Emek ister. Allah bana bu görevi nasip etti, ben de bunu layıkıyla yapmaya çalışıyorum. Siyasetten bunalmam. Ben meclis açıkken asla meclisi terk etmem. Parti grubumuzun Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu başkanıyım. Çalışmaları asla aksatmam. Hangi konuda olursa olsun raporları okur, komisyona ve meclise öyle giderim. Tabii bunlar belki pek çok insanı yorar ama benim esas hobim çalışmaktır. O yüzden çalışmaktan yorulmam.

En belirgin kişisel özelliğiniz nedir?

Sakin ama çabuk kızan biriyimdir. Kahrımı en çok çeken de eşimdir.

Çalışmak dışında başka hobiniz var mı?

Siyaset yapmak (gülüyor). Spor yapmıyorum. En büyük sporum sayın genel başkanımızın gerçekleştirdiği ‘Adalet’ yürüyüşü oldu. Sayın genel başkanımızla birlikte bir gün hariç tüm etabı yürüdüm. O bir gün de Artvin’e bir cenazeye gitmem gerekiyordu. Ayrıca gençken futbol oynamayı severdim. Tatile gittiğim zaman yüzmekten ziyade kitap okumayı, gazete okumayı tercih ederim.

Ne tür kitaplar okuyorsunuz?

Tarih ve biyografi üzerine kitaplar okumayı seviyorum. Şu an yabancı bir yazarın kaleme aldığı Abdülhamit’in biyografisiyle ilgili bir kitap okuyorum. Mete Yarar, Hande Fırat ve Saygı Öztürk’ün kitaplarını da şu sıralar elimden düşürmüyorum. Bunların dışında fırsat bulursam deşarj olmak için kahveye gider oyun oynarım. Kaldı ki çevremizdeki insanlar da bunu istiyor, onlarla aynı ortamlarda bulunmamızı arzuluyor. Tüm bunların yanında bir ara hanım güzel bir uygulama yapıyordu. Pazartesi günleri meclis kapalıdır ancak ben Ankara’da kalır ve kanun teklifleriyle ilgili çalışırım. Benim bu tempomu hafifletmek isteyen eşim, pazartesi akşamlarına sinema programı koymuştu. Ancak 5-6 ay devam ettirebildik. Bu sayede film kültürüm de gelişti.

Peki, müdavimi olduğunuz bir dizi var mı?

Dizi seyretmiyorum. Ama şu an Amerikan başkanlarını anlatan House of Cards isimli diziyi seyretmeye başladım. O da eşim seyretmemi istedi. Ayrıca televizyon kanallarında dinlenebilecek konuklar varsa onları seyretmeyi tercih ederim.

Çalışırken dinlediğiniz bir şarkı, türkü var m?

Hayır o da yok. Tabii müzik dinlemeyi severim, ama birisi açarsa dinlerim (gülüyor). Dinlediğim özel bir müzik yok, sesim de yok kulağım da yok. Her müziği dinlerim.

Sevdiğiniz bir yemek var mı?

Yöresel yemekleri çok seviyorum. Bizim kültürümüzde karalahana vardır. Karalahana dolmasını ve yemeğini çok severim. Mısır ekmeğini, yoğurdu ve balığı severim. Balık benim için hamsi demektir. Hamsiyi çok severim. Kısacası yemek kültürüm klasik ve yöreseldir.

Hiç mutfağa girdiniz mi?

Hayır, yemek yapamam, sağ olsun her şeyi hanım yapar. Beni de zaten mutfağa sokmaz.

En büyük destekçiniz kim diye soracağım ama cevap belli…

Aynen. Hayattaki en büyük destekçim eşim Esma’dır. Her konuda bana yardım eder, işimi kolaylaştırır, eksikliklerimi tamamlar. Hayatımın her alanında var.

Hayatınızı şekillendirirken örnek aldığınız biri var mı?

