kocaeli , 05-07-2020

Bir yaş daha büyüdük mü?

12:49:29 | 2020-01-10

YAZAN: ŞEHBAL ÖZBEK

 

Kar tanesi gibi gökyüzünden yeryüzüne yuvarlana yuvarlana düşen bir yıl daha çok yakında son bulacak, yerini gün gibi güneş gibi doğmasını dilediğimiz yeni yıl alacak! O zaman dileklerimizi sıralayalım mı?

Ama yeni yıl dileklerine geçmeden önce eski yılbaşı gecelerine bir göz atalım...

Biz çocukken;

Yeni yıl dediğimizde, sobanın üzerinde inci tanesi gibi dizilmiş kestane, her sene yenisi alınan tombala, annelerimizin hindi dolması ve iç pilavı, halka halka kesilmiş ve kendisini baş köşeye yerleştirmiş portakal, beyaz leblebi şekeriyle süslenmiş kuruyemiş poşeti;

Başımızda okulda yaptığımız yılbaşı şapkası ve en yakın arkadaşımız için hazırlanmış, içerisinde tüm masum dileklerimizin bulunduğu bir yılbaşı kartı gelirdi aklımıza.

Şanslı iseniz; henüz uykuya dalmadıysanız, Levent Kırca ile ‘Olacak O Kadar’ izlenir, gecenin ilerleyen saatlerinde anne-babanız cüzdanını hazırlar ve alınan Milli Piyango biletleriyle talihimiz, bahtımız bir kez daha sorgulanırdı.

Kuruyemiş poşetinden Antep fıstıkları büyük bir özenle seçilir, leblebi şekerleri; kardeş, yeğen, kuzen kim varsa paylaşılırdı. Yılbaşı gecesi taçlansın diye hepimiz kar yağmasını beklerdik çünkü bir gün olan yeni yıl tatili kar yağarsa uzar, biz de burnumuzun ucu kıpkırmızı olana kadar arkadaşlarımızla kar topu oynayabilirdik. Bir de aramızda poşetle yokuş aşağı kaymak için sabırsızlanan cesur yürekliler vardı ki Uludağ sanki mahallemize gelmiş gibi herkes pistlerde kendini gösterebilmek için sıra beklerdi.

Büyüklerimizin bizim için ördüğü yün kazaklar vardı mesela, kaşındırırdı bizi tatlı tatlı ama sırf onlar üzülmesin diye kış boyu giyilirdi. Üşümeyelim diye sabahları annelerimiz pekmez yedirirdi.

 

Özlemiyor musunuz şimdi bunları?

 

❚ ❚ ❚

Mahallenizdeki manavda, kasapta sohbet ettiğiniz dostlarınızı, şu meşhur Nimet Abla büfesinden alınan biletle kimin milyoner olduğunu, Şener Şen’in filmini, hani şu gar müdürü olduğu, hadi onu da unuttunuz diyelim Kemal Sunal’ın talih kuşunu? Eskiye özlem mi bu, yeni seneye merak mı?

İnsan büyüdüğü her sene, gelen her yeni yılda sorguluyor kedini. Neydi, ne oldu, ne olacak bu yıl? Ya da neden böyle oldu? Sormaz mı 2019; ‘Benden memnun kaldın mı?’

Hayatımıza adım atan her yeni dilekten, başımıza şans eseri gelen her mutluluktan, bahtsızlıktan, talihsizlikten, umut etmekten ve şans dilemekten vazgeçer mi hiç insan?

Horoz şekeri almaktan, leblebi tozu yutmaktan, hala bir ümit ‘ya çıkarsa’ demekten?

Vazgeçmez...

Hala dileklerini gül dalına asan insanlarız biz.

Ve her sene yeni yıl çekilişi yapıyoruz dostlarımızla, büyüyoruz üstelik, sevdiklerimizle, seveceklerimizle... Hala ağzımızın tadı var, vazgeçmedik leblebi tozundan, horoz şekerinden, pişmaniyeden, iç pilavdan...

 

 

❚ ❚ ❚

Şimdi tam da yeni yıl gelmişken, dileklerinizi sıralayın bir kez daha...

Cebinizde biriktirdiğiniz ne kadar selam varsa, gönderin gitsin. Emekleriniz, ümitleriniz hepsi bir bir yerini bulsun. Geçen yılın bıraktığı keder tortusu varsa, silkeleyin dökülsün. Henüz üstünüze giymediğiniz çelikten aile yeleğiniz varsa, alın yanınıza sıcak tutar!

Fotoğraf albümünüzde boş bir sayfa açın şimdi. Önünüzde güzel günler var. Sağlık olsun, şifa olsun, boğaz köprüsünün ışıkları gibi rengarenk bir yıl bizi bekliyor olsun. Dağ gibi, taş gibi duralım önünde, selamlayalım, ‘Başımızın üzerinde yerin var 365 gün’ diyelim...

Şimdi hazırsak yeni yıla;

Okumadığımız kitap, izlemediğimiz film, denemediğimiz bir spor dalı, gitmediğimiz bir tatil beldesi varsa, hazırlanalım;

 

Başlıyoruz yavaş yavaş...

Üstüne sebepler, sonuçlar, nedenler, nasıllar yükleyeceğimiz, güldüren, mutlu eden, sıcağı, soğuğu, yazı, kışı ile yeni bir yıl geldi.

Saymakla bitmez, gelecek gün ne getirir bilinmez, siz yine bir Türk kahvesi için, bakın bakalım üç vakte kadar neler oluyor? Hatta bekletin o telveyi bakalım bizleri neler bekliyor?

Büyük bir merak ve heyecanla...

Mutlu seneler diliyorum herkese, beklediğinizden daha güzel, sağlık ve neşe dolu bir yıl olsun...

