Dünyaya çocukların gözünden bakıyor; Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı

Dünya Çocuk Psikoloji ve Pedagoji Danışmanlık Merkezi’nin kurucusu, çocuk ruh sağlığı uzmanı doktor Figen Karaceylan Çakmakcı, şans verildiği ve dünyaya onun gözünden bakıldığı taktirde, her çocuğun başarılı olabileceğini söylüyor

12:55:31 | 2018-10-01

RÖPORTAJ: Zeynep Akar

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

 

Kentimizin ilk çocuk ruh sağlığı uzmanlarından olan Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı, 2007 yılında kurduğu Dünya Çocuk Psikoloji ve Pedagoji Danışmanlık Merkezi’nde; çocuklarda görülen öğrenme sorunları, dikkat eksikliği, kaygı bozuklukları, takıntı hastalığı, depresyon gibi pek çok rahatsızlıkla mücadele ediyor. Kocaeli’nin; çocuk psikiyatristi, çocuk psikoloğu, özel eğitim uzmanı ve öğretmeninin aynı çatı altında görev yaptığı ilk kurum olan Dünya Çocuk’un kuruluş amacı, sorun çıkmadan önce önleyici yaklaşımlarla çocuğu desteklemek, bir ruhsal bozukluk söz konusu olduğunda ise tanılama ve tedavi sürecinde profesyonel destekle çocuğu ve aileyi yalnız bırakmamak. ‘Her çocuk başarabilir, yeter ki onlara bir şans verelim, dünyaya çocuk gözüyle bakabilelim’ felsefesiyle yol alan uzman Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı ile çocuk ruh sağlığının korunması için alınabilecek önlemler ve merkezde uygulanan tedaviler konusunda konuştuk.

 

 

Figen Hanım, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1972 Isparta doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise hayatım Antalya’da geçti. 1990 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’ni kazanarak İstanbul’a geldim. Fakülteyi bitirdikten sonra uzmanlığımı Kocaeli Üniversitesi’nde çocuk psikiyatrisi üzerine yaptım. Doktor kimliğim ve çocuk psikiyatristi uzmanlığımın yanı sıra disleksi eğitmen eğiticisi, psikodramatist, oyun terapisti, bilişsel davranışçı terapi uzmanlığı ve devam etmekte olan farkındalık terapisi eğiticisi eğitmenliği de uzmanlık alanlarım arasında.

 

Uzmanlık alanı olarak çocuk psikiyatrisini seçmenizin özel bir nedeni var mı?

İlk günden itibaren çocuk psikiyatristi olmak istedim. Küçük dokunuşların çocukların hayatındaki önemi, dünyayı onların gözüyle görebilmek, acılarını mutluluklarını paylaşmak beni etkiliyordu. Böylece hem çocuksu tarafım beslenecek hem de çocuklar için bir şeyler yapabilecektim. Bir de neden çocuk psikiyatrisini çok istediğimi düşündüğümde aklıma hep küçükken televizyonda izlediğim ‘Bay Yanlışla Doğru Ahmet’ programı gelir. Programı, ülkemizin ilk çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu sunuyordu, onu izlemek çok hoşuma giderdi. Çok güzel mesajlar veren bir yapımdı. Yıllar sonra Atalay Yörükoğlu’nun ilk öğrencileri, benim hocalarım oldu. Sonradan kongrelerde karşılaştığımızda da kendisine ‘sizinle büyüdüm’ diye anlattım bu durumu.

 

Biraz Kocaeli’ye gelişinizden bahsedelim…

Fakülteyi bitirdikten sonra uzmanlık eğitimim için ilk tercihim olan Kocaeli Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı’nı kazandım. Çok mutluydum çünkü yıllardır hedeflediğim, hayalini kurduğum bir alanda çalışabilmek için Kocaeli’deydim. Maalesef, bu mutluluk fazla uzun sürmedi çünkü ben Kocaeli’ye geldikten bir buçuk ay sonra deprem oldu. Hepimiz şoktaydık ama insanların da yardıma ihtiyacı vardı. Hiç vakit kaybetmeden çadır kentlerde, psikososyal destek biriminde çalışmaya başladım. 2 yıl boyunca depremden etkilenen her yerde çocuk psikiyatristi olarak görev yaptım. O dönem, işin ehli birçok hoca buraya geldi, onlarla birlikte çalışma fırsatı da buldum. Bu, benim için çok ciddi bir tecrübe oldu. Daha sonra uzmanlığımı tamamlayarak, Kocaeli’nin ikinci çocuk ruh sağlığı uzmanı olarak üniversiteden ayrıldım.