Bizim için en büyük örnek; Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ayrıca genel başkanımız da bizler için bir örnektir. Kendisini çok sever, sayarım. Tam bir devlet adamı duruşuyla hareket eder. Ülkeye zarar getirecek hiçbir şeyin içerisinde olmaz. Çok donanımlı biridir ve herkesi dinler. Bazen bizlerin şalterinin attığı zamanlar oluyor ama genel başkanımız bıkmadan, usanmadan dinler.

Haydar Bey, hayatınızdan siyaseti çıkarsak geriye ne kalır?

Hayatımdan siyaseti çıkarırsak ailem kalır, köyüm kalır, Derbent kalır, sosyal çevrem kalır. 54 yaşındayım, seçilebilir noktada siyaseti çok düşünmüyorum. Ama siyasetten kopmayı da düşünmüyorum. Partinin tecrübelerimize ihtiyacı var. Gelecekte aktif olarak siyaset yapmasam da partimi desteklemeye devam edeceğim. Ben bu tecrübeleri birileriyle paylaşmak zorundayım. Bizden sonraki nesil bizim tecrübelerimize mutlaka ihtiyaç duyacak.

Kızlarınız da sizin gibi siyasete ilgili mi?

Büyük kızım Dila pek ilgili değil. Küçük kızım Ece de avukat olmak istediği için siyasete doğal olarak ilgi duyuyor. Hatta beni en çok kızlarım ve eşim eleştirir (gülüyor).

Neyinizi eleştiriyorlar?

Bazen konuşmamda söylediğim bir sözü, bazen de kıyafetimi eleştiriyorlar. Eksik gördüklerini bana mutlaka söylerler. Mesela bir konuşma yaparım ve eşim konuşma sonrası telefonla arar ‘Haydar keşke böyle demeseydin’ der. Demokrat bir aileyiz, herkes fikrini rahatlıkla ifade eder.

Bunun yanında eşim en iyi meclis izleyicisidir. Saat 15.00’e kadar televizyonda izler, sonra internetten takip eder. Bazen meclisteyken sabaha karşı birden telefonum çalar ya da bir mesaj gelir; “Kravatını düzelt.” Hemen beni kendime getirir (gülüyor).


ÇOK DUYGUSALIMDIR

Eleştiriler karşısında ne yapıyorsunuz? Kızıyor musunuz?

Hayır, hemen kendimi sorgularım. Söylediklerimi düşünürüm. ‘Acaba söylemeli miydim?’ diye sorarım kendi kendime. İnsan zaman zaman hata yapıyor. Çalışan ve üreten her insan hata yapar. Ancak bu hataları en aza indirmek gerekir. Kendini tartabiliyorsan, eleştirebiliyorsan, hatalarını yüzüne söyleyen insanlarla gerçekten iyi diyalog kurabiliyorsan, kendini düzeltirsin. Benim kızdığım şey eleştiri adı altında hakaret edilmesi. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Medyada bunu çok yaşıyoruz. Empati yapmak lazım. Kendine söylenmesinden hoşlanmadığın bir şeyi başkasına da söylememelisin diye düşünüyorum.

Hayatta en kızdınız şey? (Bu soruya Haydar Bey değil eşi Esma Hanım cevap vermek istiyor)

Esma Hanım: Haydar her şeye kızarak başlar (gülüyor). Sonra sonra yumuşar. Bir de anlamadan konuşana çok kızar.

Haydar Bey, sizi en çok ne güldürür?

Hanıma gülerim, çok güzel fıkra anlatır. Siyasete bulaşmadan olmayacak ama gülmek için de artık çok fırsatımız olmuyor. Yaşadığımız olaylar insanı neşelendiren, moral düzelten olaylar değil ki. Tabii ki etrafımızda iyi şeyler olduğunda gülüyoruz. Gülmek ve ağlamak insanın doğasında var.

Çok ağlar mısınız?

