kocaeli , 27-01-2021

Büyüleyici bir rota: Alsace

Yeni bir yıla girerken, yeni yıl ruhunu tam anlamıyla yaşamak istiyorsanız; Strazburg’dan başlayıp Colmar’a kadar uzanan Alsace Şarap Yolu rotası tam size göre. Kış soğuklarına rağmen yeni yıl süslemeleriyle içinizi böylesine ısıtan, büyüleyici atmosferiyle Ortaçağ masallarına rengârenk bir yolculuk yaptıran Alsace rotası, yılbaşı coşkunuzu ikiye katlayacak

15:47:59 | 2021-01-06

Hazırlayan: Gamze KIR SAPANCI& Akın SAPANCI (@gamzenika)

 

Alsace; Fransa’nın kuzeydoğusunda yer alan ve Ren Nehri boyunca uzanan bir bölge. Eskiden Almanya’ya ait olan bu bölgede Alman kültür yansımalarını çok fazla göreceksiniz. Alsace bölgesindeki tüm şehirler yakın tarihte Almanya-Fransa arasında git gel yaşamış, nihayet 20. Yüzyılı’n ikinci yarısı itibariyle resmi olarak Fransa toprağı kabul edilmiş. Gerek dil gerek mimari yapılar gerekse kültürel konularda Alman-Fransız karışımını görmek mümkün.

Alsace Şarap Yolu

Alsace, şaraplarıyla tüm dünyada nam salmış bir bölge. Alsace Şarap Yolu da 170 km’lik bir köyler rotası. Rotanın en güzel yanı ise Orta Çağ mimarisinin hakim olması. Birçok kasabada adeta bir masaldan fırlamış gibi süslenmiş evlere rastlayabilir, ışıltılı sokaklarında büyülenerek dolaşabilirsiniz. Alsace Şarap Yolu’nda; üzüm bağları arasından ilerleyecek, her birinde saatlerce vakit geçirmek istediğiniz kasabalarda kaybolacaksınız. Üzüm bağlarının yanı sıra şarap üretim tesisleri, şarap tadım noktaları hep yolunuzun üzerinde olacak. Hem masal diyarında gezip, hem de dünyaca ünlü şarapların tadına bakabileceksiniz.

Alsace rotasında en çok dikkat etmeniz gereken şey; erken yol almak. Her kasaba, her köy öyle muhteşem ki her birinde uzun uzun vakit geçirmek ve şahane fotoğraflar çekmek istiyorsanız, tura erken başlamalısınız.

 

Ne zaman gidilmeli?

Alsace rotası eminiz ki her mevsim güzeldir. Yemyeşil üzüm bağlarının arasında şahane bir yaz, sonbahar renkleriyle masalsı bir güz ya da karlar içinde yeni yıl ruhunu yansıtan bir kış gezisi planlayabilirsiniz. Açıkçası şartlarınız hangi mevsimde uygunsa, o mevsim Alsace muhteşem olacaktır. Tabi şunu söylemeden geçemeyeceğiz, Alsace rotası demek, Noel pazarları demek, süslenmiş evler demek, kurabiye gibi köyler demek... Noel zamanı Alsace rotası yaparsanız, masal diyarında gezintiye çıkabilirsiniz.

Kaç gün ayrılmalı?

Alsace rotası için en az 4 gün ayırmanızı tavsiye ederiz. Öyle şahane bir rota ki hızlı gezmek sizi tatmin etmeyebilir. Tadını çıkararak gezmek isteyenler bu süreyi 6 güne çıkarabilir. Eğer bizim gibi Basel’den başlayıp ciddi ciddi 3 ülkeye de uğrayacaksanız; işin rengi değişir, o zaman en az 10 güne ihtiyacınız var demektir. Tabi bu süreler bizim fikrimiz. Herkesin gezme ve keyif alma şekli farklı.

Gelelim Alsace rotasına. Rotayı kendi gezimize göre sıralı olarak yazdık. Alsace rotası dışında Almanya ve İsviçre’ye de uğradık, araç kiralayarak gezdiğimiz için de istediğimiz gibi hareket edebildik. İlk durağımız; Colmar.

 

Colmar

Alsace rotamızın en gözdesi Colmar, ilk durağımız ve hatta son durağımız olarak ikinci kez gitmeye üşenmediğimiz bir masal diyarı. Colmar gezimiz sırasında Noel’in izlerini taşıyan pek çok mekân gördük ve her bir mekânın etkisinde adeta büyülenerek gezdik.