 

Üniversiteden sonra kariyeriniz nasıl ilerledi?

Bir süre Kocaeli, Adapazarı, Düzce ve Yalova bölgesindeki tek çocuk ruh sağlığı uzmanı olarak görev yaptım. 20 yıllık çocuk psikiyatristi uzmanlığım boyunca felsefem; bilimsel, kanıta dayalı ve en önemlisi de etik kuralların önemsendiği, çocuğun yararının gözetildiği bir yaklaşımla ailelere ve çocuklara yardım edebilmek oldu.

 

BÜTÜNSEL BAKIŞ AÇISI

 

Dünya Çocuk nasıl kuruldu?

Eğer çocuklarla çalışıyorsanız, çok titiz ve hassas davranmalısınız. Yaptığınız tanılamanın çocuğa yapışabileceğini, etiketlenmelere neden olabileceğini düşünmelisiniz. Ben bir hekim olarak değerlendirme, tanılama ve tedavi yaklaşımında bütünsel bakış açısının çok önemli olduğuna inandım. Çok kaynaktan bilgi almanın, farklı bakış açılarıyla değerlendirme yapılmasının gerekli olduğunu düşündüm. Kocaeli’de çocuk psikiyatristi, çocuk psikoloğu, özel eğitim uzmanı ve öğretmeninin birlikte çalıştığı; özellikle de ailelerin tedavi sürecinin parçası olduğu bir merkez yoktu. Bu nedenle 2007 yılında Dünya Çocuk Psikoloji ve Pedagoji Merkezi’ni kurdum. ‘Her çocuk başarabilir, yeter ki onlara bir şans verelim ve doğru yönlendirelim. Dünyaya çocuk gözüyle bakabilelim ki onları daha iyi anlayabilelim’ felsefesiyle, Dünya Çocuk ailesi olarak 10 yıldan fazla süredir Kocaeli’de hizmet vermekteyiz.

 

Dünya Çocuk, genel hatlarıyla hangi konularda hizmet veriyor?

Öğrenme sorunları, disleksi, dikkat eksikliği, kaygı bozuklukları, takıntı hastalığı, tik bozuklukları, depresyon, davranış sorunları; ölüm, boşanma, kardeş kıskançlığı, öfke sorunları ve korkular gibi çok geniş bir yelpazede hizmet vermekteyiz. Bunun yanı sıra ‘sorun çıkmadan önleyici ol’ sloganıyla, çocuk ve gençlerin bireysel gelişimini zihinsel ve bilişsel açıdan destekleyici atölye çalışmaları da yapıyoruz. Misyonumuz, sorun çıkmadan önce önleyici yaklaşımlarla çocuğu desteklemek, eğer bir ruhsal bozukluktan bahsediliyorsa da profesyonel bir destekle tanılama ve tedavi sürecinde çocuğu ve aileyi yalnız bırakmamaktır.

 

 

 

ATÖLYE ÇALIŞMALARI

 

Merkezde hangi terapileri uyguluyorsunuz?

Aile terapisi, EMDR, oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapiler, öğrenme ve dikkat terapisi, disleksi terapisi, kabul kararlılık terapisi, farkındalık terapisi uyguluyoruz. Psikodrama destek gruplarımız var ve otizm özel eğitim desteği de veriyoruz.

 

Biraz önce atölye çalışmaları yaptığınızdan bahsettiniz, nasıl çalışmalar bunlar?

Merkezimizde atölye çalışmalarına önem veriyoruz. Nörodikkat atölyesinde hareket ve duyu odaklı, dikkat gelişimini ve konsantrasyonu artırıcı çalışmalar yapıyoruz. Yoga atölyesinde nefes odaklı, beden algısı ve farkındalığı artıracak yoga çalışmalarımız oluyor. Psikodramada korkuyla yüzleşmeyi, hayatı prova etmeyi, özgüveni geliştirmeyi amaçlayan çalışmalar yapılıyor. Bünyemizde bulunan Dada Sanat Atölyesi ise yaratıcılık ve üretkenliği artıran resim atölyemiz.

