kocaeli , 10-12-2019

Çamurla gelen mutluluk: GEZEN ÇÖMLEK

ODTÜ mezunu iki mühendis olan Yaşıya-Anıl Özçevik çifti, gönül verdikleri seramik sanatına daha fazla zaman ayırabilmek, çamurun büyüsünü diğer insanlarla da paylaşabilmek için profesyonel hayata veda etti ve hayallerini ‘Gezen Çömlek Atölyesi’ ile gerçekleştirdi

11:04:39 | 2019-05-08

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

İkisi de ODTÜ mezunu, ikisi de mühendis ve ikisi de çamura aşık… Yaşıya ve Anıl Özçevik, aldıkları zorlu eğitimi ve profesyonel hayatı bir yana bırakıp hayallerinin peşinden koşma cesaretini göstermiş genç bir çift.

Uzun yıllar hobi olarak uğraştıkları seramik sanatına daha fazla vakit ayırmak ve çamurun büyüsünü diğer insanlarla da paylaşmak için ‘Gezen Çömlek Atölyesi’ni kuran genç çift; şimdi seyyar çömlek tornalarıyla okul ve iş yerlerine gidiyor, atölyeler düzenliyor, dileyen herkesi çamurun huzur veren etkisiyle tanıştırıyor.

Gezen Çömlek’in hikayesini, “Çömlek yaparken ne kadar mutlu olduğumuzu fark edince kurumsal hayatın güvenli limanlarından uzaklaşıp, uçsuz bucaksız bir dünyaya yelken açmaya karar verdik. Bizimle birlikte çömlek yapan insanların da en az bizim kadar mutlu olduğunu görünce doğru yolda olduğumuzu anladık” sözleriyle ifade eden genç çiftin ilham veren hikayesini ilgiyle okuyacaksınız…

 

 

Merhabalar, sizi tanıyabilir miyiz?

 

Yaşıya Özçevik: 1992 Adana doğumluyum, aslen Elazığlıyım. ODTÜ Kimya Mühendisliği’nden 2017 Haziran ayında onur öğrencisi olarak mezun oldum. İş hayatına Bridgestone Lassa lastik fabrikasında teknoloji mühendisi olarak başlamıştım. Yaklaşık 1,5 yıl çalıştıktan sonra çalıştığım fabrikadan ayrıldım. Şimdi eşimle beraber, seramik sanatıyla ilgileniyorum. Birlikte seyyar seramik atölyeleri yapıyoruz.

 

Anıl Özçevik: Ben 1987 Kütahya doğumluyum, aslen Afyonluyum. 2012 yılında ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra 1,5 sene İzmir’de Ar-Ge mühendisi olarak çalıştım. Kısa bir süre sonra farklı kültürleri tanımak amacıyla yurt dışına çıktım. Amerika, Avustralya, Avrupa ve Güney Asya ülkelerinde toplamda 1 seneden fazla vakit geçirdim. Bu işe başlayana kadar da son 4 senedir Ford Otosan’da satın alma uzmanı olarak çalıştım. Aralık ayına işten ayrıldım. İnsanlara seramik sanatını her yönüyle tanıtabilmek için eşimle beraber tüm Türkiye’yi geziyoruz.

 

Kocaeli ile bağınız nedir peki?

 

Anıl Özçevik: Hiçbir bağımız yok aslında. Yaşıya ile üniversite yıllarında tanıştık ve birbirimize aşık olduk. Ben askerliğimi bitirdikten sonra evlenmeye karar verdik. İstanbul dışında ikimizin de yaşayabileceği, rahat iş bulabileceğimiz bir şehir arayışına girdik. Kocaeli bize cazip geldi. 2017 Haziran’da evlendik ve Gölcük’te bir ev alarak hayatımızı burada kurduk.

 

YOL AYRIMINA GELDİK

 

Kocaeli’de, Türkiye’nin en güçlü kurumlarında işe başlayıp, hayatınızı da buna göre şekillendirmişken, ne oldu da birdenbire böyle radikal bir karar aldınız?