Ne kadar sert bir görüntüm olsa da duygusal biriyimdir. Olaylardan çabuk etkilenirim. Seyrettiğim bir haber bile beni duygulandırır. Ben ağlamaktan utanmam. Şehit haberlerine çok üzülürüm. Ailelerinin söyledikleri karşısında gözlerim yaşarır. Gururlu bir olaya şahit olduğumda da gözlerim yaşarır.

Hayattaki olmazsa olmazınız nedir?

Elbette siyaset. Siyaset artık yaşamımın bir parçası. Ailem, büyüklerim de benim olmazsa olmazımdır. Ben ataerkil bir ailede büyüdüm. Annemi, babamı, babaannemi görmeden yapamam. Bizde gelenektir; bayram namazlarını eskiden rahmetli dedemle birlikte köy camisinde kılardım, şimdi babamla kılıyorum. Her bayram sabahı mutlaka anne ve babamla beraber olurum. Bayram tatili nedir bilmem, ailemle geçiririm. Benim kızlarım da öyle büyüdüler. Kızlarım da büyüklerine saygıda kusur etmezler, arar sorarlar.

Hangi parfümü kullanıyorsunuz?

Yıllardır Chanel Bleu De’yu kullanıyorum. Parfümüm eşimin tercihidir. Başka parfüm kullanmam.

Kıyafetlerinizi nereden alıyorsunuz?

Özel bir tercihim yok. Kent esnafından sıklıkla alışveriş yaparım. Şu sıralar Ankara’dan da alıyorum. Takım elbiseyi severim. Hatta bazen maça bile takım elbiseyle giderim. Çok nadir spor giyinirim. Çok sevdiğim bir kıyafeti, ayakkabıyı yıllarca kullanırım.


KIYAFETLERİMİ EŞİM SEÇER

Ne giyeceğinize eşiniz mi karar verir?

Hatta bazen gider kendisi alır, getirir (gülüyor). Birlikte de alışveriş yaparız. Ben zaten alışveriş yapmayı bilmiyorum. O yüzden o bana hep yardım eder. Bir de renkli giyinmem. Benim renklerim; lacivert, siyah, kahverengi ve gridir. Gömleklerim ya mavi ya beyazdır. Ayakkabım siyahtır. Hani hiç üzerimi değiştirmiyormuşum gibi gelir ama her gün değiştiririm (gülüyor). Eşim zaten bir kıyafeti ikinci gün giydirmez.

Esma Hanım: Haydar biraz da takıntılıdır. Bir ayakkabıyı çok seviyorsa altı eskiyene kadar giyinir. Çünkü onda rahat eder ve kolay vazgeçmez.

Fobiniz var mı?

Aslında ben eskiden köpekten korkardım. Tommy’den sonra bu korkuyu yendim.

Burcunuz nedir?

21 Aralık doğumluyum. Yay burcu insanıyım.

Peki bu sorumuz Esma Hanıma; Haydar Bey burcunun özelliklerini taşıyor mu?

Yay gibi gergin bir adamdır. (gülüyor)

 

EMEKLİLİK HAYALİM…

Emeklilik hayaliniz nedir?

Nasip olursa çocuklarımız da kendi işlerini kurup, yerleşirlerse evlerine, hanımla baş başa hayatımızı devam ettiririz. Seyahat ederiz, partili gençlere tecrübelerimizi aktarırız.

Son olarak, elinizde sihirli bir değnek olsa neyi değiştirmek isterdiniz?

Bu ülkedeki yaşam şartlarını değiştirirdim. Gerçekten demokratik bir ülke olmasını, gençlerin geleceğe umutla bakmasını, her birinin iş sahibi olmasını, kadınların öldürülmemesini, herkesin özgürce yaşamasını sağlardım. Kendim için bir şey istemiyorum. Huzur içinde, refah içinde yaşayalım bana yeter.




ETİKET :   Haydar Akar

Tümü