Colmar, Alsace rotasının başkenti olarak geçiyor. Özellikle Noel zamanı rotanın gözdesi oluyor. Kanalları, rengarenk Alsace evleri, envai çeşit süslemeleriyle büyülüyor. Colmar’da gerçekten anlamlı bir gezi yapmak isterseniz hem gündüz hem de gecesini görmelisiniz. En az 1 gece konaklamalı olarak Colmar gezisi planlarsanız, şahane olacaktır.

Colmar gezilecek yerler

Fontaine Schwendi: Meydanda bulunan çeşme.

Petite Venice: Küçük Venedik denilen bu yer, kanal boyu gezeceğiniz rengarenk evlerin olduğu bölge.

Özgürlük Heykeli: Colmar girişinde bulunan ve çok tanıdık olan özgürlük heykelini, dönüş yolunda tekrar uğradığımızda görmüştük. ABD’nin simgesi olan heykel neden Colmar’da pek de anlam veremedik. Meğer heykeltıraş Colmar’lıymış.

Koifhus : Gotik bir Rönesans binası

Place de la Catedrale: Kasabanın ortasında bulunan ihtişamlı katedral.

Colmar’dan neler almalı?

Birçok hediyelik eşya dükkânı arasından en sevdiğinizi seçip, kışa ve yeni yıla uygun şahane objeler alabilirsiniz. Özellikle sevdiklerimiz, kar küreleri, konuşan gingerbread oyuncaklar, gingerbread temalı anahtarlık ve kapı süsü oldu. Bizim en çok sevdiğimiz şey gittiğimiz ülkelerden kartpostallar alıp, tablo yapmak. Colmar’da da harika kartpostallar bulduk.

Colmar’da keşfettiğimiz ucuzluk pazarı gibi bir dükkân vardı. Hediyelik eşya alınabilecek envai çeşit ürün vardı. Türkiye’deki Japon Pazarı gibi düşünülebilir. C’est Deux Euros, son dakika keşfettiğimiz ve çok sayıda ürün aldığımız ucuz dükkân olarak not edin lütfen.

Colmar’da yeme-içme için tercih ettiğimiz mekânlar için Kocaeli Life’ta yayımlanan ‘Alsace Lezzet Durakları’ yazımızı tıklayın lütfen.

http://kocaelilife.com/alsace-lezzet-duraklari-h5173.htm

 

Eguisheim

Colmar’a en çok benzetilen, 2013 yılında Fransa’nın en güzel köyü seçilen Eguisheim, çiçeklerle süslenmiş renkli evleriyle diğerlerine göre daha küçük ve sevimli bir köy. Çember şeklinde tasarlanmış köyde, yürüyüp başa döndüğünüzde şaşırmayın Alsace rotasının tescilli güzeli Eguisheim’i adım adım gezerken, Arnavut kaldırımlı sokaklarında yürüyüp ‘daha iyi bir fotoğraf karesi olamaz’ derken, yeni bir manzarayla anılarınıza şahane fotoğraflar ekleyeceksiniz.

Kaysersberg

Orta Çağ’dan kalma kalesi ve Ren Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlayan tarihi köprüsüyle masallardan fırlamış gibi. Kaysersberg, ‘İmparator’un Dağı’ anlamına geliyor ki adı gibi dağların arasında kalmış bir masal diyarı.

 

Weiss Nehri kıyısında, dağların eteğine kurulmuş Kaysersberg’e sabah çok erken saatlerde gidip şirin bir pastanede Fransız kahvaltısıyla güne başlamayı düşündük. Köye girdiğimiz anda bu köyün diğerlerine göre çok değişik bir havası olduğunu hissettik. Hem dağların eteğinde oluşu hem tepede eski bir kalesinin olması, film karelerinden fırlamış gibi bir hava veriyor köye.

Her gittiğimiz köyde patisserielere uğramadan dönmediğimizden burada da geleneği bozmadık. Erken saatlerde açık bulduğumuz L’Enfarine Kaysersberg’de kruvasanlar, çeşit çeşit bretzeller, pomme ve kougelhopf Fransız kekleri, her biri özenle hazırlanmış pek çok ürün, kahvaltı için oldukça cezbedici.

Kaysersberg için bir dip not, rotanın en çok ziyaret edilen 2. köyü arasında yer alıyor. Kaysersberg için güzel bir zaman ayırsanız iyi olur.