 

Yaşıya ÖzçevikÖncelikle belirtmek isteriz ki eşim de ben de Türkiye’nin en büyük fabrikalarında çalışıyorduk. Sabancı ve Koç Holding ailelerine bize bu iş fırsatlarını verdikleri için teşekkür ederiz. Ben, işimde mutsuz olduğumu söyleyemem. İnsanlarla ilişkileri kuvvetli birisiyimdir ve bulunduğum ortamda da oldukça rahattım. Fakat Anıl, sürekli ‘kendi işimizin patronu olmalıyız’ diyordu. Ben de hayallerimizin peşinden koşabilecek cesaretimiz varsa onu kaçırmamak lazım diye düşündüm ve işimi bırakmaya karar verdim.

 

Anıl Özçevik: Seramik, küçüklüğümden beri hayatımın içinde olan bir sanattı. Çamurla haşır neşir olmayı ve ona şekil vermeyi hep çok sevdim. Evlendiğimizde de evimize bir torna aldık. İşten geldiğimizde ya da hafta sonları hobi olarak çömlek yapmaya başladık. Sonra Yaşıya ile birlikte bir şey fark ettik; ne kadar yorgun olursak olalım, o çamura dokunma isteğimiz hiçbir zaman azalmıyordu. Son yıllarda tornamızı alıp festivallere de katılmaya, insanlara çömlek yaptırmaya başladık. Ben kendi işimin sahibi olmayı çok istiyordum. Bu mühendislik dalında da olabilirdi ama çömlek yaparken mutlu olduğumuzu fark ettik. Hal böyle olunca, kurumsal hayatın güvenli limanlarından uzaklaşıp, uçsuz bucaksız bir dünyaya yelken açmaya karar verdik.

 

 

Hayallerin peşinden koşmak harika… Ama bunun bir de ekonomik yönü var. Endişe etmediniz mi?

 

Anıl Özçevik: Gittiğimiz AVM’lerde ve festivallerde şu tekliflerle karşılaştık: ‘Okulumuza gelir misiniz?’, ‘Bizim şirkette workshop yapar mısınız?’ Bu tekliflere ‘evet’ demeyi istiyorduk ama hafta içi gitmemiz gereken bir işimiz vardı ve okullar da workshop’ları hafta içi istiyordu. Durum böyle olunca bir yol ayrımına geldik. Bir karar vermeliydik. Aklımız hep okullara gidip çocuklara çömlek yaptırmaktaydı. Çömlek işinde önümüzü görene kadar, bizi bir süre idare edecek birikimimiz vardı. En sonunda kararımızı verdik ve ikimiz de işimizden ayrıldık.

 

Aileleriniz bu işe ne dedi?

 

Yaşıya Özçevik: ODTÜ mezunu mühendisleriz. Elbette, sabit işleri bırakınca ailelerimiz tedirgin oldu, biraz üzüldüler ama biz hep şunu söyledik: Bu hayatta mutlu olmak istiyoruz, mutlu olduğumuz işi yapmak istiyoruz, mutlu olduğumuz işi yaparak da geçinebiliriz. Biz bunu denemezsek hep aklımızda ve kalbimizde kalacak. Onlar da bizi anlayışla karşıladı. Mutlu olduğumuzu gördüklerinde de devam etmemiz konusunda desteklediler.

Yaşıya Hanım, siz de Anıl Bey gibi daha önceden çamurla ilgili miydiniz?

 

Ben seramik işini Anıl’dan öğrendim. İşten eve geldiğimizde ne kadar yorgun olsak da çömlek tornasının başına oturup bir eser çıkarmayı çok seviyorduk. Stresimizi bu şekilde atıyorduk. Sonra neden başka insanları da bu sanatla tanıştırıp bu mutluluğu yaşatmıyoruz diye düşündük. Çünkü bu ülke insanlarının buna ihtiyacı var. İnsanların sanatla uğraşmak için atölyelere gidecek vakitleri yok. İlk etapta AVM’ler ile festivallerde workshop’lar yaptık, insanlara çömlek yaptırdık. Baktık onlar da bir eser ortaya çıkarınca mutlu oluyor, o zaman doğru yolda olduğumuzdan emin olduk.

