kocaeli , 27-05-2020

Çocuğumuza COVID-19’u nasıl anlatmalıyız?

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı, çocuklara COVID-19 virüsünü nasıl anlatmamız gerektiğini açıkladı

14:15:37 | 2020-04-03

Bugünlerde hepimiz, salgın hastalık senaryolu Hollywood filmi izler gibiyiz. Çin’de ortaya çıktığında sanki bizde hiç yaşanmayacakmış gibi düşündüğümüz; başımıza gelmeyince de işin ciddiyetini pek kavrayamadığımız bir durumla karşı karşıyayız.

Biz erişkinlerin bile ‘Doğru bilgi kaynakları neler? Ne yapmamız gerekiyor? Önlem alırken acaba abartıyor muyum?’ diye düşünüp durduğu; hayal mi gerçek mi ayırt edemediği kriz günlerinden geçiyoruz. Hal böyle olunca, hangi yaş grubundan olursa olsun, çocukların kafalarının karışmaması, belirsizliğin getirdiği endişe durumunu yaşamaması mümkün değil.

Çocuklar, bu tip kriz durumlarında en çok anne baba tutumlarını modeller. Panik havasında alışveriş yapan, hijyen kurallarını abartılı biçimde uygulayan, normal davranış tutumları değişmiş bir erişkinle karşılaşan çocuğun, korku girdabına çekilmemesi mümkün değildir. Peki, bu tip olağanüstü durumlarda anne-babanın tutumu nasıl olmalıdır? Çocuğunuzu COVİD-19 hakkında bilgilendirirken nelere dikkat etmemiz gerektiğiyle ilgili birkaç öneriyi paylaşmak isterim…

 

Anne-baba olarak nasıl davranmalıyız?

Bizler endişelenir ve panik havasına girersek, çocuklarımız daha çok endişelenir. Dolayısıyla bize düşen, endişelerimizi kontrol altında tutmak, abartılı tepkilerden ve davranışlardan kaçınmaktır.

 

COVID-19 hakkında konuşmalı mıyım?

Çocuğunuzla Koronavirüs hakkında konuşmaktan, tartışmaktan kaçınmayın. Günümüz teknolojisi çocukları her şeyden haberdar ediyor. Komplo teorilerinden bile… COVID-19 en önemli gündemimiz olduğuna göre bu konudan hiç bahsetmemek, çocuğun kaygılarını daha çok artırır. Onunla soru-cevap şeklinde, direkt konuya girmeden, çocuğun yaşanan durum hakkında neler bildiği göz önüne alınarak sohbet havasında konuşulmalıdır. Bu konuşma, tercihen gündüz saatlerinde oyun oynarken, birlikte yaptığınız bir etkinlik sırasında olmalıdır.

 

Doğru bilgi kaynaklarına yönlendirin

Doğru bilgi vermenin en iyi yolu, ne bildiklerini öğrenmekten geçer. Öğrendiğiniz bilgilerden, doğru ve gelişimsel olarak onun yaşına uygun olanları onaylayın; yanlışları düzeltin. Bilgiye ulaşabilecek yaşta olan çocuklara doğru bilgi kaynaklarını öğretin. Örneğin onlara; Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği, Dünya Sağlık Örgütü gibi kaynakların güvenilir olduğunu, sosyal medya kanallarından gelen bilgilerin yanlış olabileceğini anlatın.

 

Kısa ve net anlatın

Fazla bilgi zorlayıcı ve bunaltıcı olabilir. Sorulara dürüst, net ve kısa yanıtlar verin. Her şeye cevap vermeniz mümkün olmayabilir zira bilim bile henüz virüs hakkında her şeyi çözmüş değil. Önemli olan, çocuğunuz ihtiyaç duyduğunda yanında olabilmenizdir.    

 

Güvende olduğunu hissettirin

Çocuklar her türlü önlemi aldığınızı ve kendilerinin güvende olduğunu sizden duymak ister. “Güvendesin, biz yeterince önlem aldık, sokağa çıkamasak bile evde ihtiyacımızı karşılayacak her şey var” gibi sözleri duymak onları güvende hissettirir ve sakinleştirir. Bunu sadece bizim biliyor olmamız onlar için yeterli değildir.

 

Neden önlem aldığınızı anlatın

Önlemlere neden ihtiyaç duyulduğu, çocuklara açıkça anlatılmalıdır. Bunun, herkesin sağlığı için gerekli olduğu; özellikle yüksek risk grubundaki anneanne, dede gibi sevdiklerimizi korumak için bu önlemlerin uygulanması gerektiği mutlaka vurgulanmalıdır. Hastalığın kendileri için çok risk oluşturmadığı ancak sevdiklerimizi korumak için çok dikkat etmemiz gerektiği; eğer yeterince korunursak sevdiklerimiz ve kendimiz için hastalığın ölümcül olmadığı da söylenmelidir.

 

Krizi avantaj dönüştürün

Hijyen kurallarının basit ve güvenilir yöntemlerle öğretilmesi için bundan daha uygun bir zaman yok, sanırım. Tüm aile bireylerinin hijyen kurallarına uyarak model olması da öğretmeyi kolaylaştıran bir yöntemdir. Ayrıca, birlikte zaman geçirmenin ‘AVM’ye gitmek, alışveriş yapmak’ olarak algılandığı günümüzde; çevresel uyaranların minimum olduğu bir ortamda; birlikte zaman geçirmenin keyfine varabilmenin fırsatını yakaladığımız için çok mutluyum. Bu dönem aynı zamanda evde etkinlik yapmak, oyunlar oynamak, beraber kekler pişirmek ve belki ev işlerinin sorumluluğunu paylaşmak için oldukça uygun. Çocukların oyun konsollarına gömüldüğü; büyüklerin televizyon veya telefon ekranlarına kilitlendiği; ilişkilerin kopma noktasına geldiği günümüzde, silkinip uyanmak ve kopmuş bağlarımızı yenilemek için de karantina bir avantaj yarattı diyebiliriz.

 

Yapılması gerekenler

Okullar kapatıldığına göre ilk iş olarak zamanın planlanması gerekir. Rutinler vakit geçirmeden oluşturulmalıdır. Yatma, uyanma, ders, oyun, ekran saatleri tanımlanmalı ve bunlara uyulması sağlanmalıdır. Belirsizlik ve kuralsızlık, çocukların kaygılarını ve davranış sorunlarını daha da artırabilir. Çocuğun yanında sürekli virüs hakkında konuşmak, onu kontrolsüzce televizyon veya sosyal medya haberlerine maruz bırakmak, bilgi bombardımanına tutulmasına müsaade etmek kaygılarını artırabilir. Bunun yerine gün içinde belli saatlerde, güvenlik ve karantina kurallarına uyularak açık havaya çıkmasına fırsat vermek, çocuğun mutluluğu için önemlidir. Hijyen konusunda sürekli baskı yapmanın ve abartılı el yıkama ritüellerinin; kaygı bozukluğu ya da titizlik hastalığına yatkınlığı olan çocuklarda kaygıyı daha da artırabileceği unutulmamalıdır. Hijyen konusu öğretilmeye çalışılırken, bu durum çocuğunuzla aranızda bir ilişki sorununa dönüşmemelidir.

 




ETİKET :   Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Figen Karaceylan Çakmakcı çocuklar COVID-19 virüs sağlık önlem

Tümü