Çöldeki masal kenti: Hive

1990 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Hive, Özbekistan’da bulunan bir müze kent. Zengin tarihi ve mimari özellikleriyle bir masal diyarını andıran Hive, her yönüyle mutlaka görülmesi gereken bir şehir

10:48:07 | 2018-05-08

Hazırlayan: Halil İbrahim Kahraman

 

Özbekistan’ın Harezm vilayetine bağlı olan Hive kenti; tarihi, yetiştirdiği ilim ve bilim insanları, zengin kültürü ve ilginç mimari dokusuyla dünyanın görülmeye değer kentlerinden biri. 1990 yılında dünya mirası listesine alınan müze şehir Hive, kurulduğu günden beri aynen muhafaza edilip bu günlere gelen yapılarıyla görenleri kendine hayran bıraktırıyor. Özbekistan gezisi sırasında bu büyülü kenti de ziyaret eden Dr. Halil İbrahim Kahraman, izlenimlerini Kocaeli Life okurlarıyla paylaştı.

Hive şehrinin varlığından, turizm rehberlerinde görülmeye değer şehirleri araştırırken haberdar olmuştum. Adı; Roma, Paris, İstanbul gibi bilinen kentlerin yanında geçiyordu. İran’da İsfahan, büyük ve bozulmamış tarihi meydanıyla; Yezd, bozulmamış toprak evleri ve Yezidilik inancıyla ilgi çekerken; Özbekistan’da 1600’lerde kurulmuş olan bu müze şehir, o yıllarda yapılan ve aynen muhafaza edilip bu günlere gelen yapılarıyla görenleri kendine hayran bırakıyordu. İpek Yolu üzerinde kurulmuş olan Hive, döneminin ticaret ve eğitimde önemli bir adresi olarak biliniyordu.

Özbekistan’daki Semerkand ve Buhara şehirleri, Türk-İslam tarihindeki önemi sebebiyle hep görmeyi istediğim yerlerdendi. Bu coğrafya Mekke, Medine ve Kudüs’den sonra İslam kültür hayatında çok önemli yeri olan; değerli ilmi çalışmaların yapıldığı ve dini anlayışımızın şekillenmesinde önemli hizmetler yapan insanların yetiştiği bir bölge olarak bilinir. Şehrimizde kültür turları yapan Ercan Tur’un sahibi sevgili Haluk Ercan’a bu düşüncemi ilettiğim zaman, bölgeye düzenleyeceği tura Hive şehrini de eklemesini rica etmiştim.

Hive’nin Buhara’ya 600 kilometre mesafede olması sebebiyle önceleri ‘acaba grubu yorar mı, böyle bir zahmete değer mi?’ gibi endişelerimiz olmuştu ancak Kızıl Kum Çölü’nün batı ucundaki bu şehri ve girişindeki tarihi dokuyu görünce bütün yorgunluğumuzu unuttuk.

 

SURLARIN İÇİNDEKİ TARİHİ ŞEHİR

Hive, iç içe iki surun çevrelediği, her şeyiyle topraktan yapılmış bir şehir. En dış surun çevrelediği bölüme Dışhan Kale deniliyor. Zamanında 11 kapısı olan bu surun artık sadece kalıntısı var İçhan Kale ise yaklaşık 10 metrelik surlarla korunuyor. 6-7 metre kalınlığında surlar İçhan Kale’yi yaklaşık 2 bin 200 metre boyunca çevreliyor ve içinde 51 tane anıt yapı barındırıyor. İç kaleye güneyde Taş Kapı, batıda Ata Kapı, kuzeyde Bahçe Kapı ve doğuda Pehlivan Kapı olmak üzere 4 ana kapıdan giriliyor.

Geçmişte Hiva’da sadece soylular ve medreselerde eğitim gören kişiler iç kalede yaşarmış. Diğer halk kale dışında yaşar, ticaret ve eğitim için gelirmiş. İç kalenin içinde hiç yeni bina yok, tamamı eski eser ve koruma altında.

Hive, ‘Eyvah!’ kelimesinden türemiş bir isim. Buraya gelen boy beyinin aradığı suyu bulması üzerine söylediği ‘Eyvah!’ ünleminden kalma olduğu söyleniyor. 1990 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış olan Hive, Harezm’in başkenti olan Urgenç’in 40 kilometre güneyinde kurulmuş. Biraz önce de belirttiğim gibi İpek Yolu üzerinde. 9. Yüzyıl’da yaşamış büyük matematik alimi Muhammed Harezmi, büyük tıp alimi El Biruni, büyük mutasavvıf ve edebiyatçı Zemahşeri bu coğrafyada doğup büyümüş. Şehrin tarihi dokusu hiç bozulmamış, hatta iyi bir bakımla gelen misafirler için ilgi çekici ve güzel bir şekilde ev sahipliği yapacak özelliklere kavuşturulmuş. 

Hiveliler oldukça güler yüzlü ve sevecen insanlar. Kent tertemiz ve düzenli bir görüntü veriyor. Hediyelik eşya satıcılarının samimi ve zorlayıcı olmayan tavırları, yerel hediyelik eşya almanız için ek bir gerekçe oluşturuyor. Hatta, hediyelik ürünlere olan ilgiyi artırmak için zaman zaman kalkıp yöresel danslarını sergilemelerini izlemek oldukça keyifli.

