Dolar da dolar

15:21:30 | 2018-08-29
Hatice Kocaman
Hatice Kocaman      hatice@kocaelilife.com

Kimilerine göre hayatımızın dersi, kimilerine göre fırsat, kimilerine göre ‘yaşadık!’ nidaları, kimilerine göre ‘ne zaman batacağız?’ sorusu oldu geçtiğimiz ay dolar meselesi. Bir aydır ilgisi olan olmayan herkesin, sanıyorum en çok konuştuğu, tartıştığı mevzu bu. Komik komik diyaloglar, komik komik davranışlar sergiledik yine ülke olarak, millet olarak.

Fırsatçılar;

“Yaptığım takipte; yerli bir telefon firması pazartesiden beri fiyatları 2.400’lü fiyatlardan 2.800’lü fiyatlara getirdi. Her gün zam geliyor. ‘Her gün ürün mü çekiyorsunuz? Hiç mi stoğunuz yok?’ diye sorarlar adama. Hadi bunu sormadılar, ‘sen yerli değil misin?’ diye sorarlar. Ben mail ile sordum cevap gelmedi.”

“Kuaförde manikür 25 liradan 30 liraya çıkmış, ‘30 lira çok değil mi?’ dediğimde, ‘abla dolar arttı’ dedi. ‘Manikürde neyi dolarla alıyorsun da 5 lira zam yaptın?’ dedim, gevrek gevrek güldü. Asetonu bir iki damla kullanıyorsun, kaç sene önce aldığın ojeler yerli; et pensesi, törpü, pamuk yılların alet edevatı...

“İşimiz oldu, araba kiralayalım dedik, kredi çekip arabayı alsak daha iyi olur. En azından anahtarı bende kalır hep.”

Piyasa ne demek bilmeyen cühelalara çok takılmayın… Gerçekçiler de yok değil. Oyun teorisi, büyük oranda bu mevzu üzerine çalışır. Tekel veya oligopol olan sektörler dışında, hiçbir firma güle oynaya zam yapmaz. Zammı mümkün olan en düşük seviyede tutar. Kaldı ki ben doların zirve yaptığı kura göre değil, 5 – 5,50 seviyesine göre zam yapıldığını düşünüyorum. 6’nın üstünde kalıcı olacağı görülseydi bir zam dalgası daha gelecekti. Zira kur düşükken stok yapmış olan firmalar en son zam yapacak olanlar muhtemelen. Böylece satışlarını artırmanın da ötesinde yeni müşteri kazanabilecekler.

Bir tüketiciyi alışık olduğu üründen vazgeçirip, yeni bir ürün deneyimlemeye ikna etmek zor iştir, ancak böyle dramatik fiyat farklılaşmaları olduğunda rekabet avantajı olan firmaların önüne bir fırsat çıkar. Haliyle yeni müşteri kazanma imkânı varken, kimse ‘hemen zam yapalım’ demez.

Öfkemizi aslında bu işin gerçek sorumlularına kusmalıyız ki onlar bu firmalar değil. Bu firmaların sahipleri ancak o sorumluların ‘bir şeyi’ oldukları için dolaylı suçlanabilir.

Bu kriz atlatılır. Evet, ülke kötü durumda fakat atlatılır. Evet, ürünlere zam gelecekti ama bu kadar değil, kur bahanesi ile ürünlere aşırı zamlar geldi ve bu enflasyonu tavan yaptıracak. Enflasyon rakamları açıklandığında kur yine artacak.

Çözüm şu: Devletin zaten tasarruf yapması farz. Halk olarak tüketim toplumu olmaktan çıkmalı, zorunlu ihtiyaçlar dışındaki harcamaları yapmamalıyız. İthal ürün yerine varsa yerli ürün tercih etmeliyiz. Kullandığımız ürünlerin ömürlerini uzun tutmaya çalışmalıyız. Üretimde köklü bir reform, eğitimde köklü bir reform. Durum düzelecektir.

Bilirkişi değilim, ekonomi uzmanı falan değilim ki hatta belki de en az anlayanlardanım. Uzun yıllardır fark etmeyenler olsa da bu durumları çok yaşadığımız için tecrübe sahibi diyelim bana. Sözün özü en dış halka varken, bu yaşadıklarımız başka şeylerin hologramı; arka pencere hala iki mavi su arasına bakıyor olabilir ama hiç endişeye mahal yok. Görür müyüz şüpheliyim amma velakin gün gelir, doların da vadesi dolar.




ETİKET :   hatice kocaman

Tümü