 

Figen Hanım, çocuk psikiyatrisi kaç yaş aralığını kapsar?

Bizim alanımız 0-21 yaş. Ben, çocuk ve ergen psikiyatristiyim. Ergenlik eskiden 16-17 yaşında biterdi ancak günümüzde gençler üniversiteyi bitirip kendi ayakları üzerinde durmaya başladıkları zaman ergenlik dönemi bitiyor. Kaldı ki biz erişkin psikiyatrisi eğitimi de alıyoruz. Gerektiği zaman çocuklar için anne ve babalarla birlikte çalışıyoruz çünkü bize gelen çocukların çoğunun sıkıntısı, aile içindeki bir sorundan kaynaklanıyor. Sadece anne-babalarla değil, gerektiğinde diğer aile üyeleri, hatta çocuğun öğretmeniyle de çalışıyoruz. Çocuğun hayatını etkileyebilecek her bireye danışmanlık veriyoruz.

 

 

 

 

SEBEP, BİYOLOJİK OLABİLİR

 

Size herhangi bir sorunla gelen çocuğun değerlendirilmesi hangi adımla başlıyor?

Bunu çok boyutlu değerlendirmek gerekir. Çocuğun ruhsal olarak bir depresyonu, kaygısı, öğrenme sorunu, takıntıları ya da farklı bir sıkıntısı olup olmadığını ayırt etmemiz lazım. Diyelim ki çocuk okula gitmek istemiyor… Anne ve babayla bağlanma problemi var ya da okul ön hazırlığı olmamış. Olaya ‘bu çocuğun okul fobisi var, ilacını verelim’ şeklinde bakarsak haksızlık etmiş oluruz. Böyle bir durumda öğretmenden, evdekilerden bilgi alıyoruz. Çözüm için ilacın dışında ne yapabileceğimizi düşünüyoruz. Terapilere alıyoruz. Gerekirse en son ilaç tedavisine de başlıyoruz.

 

Psikiyatrik sorunların temelinde biyolojik sebepler yattığı da oluyor mu?

Elbette. Biz öncelikle çocuğun genel durumunu etkileyen organik bir sebep olup olmadığına bakarız. Şöyle örnek vereyim: Geçen yıl bir hastamız geldi, çocuk 2. sınıf öğrencisi ama okuma yazmaya geçememiş. Aile birçok yere götürmüş ama sonuç alamamışlar. Çocuk buraya geldi, muayene ettim ve anlaşıldı ki çocuğun görme sorunu (miyop) var. Tahtayı göremediği için okuma yazma öğrenememiş. Buna benzer şekilde, uyku problemiyle gelen başka bir çocuğumuzda kansızlık olduğunu tespit ettik. Çocuğun sorununu tespit ettiğimiz noktada sorun kendiliğinden çözülüyor. Olaylara çok boyutlu, bütünsel bakmak; her yerden ayrıntılı bilgi almak gerekiyor. Bunun için de bir ekip olmak lazım. Dünya Çocuk, bu yüzden kuruldu zaten. Ben, psikometrik testlerde uygulayıcı olamam, alanım değil. Bunu psikolog arkadaşlarım yapıyor. Sınıf öğretmeni değilim, bununla ilgili bir konu olduğunda sınıf öğretmeni arkadaşlarımdan destek almam gerekiyor. Burada alanında uzman kişilerden oluşan bir ekip, iş birliği yaparak çözüme en doğru yoldan ulaşıyor.

 

Dünya Çocuk’ta kaç kişi görev yapıyor?

Çocuk psikiyatristi olarak, ben varım. Çocuk psikologları sevgili Seçil Çiçek Eren ve Meryem Gönenç ile kurulduğumuz ilk günden beri birlikte çalışıyoruz. Okan Üniversitesi’nden sayın hocamız Safiye Ateş, özel eğitim alanında bize danışmanlık veriyor. Çocuk yogası ve nörodikkat atölye çalışmalarını yapan Öznur Alp ve Dada Sanat Atölyesi’nin kurucusu, resim aşığı sayın Betül Kubilay da geliştirici atölye çalışmalarında bizi yalnız bırakmıyor. Psikopatolojinin yanında, önleyici tedavinin çok daha önemli olduğunu düşündüğüm için psikodrama, nörodikkat, yoga, sanat faaliyetlerine büyük önem veriyoruz.