 

213 AHŞAP SÜTUN

Kalenin batı kapısından girince hemen sağda muhteşem denilebilecek, turkuaz mavisi seramik kaplamalı, dairesel bir minare görüyorsunuz. Gerçekten insanı hayran bırakan bir yapı. Bu minare, Muhammed Emir Han’ın 124 odalı medresesine ait. İnşaatına başlanırken 70 metre olması planlanan minarenin sadece 28 metresi yapılabilmiş. Rehberimizin anlattığına göre mimar, minarenin bir benzerinin daha yapılamaması için kendisinin öldürüleceğini düşünerek, 28’nci metreden sonra kaçmış. Bu minare, kentteki en geniş tabanlı ve kaplama seramiğiyle en göze çarpıcı eser. Medrese ise şu anda turistlere otel hizmeti veriyor.

Bugün, Hive’nin en uzun minaresi 52 metre yüksekliğiyle İslam Hoca Külliyesi’nin içinde bulunuyor. Cuma Mescidi’nin minaresi ise 47 metre yükseklikte. Cuma Mescidi, 5 bin 200 kişi alabilecek büyüklükte ama herkesin imamı görebileceği şekilde tasarlanmış, önemli bir yapı. 10. Yüzyıl’da inşa edilmiş ama bugünkü durumuna 18. Yüzyıl’da getirilmiş. İçerisindeki sütunlar da farklı tarihlerde yapılmış, en eski sütun 1316 yılından kalma. Camideki sütunların tümü ahşap ve toplam sütun sayısı, 213. Böceklerden korumak için sütunların tamamına pamuk yağı emdirilmiş.

 

PEHLİVAN MAHMUT TÜRBESİ

Surların içinde bulunan Kohna Ark ya da Eski Saray, Hive’nin en eski yerleşim bölgesini temsil ediyor. 17. Yüzyıl’da yaptırılmış bu sarayda hanedanlığın yaşadığı mekânlar, cami, mutfak ve muhafızların barındığı odalar görülebiliyor. Ayrıca yapının terasından panoramik Hive manzarasını seyretmek de mümkün.

Hive’nin en dikkat çekici yapılarının başında gelen Pehlivan Mahmut Türbesi, turkuaz seramiklerle kaplı dev kubbesiyle mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. 1701 yılında yapılmış olan türbe, 14. Yüzyıl’da yaşamış; savaşçılığı ve şairliği aynı kimlikte buluşturabilmiş; günümüzde bile yazdığı tasavvuf şiirleri bilinen Pehlivan Mahmut’a ait. Kentin adeta kahramanı olan Pehlivan Mahmut, vefatından sonra uzunca bir süre sade bir mezarda yatmış ancak yıllar sonra manevi önder ilan edilip kutsallaştırılmış.

Adını Pehlivan Mahmut’tan alan Pehlivan Kapı ise tarihi boyunca ticaretin merkezi olmuş hatta bir dönem esir ticaretinin yoğunluğuyla nam salmış. Pehlivan Kapı’nın hemen yakınında yazlık saray, Taş Avlu yer almakta. 19. Yüzyıl’ın ilk yarısında inşa edilen saray kışlık saraydan sonra hanedanın en gösterişli yapılarından biri olmuş.

 

ŞEHİR İÇİNDE ŞEHİR

Hive gezimizde İç Kale’nin içinde eski bir kaleyi gezme fırsatı da bulduk. Kale, 1,2 hektarlık bir alana kurulu ve içeriye 8 metre yüksekliğinde bir kapı ile giriliyor. Kale’nin içindeki ‘Eski Harezm Müzesi oldukça ilginç bir yer.

Ebul Gazi Han’ın büyük oğlu Muhammed Erenek Han tarafından 1687-1688 yılında yönetim merkezi olarak yaptırılmış olan kale, bir yüzyıl sonra yüksek duvarlarla İç Kale’den ayrılmış ve adeta şehir içinde şehir olmuş. O dönemde cami, konut, yüksek avlu, bekleme odası, barut fabrikası, tophane, darphane, sicil dairesi, harem, mutfak, ahır, muhafız evi vb. yapılardan oluşuyormuş. Orijinal yapı İran askerleri tarafından 18. Yüzyıl’da yıkılmış ve 1804-1806 yıllarında İltuzar Han tarafından yeniden yaptırılmış. Kaleden günümüze yalnızca 19. yüzyıl ve 20 yüzyıl başlarında yapılan birkaç bina korunarak gelebilmiş. Bunlar yazlık cami, kabul salonu, hamam, darphane ve haremdir.

Hive tarihi özellikleri ve ilginç mimarisiyle gerçekten çok etkileyici ve özel bir şehir. Biz Özbekistan gezimize Hive’yi ekledik ama sadece bu şehrin büyülü atmosferini yaşamak isteyenler, Hive’ye 40 kilometre mesafede bulunan Urgenç şehrine hava yolu ile gelip 2-3 günlük bir zamanda kenti gezip görebilir. Yine de benim kişisel kanaatim Özbekistan’a gidilip Semerkand ve Buhara’nın da görülmesi, hatta zaman ayırıp mutlaka Taşkent’in de gezilmesi yönünde.




ETİKET :  

Tümü