 

Peki, nasıl bir çalışma sisteminiz var?

 

Yaşıya Özçevik: İnsanlar nerede, ne zaman isterlerse çömlek atölyemizi kuruyor ve onları bu sanatla buluşturuyoruz. Hatta Kocaeli ile sınırlı kalmıyor, Türkiye’nin her yerine atölyemizi götürüyoruz. Bu nedenle isim olarak ‘Gezen Çömlek’i tercih ettik. Okullar, kurumsal şirketler, AVM’ler ve festivallerde atölyemizi açarak birçok insana çömlek yaptırıyoruz. Bugüne kadar Edirne, Kocaeli, Sakarya, İzmir, Adana, Bursa ve İstanbul’da birçok etkinlik yaptık. Dekor standımız ve 2 tornamızla birlikte mobil olarak seramik atölyesi yapıyoruz. Kurduğumuz dekorla Kapadokya havasını yaşatıyoruz. Her bir katılımcıyla özel olarak ilgilenip onlara torna üzerinde, hayallerindeki çömlekleri nasıl yapmaları gerektiğini anlatıyoruz ve kendi eserlerini yaratmalarını sağlıyoruz.

 

Anıl Özçevik:  İstenilen yerde atölyemizi kurarken lazım olabilecek bütün malzemeleri yanımızda götürüyoruz. Yerlerin kirlenmemesi için 6 metrekarelik halımız bile var. Önlük, çömlek altlığı vb. ekipmanlar tarafımızca temin ediliyor. En önemli nokta, insanlar çömlek tornasının başına oturduğunda bütün sıkıntılarını unutuyor. Yüzlerindeki gerçek gülümsemeyi görebiliyorsunuz.

 

 

Bir nevi meditasyon oluyor sanırım…

 

Anıl Özçevik: Çamura şekil vermek bir sanat olarak görünse de okuduğumuz makalelerden de bildiğimiz üzere doğal bir meditasyondur ve aynı zamanda sanat terapisi dallarından da biridir. Çömlek yapımı ruhsal ve fiziksel olarak aynı temada buluşmak için dış etkenlerden insanı yalıtarak bireyin kendisini fark etmesini sağlıyor. Çömlek yapımında kullanılan kil, doğal bir titreşime ve sakinleştirici enerjiye sahip. Bu nedenle insanları rahatlatıyor.

 

Yaşıya Özçevik: İnsanlarımızın dinlenmeye, huzurlu bir anı yaşamaya, rahatlamaya, üretmeye ve mutlu olmaya ihtiyacı var. Çömlek yaparken mutlular, ürünlerini ellerine aldıklarında mutlu oluyorlar, kuruduktan sonra boyadıklarında mutlu oluyorlar, onları izleyen insanlar da mutlu. Bu inanın, çok anlamlı bir şey bizim için.

 

 

YÜREKLERE DOKUNUYORUZ

 

İşinizi çok severek yaptığınız her halinizden belli oluyor…

 

Yaşıya Özçevik: Gerçekten çok severek yapıyoruz ve insanlar bunu görüyor. Yaşı kaç olursa olsun herkese özenle yaklaşıyoruz. Onlarla birlikte biz de mutlu olma şansını elde ediyoruz. Her etkinlik sonrası harika yorumlar alıyoruz, bu da bize yorgunluğumuzu unutturacak güzel bir terapi oluyor. Yüreklere dokunmak ve orada yer edinebilmek hayatımızda yaptığımız en güzel iş diyebiliriz.

 

Anıl Özçevik: Aldığımız eğitimler, hayat ve iş tecrübelerimiz bizi farklı kılıyor fakat bu işi severek yapıyor olmamız bizleri daha öne çıkarıyor gibi hissediyoruz.

