kocaeli , 07-03-2021

Çocukluk çağı ‘takıntı’ hastalığı

11:17:44 | 2021-02-04

YAZAN: Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı

 

 

‘Takıntı hastalığı’ ya da bilimsel adıyla ‘obsesif kompulsif bozukluk’, düşünülenin aksine çocukluk döneminde de sıklıkla görülebilen bir hastalıktır. Çocuğun günlük yaşam kalitesini bozucu davranışlarla belirti verirken; “çocuktur canım, geçer” diye basite alınan, ebeveynleri  yanılgıya sürükleyen, ciddi bir durum olmasına rağmen kolayca tedavi edilebilen bir bozukluktur. Özellikle çocukların okula devam edemediği, evden çıkamadığı, arkadaşlarıyla görüşemediği pandemi sürecinde görülme sıklığı çok arttığından, çocuğu ve aileyi içinden çıkılamaz bir kaosa sürükleyip çaresiz hissettirebilir.

 

TAKINTI YA DA OBSESYON NEDİR?

Akla gelen ancak uzaklaştırılamayan düşünceye ‘takıntı’, bu düşünceyi uzaklaştırmak için yapılan davranışa ise ‘kompulsiyon’ denilmektedir. Mesela çocuğun, ellerinin temiz olduğunu bilmesine karşın kirli olduğunu düşünmesi takıntı, bu fikri uzaklaştırmak için sık sık el yıkaması kompulsiyondur. El yıkma rutini o kadar fazladır ki çocuk, ellerini yıkamaktan yara haline getirmiştir. Ellerinin temiz olduğuna asla ikna olmaz. Akla yatkın düzeyde el yıkamadan farklı olarak, bir davranışın sürekli ve çok şiddetli duruma gelmesi; çocuğun günlük yaşantısını olumsuz düzeyde etkileyecek oranda olması, kompulsif bir davranış olarak yorumlanabilir.

 

SIK SIK ONAY ALMA, HER DAVRANIŞ İÇİN ÖZÜR DİLEME

Çocuklardaki obsesyonlar sıklıkla korku şeklinde başlayıp, her yaptıkları davranış için ailelerinden onay alma şeklinde gelişebilir. Mesela, ‘Elimi buraya sürdüm kötü bir şey olur mu? Buraya dokundum hasta olur muyum? Buraya oturdum ablama zarar vermiş miyimdir?’ gibi onaylatma soruları, aileyi bunaltıcı düzeye ulaşabilir. Çocuk, kendini güvende hissettiği bir aile büyüğünü rehin alıp, kaygılarını azaltmaya yönelik onaylatma sorularıyla aile içinde kaos yaratabilir. Özellikle aileleri paniğe sürükleyen, bu bilinmezlik içinde kendilerini yalnız hissettiren ise cinsel ve dini içerikli onay sorularıdır.

 

YOĞUN KORKULAR YAŞAYABİLİR

Örneğin, “Anneciğim, acaba arkadaşımın poposuna dokunmuş muyumdur?”, “Babamı öptüm, hamile kalmış mıyımdır” ya da “Babacığım, acaba Allah’a küfretmiş miyimdir”, “Günaydın demedim, günah olur mu?” gibi gerçekle bağlantısı olmayan, çeşitlendirilebilecek birçok tuhaf cinsel ve dini içerikli düşüncenin çocuğu kontrol altına almasıdır. Gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemeyen çocuğun yoğun korkulalar yaşaması, ebeveynden ayrı kalmak istememesi, derslere katılamaması, oynadığı oyunlardan bile keyif alamaması hastalığın ileri aşamalarında en sık karşılaşılan belirtilerdir. Tuhaf ve bazen saklanması gerektiği düşünülen bu düşünceler, çocuğu o kadar çok kontrol eder ki çocuğun en sevdiği şeyleri bile yapmasını engeller. 

 

HANGİ DAVRANIŞ NORMAL?