 

Riquewihr

Alsace köyleri arasında tarihi dokusunu en çok koruyan köy olarak bilinen Riquewihr, gerçekten yağlı boya tablosu gibi... Şaraplarıyla ünlü Riquewihr, 2. Dünya Savaşı’nı atlatmış ve bu sebeple köy surlarla örülü. Diğer tüm Alsace rotaları gibi burası da çok popüler olduğundan özellikle öğle saatlerinde kalabalık oluyor. Yine sabah erken gitmenizi, güzel fotoğraflar yakalayabilmek ve daha sakin gezebilmek adına tavsiye ediyoruz.

Hunawihr

Rotamız üzerinde bulunan Hunawihr’e çok kısa da olsa uğradık. Özellikle Ribeauville ve Riquewihr rotasına gideceksiniz yolunuzun üzerindeki bu şirin köye de uğramanızı tavsiye ederiz. Çok küçük bir köy olan Hunawihr, tepede yalnız başına duran St. Jacques le Majeur kilisesin etrafında üzüm bağları manzarasıyla daha farklı bir görünüme sahip. Hunawihr köyünü 7. Yüzyıl’da Hunon kurmuş ve kasabaya karısı Hune’nin adını vermiş. Şirin sokakları, renkli evleri, farklı manzarasıyla geçerken de olsa uğramanızı öneririz. Diğer köylere göre de oldukça sakin ve sessiz bir köy.

Ribeauville

Bir yanda Vosges Dağları, bir yanda üzüm bağlarıyla tablo gibi bir köy daha. Ribeauville 15. Yüzyıl’dan 18. Yüzyıl’a uzanan tarihi dokusu, bu tarihlerden bugünlere gelen ahşap evleri ile Alsace rotasının en gözde köylerinden biri. Tarihi kuleleri, çeşmeleri, Orta Çağ döneminden kalma evleriyle her yıl pek çok turist ağırlıyor. Ribeauville’de, Saint Ulrich Kalesi, Girsberg Kalesi ve Haut-Ribeaupierre Kalesi özellikle görmeniz gereken yerler listesinde yer alıyor. Dağ yolunda bulunan yürüyüş yolundan ilerleyip, şahane Alsace manzaralı bu kaleleri ziyaret edebilirsiniz. Hotel de Ville (Belediye Sarayı), Tours des Bouchers (Kasap Kulesi) ve 1600’lü yıllara ait Maison des Menetriers (Kemancıların Evi) görülmeye değer diğer tarihi mekânlar. Küçük bir köyde o kadar çok ziyaret noktası var ki iyi zaman ayırmanız faydalı olacak.

Grand Rue caddesinde pek çok hediyelik eşya dükkânı var. Mutlaka uğrayın. Ayrıca Riesling şarabıyla ünlü Ribeauville’de şarap keyfi için Wistub Zum’a uğrayabilirsiniz, hem de yöresel tatlara bakma şansınız olur.

 

Obernai

Çiçeklerle süslenmiş ahşap evleri ve her biri başka bir güzelliğe çıkan taş sokaklarıyla Alsace bölgesinin bir başka masal diyarı; Obernai.

Kasabanın en büyük kilisesi St. Peter ve Paul görülmesi gereken tarihi mekânların başında geliyor. Aynı zamanda kasabanın tek sinagogu olan Obernai Sinagogu da görülmeli. Tour d’Enceinte kulesi kasabanın etrafını çevreliyor. Oberkirch Kalesi kuleleri 18. Yüzyıl’a ait ve kulelere çıkmak için bir köprü yapılmış. Vaktiniz varsa kulelere çıkıp, köyü seyredebilirsiniz.

Etoile Meydanı’nda Obernai’nin en renkli, en süslü evlerini görmeniz mümkün. Obernai evleri de Alsace evleri gibi ahşaptan yapılmış. 1300-1700 tarihleri arasında inşa edildikleri biliniyor. Kolon ve kirişleri ahşap olan evlerin duvarları balçıkla sıvanmış. Üzerine yapılmış rengârenk boyamalarla Alsace evlerine dönüşmüş.

Etoile Meydanı’nda ihtişamlı görüntüsüyle atlıkarıncayı da görürseniz çok şanslısınız. Yeni yıl ruhunun tam olarak bu noktada yaşandığını söyleyebiliriz. Kendimizi bir masal kitabının içinde hissettiren bu görüntüde birçok fotoğraf çektiriyoruz.