 

‘Gezen Çömlek’ hep gezecek mi? Sabit bir atölye kurma düşünceniz var mı?

 

Anıl Özçevik: İnsanlarımızın torna üzerinde uzun süreli çalışabilmesi için atölye de açmayı planlıyoruz ama her zaman, nereye isterseniz isteyin gelebileceğimizi de söylemek isterim. Gezen Çömlek olarak @canakcomlekpatlasin instagram hesabımız üzerinden etkinliklerimizi duyuruyoruz. Bizi orada görenler de şehirlerine, okullarına, şirketlerine davet ediyor.

 

Ekonomik kaygınız oluyor mu?

 

Yaşıya Özçevik: Elbette oluyor, geçinmemiz bu işe bağlı ama biz profesyonel hayatı bunu bilerek ve isteyerek bıraktık. ‘Çok kazansak o parayla ne yapacağız?’ diye düşündük. Karnımızı doyurduktan ve evimiz barkımız olduktan sonra çok da bir şeye ihtiyacımız olmadığına karar verdik. 10 bin lira kazanırsanız, 10 bin lira harcarsınız; 5 bin lira kazanırsanız, 5 bin lirayla geçinebilirsiniz. Maddi imkanlar ve ihtiyaçlar hayata bakış açınızla ilgili biraz da. İş bulamazsak borcumuz olduğu için strese girebilirdik ama her ne olursa olsun keyif almaya baktık.

 

Anıl Özçevik: Aslında hayatımızda pek bir şey değişmedi. Sadece tatmin arttı, mutluluk arttı diyebilirim. Hayatımıza neşe geldi, renk geldi. Mesela artık AVM’lere gitmiyoruz. Bir işe gittiğimizde dışarıdan yemek almak yerine kendi yemeğimizi, çayımızı kendimiz götürüyoruz. Artık başkasına hesap vermiyoruz ama kendimize hesap veriyoruz. Harcamalarımızı kontrol altında tutuyoruz.

 

 

Okullarda da workshop’lar düzenliyorsunuz… Çocukların çamura yaklaşımı nasıl?

 

Yaşıya Özçevik: Bizim Çöm ve Lek isimli iki kuklamız var. Çöm ve Lek, önce çocuklara çamuru anlatıyor, sonra çamurdan nasıl çömlek yapıldığını… Çocuklar, çamuru ‘kir’ olarak biliyor. Öncelikle onlara çamurun pis bir şey olmadığını anlatmak önemli. Bu aşamadan sonra çamurla temas ediyorlar ve çok eğleniyorlar. Çok heyecanlı ve hevesli oluyorlar. Çocukların bir eser üretmesi, ‘ben yarattım’ hissiyatı ve bunun dışa yansıması bizim için çok kıymetli. Keza yetişkinlerin çocuklar kadar eğlenemeyeceğini düşünüyordum ancak onlar da torna başına geçince bir çocuk gibi eğlenebiliyorlar. Şunu da söylemek istiyorum. Büyükler bu sanatı biliyor ama çocuklar gösterilmezse bilmeyebilir, kaybolmakta olan bir sanat.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

 

Yaşıya Özçevik: Bizim için çömlek yapmak çok büyük keyif. Ailelere şunu söylemek istiyorum: Okumak, kendini eğitmek, üniversite mezunu olmak çok güzel ama çocuklarına iyi bir üniversitede iyi bir bölüm okuma baskısı yapmasınlar. Sanatla tanıştırsınlar onları, mutlu olmaları için bu şart. Biz geç fark ettik sanatı.

 

Anıl Özçevik: Her şey sınav, para kazanmak, alışveriş yapmak değil. Çocuklarına mutlu olacakları işleri yapmaları için fırsat versinler. Mutluluk çok zor bulunan bir şey. Bunu unutmayın.

 

İLETİŞİM

Instagram: @canakcomlekpatlasin

Telefon: 0541 679 93 96




ETİKET :  

Tümü