Bir yaş daha büyüdük mü?

Kar tanesi gibi gökyüzünden yeryüzüne yuvarlana yuvarlana düşen bir yıl daha çok yakında son bulacak, yerini gün gibi güneş gibi doğmasını dilediğimiz yeni yıl alacak! O zaman dileklerimizi sıralayalım mı?

 

Ama yeni yıl dileklerine geçmeden önce eski yılbaşı gecelerine bir göz atalım...

Biz çocukken;

Yeni yıl dediğimizde, sobanın üzerinde inci tanesi gibi dizilmiş kestane, her sene yenisi alınan tombala, annelerimizin hindi dolması ve iç pilavı, halka halka kesilmiş ve kendisini baş köşeye yerleştirmiş portakal, beyaz leblebi şekeriyle süslenmiş kuruyemiş poşeti;

Başımızda okulda yaptığımız yılbaşı şapkası ve en yakın arkadaşımız için hazırlanmış, içerisinde tüm masum dileklerimizin bulunduğu bir yılbaşı kartı gelirdi aklımıza.

Şanslı iseniz; henüz uykuya dalmadıysanız, Levent Kırca ile ‘Olacak O Kadar’ izlenir, gecenin ilerleyen saatlerinde anne-babanız cüzdanını hazırlar ve alınan Milli Piyango biletleriyle talihimiz, bahtımız bir kez daha sorgulanırdı.

Kuruyemiş poşetinden Antep fıstıkları büyük bir özenle seçilir, leblebi şekerleri; kardeş, yeğen, kuzen kim varsa paylaşılırdı. Yılbaşı gecesi taçlansın diye hepimiz kar yağmasını beklerdik çünkü bir gün olan yeni yıl tatili kar yağarsa uzar, biz de burnumuzun ucu kıpkırmızı olana kadar arkadaşlarımızla kar topu oynayabilirdik. Bir de aramızda poşetle yokuş aşağı kaymak için sabırsızlanan cesur yürekliler vardı ki Uludağ sanki mahallemize gelmiş gibi herkes pistlerde kendini gösterebilmek için sıra beklerdi.

Büyüklerimizin bizim için ördüğü yün kazaklar vardı mesela, kaşındırırdı bizi tatlı tatlı ama sırf onlar üzülmesin diye kış boyu giyilirdi. Üşümeyelim diye sabahları annelerimiz pekmez yedirirdi.

 

Özlemiyor musunuz şimdi bunları?

❚ ❚ ❚

Mahallenizdeki manavda, kasapta sohbet ettiğiniz dostlarınızı, şu meşhur Nimet Abla büfesinden alınan biletle kimin milyoner olduğunu, Şener Şen’in filmini, hani şu gar müdürü olduğu, hadi onu da unuttunuz diyelim Kemal Sunal’ın talih kuşunu? Eskiye özlem mi bu, yeni seneye merak mı?

İnsan büyüdüğü her sene, gelen her yeni yılda sorguluyor kedini. Neydi, ne oldu, ne olacak bu yıl? Ya da neden böyle oldu? Sormaz mı 2019; ‘Benden memnun kaldın mı?’

Hayatımıza adım atan her yeni dilekten, başımıza şans eseri gelen her mutluluktan, bahtsızlıktan, talihsizlikten, umut etmekten ve şans dilemekten vazgeçer mi hiç insan?

Horoz şekeri almaktan, leblebi tozu yutmaktan, hala bir ümit ‘ya çıkarsa’ demekten?

Vazgeçmez...

Hala dileklerini gül dalına asan insanlarız biz.

Ve her sene yeni yıl çekilişi yapıyoruz dostlarımızla, büyüyoruz üstelik, sevdiklerimizle, seveceklerimizle... Hala ağzımızın tadı var, vazgeçmedik leblebi tozundan, horoz şekerinden, pişmaniyeden, iç pilavdan...

 

❚ ❚ ❚

Şimdi tam da yeni yıl gelmişken, dileklerinizi sıralayın bir kez daha...

Cebinizde biriktirdiğiniz ne kadar selam varsa, gönderin gitsin. Emekleriniz, ümitleriniz hepsi bir bir yerini bulsun. Geçen yılın bıraktığı keder tortusu varsa, silkeleyin dökülsün. Henüz üstünüze giymediğiniz çelikten aile yeleğiniz varsa, alın yanınıza sıcak tutar!

Fotoğraf albümünüzde boş bir sayfa açın şimdi. Önünüzde güzel günler var. Sağlık olsun, şifa olsun, boğaz köprüsünün ışıkları gibi rengarenk bir yıl bizi bekliyor olsun. Dağ gibi, taş gibi duralım önünde, selamlayalım, ‘Başımızın üzerinde yerin var 365 gün’ diyelim...

Şimdi hazırsak yeni yıla;

Okumadığımız kitap, izlemediğimiz film, denemediğimiz bir spor dalı, gitmediğimiz bir tatil beldesi varsa, hazırlanalım;

Başlıyoruz yavaş yavaş...

Üstüne sebepler, sonuçlar, nedenler, nasıllar yükleyeceğimiz, güldüren, mutlu eden, sıcağı, soğuğu, yazı, kışı ile yeni bir yıl geldi.

Saymakla bitmez, gelecek gün ne getirir bilinmez, siz yine bir Türk kahvesi için, bakın bakalım üç vakte kadar neler oluyor? Hatta bekletin o telveyi bakalım bizleri neler bekliyor?

Büyük bir merak ve heyecanla...

Mutlu seneler diliyorum herkese, beklediğinizden daha güzel, sağlık ve neşe dolu bir yıl olsun...




ETİKET :   Şehbal özbek yeni yıl 2020 eskiye özlem yılbaşı eğlence çekiliş kocaeli life yazı kocaeli

Tümü