Beffroi Meydanı’nda bulunan, kasabanın koruyucusu olduğuna inanılan Odile için inşa edilmiş anıtsal çeşmeyi de görmelisiniz. Aynı meydanda kasabanın saat ve çan kulesi olan Kapellturm bulunuyor. Burası aynı zamanda yöresel pazar alanı ve Noel zamanı da Noel pazarları kuruluyor. Noel zamanı kasabanın en yoğun meydanı diyebiliriz.

Obernai’de bir kahve molası ve yine vazgeçemediğimiz patisserie ürünlerle iyice dinleneceğiz. Caddenin göbeğinde bulunan Patisserie Schaeffer Reck Obernai, tatlılarıyla gündemde. Özellikle ekler ve tiramisu favoriler arasında. Malzemeler öyle bol kullanılmış ve kalite öyle belli ki silip süpürüyoruz adeta. Yanında kahvemizle, değmeyin keyfimize. Tam da kahvemizi yudumlarken, camdan bakınca lapa lapa yağan kar mutluluğumuzu katlıyor.

Bu mutlulukla rotamızın son durağı Strazburg için yola koyuluyoruz.

 

Strazburg

Alsace bölgesinin başkenti Strazburg, Fransa’nın kuzeydoğusunda bulunan, nüfus bakımından 7. büyük şehri. Strazburg, Fransa ve Almanya sınırında bulunduğundan, Fransız-Alman kültürünü bir arada görebileceğiniz bir şehir. Orta Çağ mimarisinin hakim olduğu şehirde Ren Nehri boyunca uzanan şahane köprü manzaraları, ahşaptan yapılmış ve süslenmiş evler, çiçeklerle kaplı bahçe ve parklar görmek içinizi açacak.

Gezilecek yerleri, şahane kafeteryaları, hediyelik eşya dükkânları, kafanızı dinleyeceğiniz park ve meydanlarıyla Strazburg görülmeye değer bir şehir. Strazburg’da görmeden dönmeyin dediğimiz yerler; Notre Dome Katedrali, Petite France, Les Pount Couverts (Üstü kapalı köprüler), Gutenberg Meydanı, Rohan Sarayı, Alsas Müzesi.

Vauban Barajı üzerinde bulunan köprüye çıkarak 3 adet kulesi bulunan Ponts Couverts’i mutlaka görün. Şahane bir manzara sunuyor. Strazburg’da neler yenir derseniz; patisserie ürünlerinin envai çeşidini denemeden dönmeyin deriz. Strasburg gezimizin favori patisserielerinden bir tanesi pek çok şubesi olan Burgard oluyor. Aslında sabah kahvaltısı niyetiyle muhteşem sandviçler için uğradığımız Burgard’dan bretzel de almadan çıkamıyoruz. Alıp çantamıza atıp, acıkınca yeriz deyip depolama yapıyoruz. Bir de marmelatlı kurabiyelerden alıp, tatlı işini de çözmüş oluyoruz.

Bir de Strazburg’da güzel bir akşam yemeği planı yapmanızı öneririz. Biz, Notre Dame Katedrali’nin hemen yakınında bulunan şahane restoran Aux Armes De Strasburg’da bir akşam yemeği yedik. Tercihlerimiz, özel mantı taneleri ve ekmek parçalarıyla birlikte sunulan kremalı tavuk haşlama yemeği ve Viyana’da bir benzerini yediğimiz (tabi asla bir Plachutta olamayacak hiçbiri ) et haşlama yanında fırın patatesle geliyor. Yemeklerimizin yanında kremalı salatalık ve havuç da geldi. Ekmek servisi de olması sulu yemekleri bandıra bandıra yeme geleneğimizi bozmadı.

Starzburg’u keyif dolu bir gezi ve şahane lezzet durakları ile hatırlayıp, bir daha gelmeyi diliyoruz

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

• Colmarı’ı hem gece hem gündüz görmeden,

• Colmar sokaklarında kaybolmadan,

• Ren Nehri’ne doğru hayaller kurmadan,

• Kaysersberg’de bir gün geçirmeden,

• Bretzel çeşitlerini denemeden,

• Kruvasanların tadına bakmadan,

• Flammenkuchen yemeden,

• Kougelhopf yemeden,

• Gingerbread almadan,

• Makaronları tatmadan,

• Alsace köylerinin hepsini gezmeden DÖN-ME-YİN!

 




ETİKET :   gamze kır sapancı akın sapancı alsace lezzet durakları gurme kaşif gezi yurt dışı lezzet yemek keşif kocaeli

Tümü