Çocukluk dönemi bazı davranışlar, hastalık belirtisiyle benzerlik gösterebilir. Çocuklar, yaptıkları bazı törensel davranışlardan vazgeçmek istemeyebilirler. Masal anlatılmadan ya da banyo yapmadan uyumamak, belirli yerlerde yatmak (uyumak) gibi… Çocuklar bu istekleri yerine gelmediği zaman huysuzlaşabilirler ancak bu düzen, 8 – 9 yaşlarından sonra değişir. Küçük çocuklarda sokakta çizgilere basmadan yürümek bir oyunken, erişkin dönemde bu bir kompulsiyon olabilir. Bununla beraber sürekli kapıları ve ışıkları kapatmak, bir yere dokununca başka bir yere de dokunma isteği, aynı davranışı ‘tam olsun hissiyle’ tekrar tekrar yapmak çocukluk çağı kompulsif davranışlar olarak tanımlanabilir.

 

TİK Mİ TAKINTI MI?

Çocuklarda görülen tekrarlayıcı davranışlar, aileler tarafından bazen ‘tik’ olarak yorumlanabilmektedir. Oysa ki tik, kasların istemsiz olarak kasılmasıyla ortaya çıkan hareketlerken; tekrarlayıcı davranışlar (kompulsiyon) isteğe bağlı, yerine getirilmediği durumlarda yoğun korku ataklarına, öfke krizlerine neden olan davranışlardır. Oyuncakları belli bir düzenle sıralama, yemek yemeden önce belli rutinleri yapmak için ısrarcı olma, değişemez bir kuralmış gibi bazı şeyleri ısrarla aynı şekilde yapmak isteme ve eğer sıra bozulursa yoğun kaygı yaşama da kompulsif davranışlar olarak düşünülebilir.

 

AİLELERE ÖNERİLER

• Çocuk bu davranışlardan dolayı suçlanmamalı, isterse vazgeçebilir diye düşünülmemelidir.

• Bu davranış ve düşüncelerden dolayı çocuğun utanmaması gerektiği, kendi suçu olmadığı, sadece kendi kontrolü dışında bir sıkıntısı olduğu özellikle vurgulanmalıdır.

• Yalnız olmadığı, birçok çocuk ve erişkinin benzer sıkıntıları yaşadığı özellikle belirtilerek, çocuğun “Sadece bende oluyor, ben tuhaf birisiyim” gibi bir algıya kapılması önlenmelidir.

 

ÇOCUKLARDA TAKINTI TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Obsesif kompulsif bozukluk, 3-4 yaşlarından itibaren görülebilen, genetik geçişin önemli olduğu, kriz dönemlerinde ve hatta bazı enfeksiyon hastalıklarından sonra görülmeye başlayan nörobiyolojik temelli çocukluk çağı ruhsal bozukluklarından en önemlisidir. İkna yöntemleri, telkin veya konuşularak tedavi edilebileceği gibi yanlış inanışlar tedavi arayışını geciktirmektedir. Oysa ki uygun müdahale ve tedavi yöntemleriyle yüz güldürücü sonuçlar alınabilen bir hastalıktır. Hastalık olarak tanımlandığı için de ilaç tedavisi ve ek olarak önerilen psikoterapi yöntemlerle çok kısa sürede yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.

 

YARDIM ALMAKTA GECİKMEYİN

Soyut düşünce becerisi tam olarak gelişmeyen çocuklar, yaşadıkları sıkıntıyı tarif etmekte güçlük çektiklerinden, belirtiler çocukluk dönemine has bazı farklı davranışlar olarak yorumlanıp, yardım alma gecikebilmektedir. Çocukluk çağında sorunun tedavi edilmesi, ilerleyen yaşlara sorun olarak aktarılmaması açısından da önemlidir. Çocukluk döneminde ortaya çıkan bu sorunun çocuk, aile, okul üçgeninde ve muhakkak uzman yönlendirmesiyle tedavisi gerekir.

--12--




ETİKET :   Figen Karaceylan Çakmakcı Dünya Çocuk Psikoloji ve Pedagoji Danışmanlık Merkezi çocuk eğitim doktor kocaeli takıntı çocukluk çağı

Tümü