 

Figen Hanım, insanlar çocuklarını ne zaman psikiyatriste getirmeli?

Normal gelişimle ilgili bir aksama ya da akıllarına takılan bir şey olduğunda, vakit geçirmeden yardım almalılar. Elbette bu aksamalar yaş gruplarına göre değişkenlik gösteriyor. 8 aylık bebeğiyle gelenler var. Böyle durumlarda annelere uyku desteği, tuvalet eğitimi, yemek yeme alışkanlıkları vb. gibi destekler veriyoruz. Aslında bizden çocukla ilgili her türlü danışmanlık hizmeti almış oluyorlar.

 

Sorun ortaya çıkmadan önlem almak noktasında ailelere ne gibi önerileriniz oluyor?

Günümüzde, anne-babalar sürekli gecikmişlik hissi, mükemmel ebeveyn olamama kaygısı yaşıyor. Sosyal medyadaki ‘çocuğumla şunu yapıyorum’ gibi paylaşımlar aileleri strese sokuyor. Anneler mükemmel olmak için yarışıyorlar, bir yandan da çocuklar yarıştırılıyor. “Çocuğumla nasıl oynamalıyım?” diye bize gelen aileler var. Ben, onlara rahat olmalarını tavsiye ediyorum. Bir tükenmez kalemle bile oyunlar oynayabilirsiniz. İlla pahalı oyuncaklar almanıza, çocukla aktiviteden aktiviteye koşmanıza gerek yok. İlk 3 yıl onunla sadece bağ kurun. Çocuğun eline tablet vermeyin, televizyonun karşısına oturtmayın. Onu doğaya çıkarın, oyunlar oynayın, insanlarla ilişki içerisinde olmasını sağlayın. Ev işi yapıyorsanız onun da eline bir bez verin. Ancak okul yaşantısına başladığında uyum sorunu, akademik sıkıntılar yaşıyorsa; takıntıları, davranış bozuklukları varsa mutlaka yardım alınmalı.

 

İnsanların çocuğunu psikiyatriste götürmek noktasında çekingenlik gösterdiği oluyor mu?

Bir soru işareti olduğu zaman yardım almaktan çekinmemek gerekiyor, kaldı ki çocuk psikiyatristine gitmek için mutlaka bir sorun olması gerekmiyor. Danışmak ya da gelişimi desteklemek için gelen çok sayıda ailemiz var.

 

 

İLAÇ KULLANMAK ŞART MI?

 

Birçok ailede ‘Psikiyatriste gidilirse, çocuğa ilaç kullandırılır’ endişesi var. Bu doğru mu?

Bunu kırmaya çalışıyorum. Ben, her zaman çocuğun tarafındayım ve onun için bir şeyler yapmak isterim. Benim de çocuğum var. Kendi çocuğuma başlamayacağım hiçbir tedaviye bir başka çocuk için de başlamam. Evet, gerektiği noktada ilaç kullanılabilir ancak etik kurallar ve vicdan çok önemli. İlaç tek başına ya da ilk seansta düşünülecek bir tedavi şekli değil. Ancak, bazı hastalıklar biyolojik kökenlidir. Örneğin, depresyon veya takıntı rahatsızlığını tedavi edebilmek için ilaç vermek zorundasınız.

 

Dikkat eksikliği, terapiyle ya da başka yöntemlerle tedavi edilemez mi?

Edilemez. Dikkat eksikliğiyle ilgili birtakım destekleyici çalışmalar yaparsınız, çocuğun farkındalığını artırabilirsiniz ama biz ‘tedavi’ dediğimizde, çocuğun iyileşmesinden bahsediyoruz. Dikkat eksikliği doğuştan gelen genetik geçişli bir hastalıktır ve ancak ilaç tedavisiyle etkileri kontrol altına alınabilir.

 

Günümüzde çocuklardaki ruhsal sorunların arttığı söylenebilir mi?

Hem de çok arttı. Bunu teknolojik aletlerin yoğun ve kontrolsüz kullanımına bağlayabiliriz. Çocuk, yoğun ve kontrolsüz kullanım yüzünden bilişsel anlamda sorun yaşayabiliyor. Önemli olan sorun ortaya çıkmadan önce önleyebilmek. Bunun için de bilgi sahibi olmak lazım. ‘Çocuğa nasıl davranmalı, nasıl kural koymalıyım? Sınırları nasıl çizmeliyim, nasıl ders çalıştırmalıyım, nasıl uyku eğitimi vermeliyim?’ gibi konuların bilinmesi gerekiyor. Aslında doğru bilinen o kadar çok yanlış var ki.

 

Bu yanlışların düzeltilmesi için kısa kısa eğitim programları olsa iyi olmaz mı?

Bununla ilgili 4, 6, 8 haftalık anne-baba eğitimleri yapıyoruz. Hem grup hem de bireysel eğitimimiz oluyor. Bireysel eğitimde nasıl kural ve sınır konulacağı, disiplin yöntemlerinin neler olması gerektiği, nasıl oyunlar oynayacakları konularında eğitimler veriyoruz. Onun dışında 2 yıl önce Kocaeli Anne Çocuk Dünyası’nı kurduk. Burada da annelere yönelik ‘mutlu anneler, mutlu çocuklar’ destek gruplarını oluşturduk.

 

Kocaeli Anne Çocuk Dünyası, nasıl bir oluşum?

Kurulduğumuz ilk günden itibaren birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldık. 2017’de ‘mutlu anneler, mutlu çocuklar’ sloganıyla kurulan ‘Kocaeli Anne Çocuk Dünyası’ da bunlardan biri. Amacımız özellikle okul öncesi yaş grubunda çocukları olan annelerimizi bilgilendirmek, çocuklarının gelişimini sağlıklı ve doğru bir şekilde desteklemelerine yardımcı olmaktı. Anne-çocuk oyun grupları ve annelerle yaptığımız sohbetler halen devam ediyor. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında ayrıca, 2018 yılında Kartepe Belediyesi ve Kartepe İlçe Sağlık Müdürlüğü ile ortak yürüttüğümüz ‘Anne Baba Okulu’ projesinde de seminerler verdik.

 

Sizce anne-babaların çocuklar konusunda yaptığı en büyük hata nedir?

Evde kral ve kraliçe, anne babadır. Prens ve prenses de çocuklardır. Kuralları evin kral ve kraliçesi koyar. Çocuk evin hakimi konumunda olursa, sorun çıkması kaçınılmazdır. Ayrıca, anne-babanın çocukla ilgilenmesi, kaliteli vakit geçirmesi önemlidir.  Çocuklarınızı anaokuluna ya da kreşe göndeririz; oradaki öğretmenden anlayışlı olmasını, çocuklarla ilgilenmesini bekleriz. Peki, bizler anne baba olarak bunları yapıyor muyuz? Öğretmenden bunları bekliyorsak bizim de yapmamız lazım.

 

Biraz da sizden bahsedelim…

Hekim kimliğimin yanı sıra aynı zamanda bir anneyim. 15 yıllık evliyim, eşim makine mühendisi. 13 yaşında bir kızım var.

 

Çocuk psikiyatristi olarak, kızınızı yetiştirirken mesleğinizin avantajlarını yaşadınız mı?

Tabii ki oldu. Elbette benim de anneliğimin öne çıktığı, hata yaptığım zamanlar oldu. Her ailede olabilecek sürtüşmeler bizde de yaşanabiliyor ama aldığım eğitimin bana, nerede hata yaptığımı görme ve müdahale etme noktasında çok faydası oldu. Mesleğim sayesinde ‘mükemmel’ olmam gerekmediğini anladım. 

 

 

İLETİŞİM

Adres: Dumlupınar Mah. Ankara Cad. No:102 Köseköy/Kartepe

Telefon: 0262 331 03 21- 0530 607 16 39

Web: www.dunyacocuklarin.com 

 




ETİKET :   figen karaceylan çakmakcı çocuk ruh sağlığı uzmanı doktor Dünya Çocuk Psikoloji ve Pedagoji Danışmanlık Merkezi pedagog psikoloji psikiyatri çocuk sağlığı öğrenme bozukluğu dikkat eksikliği kaygı bozukluğu

Tümü