Bir peri masalı prensesi Tanya Kavan

Kavanlar İcra Kurulu Başkanı Yavuz Kavan’ın zarif eşi Tanya Kavan, aşık olduğu adam için alışık olduğu her şeyi ardında bırakıp ülkemizde yepyeni bir hayat kurdu. O şimdi, çok sevdiği eşi ve ‘AŞK’ dediği minik kızı Asya ile birlikte peri masallarındaki kadar mutlu bir yaşam sürüyor,

11:00:51 | 2018-05-10

RÖPORTAJ: Zeynep AKAR

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Aşk için neleri göze alabilirsiniz? Mesela, doğup büyüdüğünüz toprakları, ailenizi, tüm çevrenizi ardınızda bırakıp sırf hayatınızın insanıyla birlikte olabilmek için başka ülkede yaşayabilir misiniz? O yaptı… Kavanlar İcra Kurulu Başkanı Yavuz Kavan’ın zarif eşi Tanya Kavan, aşık olduğu adam için memleketi olan Belarus’tan ayrıldı, alışık olduğu her şeyi ardında bırakıp hiç tanımadığı bir coğrafyada yepyeni bir hayat, aşk dolu bir yuva kurdu. Şimdi eşi, yeni ailesi ve yaklaşık 1,5 yıl önce aralarına katılan dünyalar tatlısı kızı Asya ile birlikte peri masallarındaki kadar mutlu bir yaşam süren Tanya Kavan, zamanının büyük bölümünü ‘tek kelimeyle AŞK’ olarak tanımladığı minik kızıyla geçiriyor; hiçbir anını kaçırmamak için onun yanından bir saniye bile ayrılmak istemiyor. “Kendimi buralı gibi hissettiğim için Asya’yı da Türk kültürüyle yetiştiriyor olmak bana mutluluk veriyor” diyen bu güzel anneyi evinde ziyaret ettik, sevgi dolu hikayesini kendisinden dinledik.

 

Tanya Hanım, sizi tanıyabilir miyiz?

Belarus Minsk’te dünyaya geldim. Bütün eğitim hayatımı Minsk’te tamamladım. Halen Belarusion State Technological Üniversity’de Engineer Chemint Technolognt’te okumaktayım. Kızıma hamile kaldığım için bir sene ara vermek zorunda kalmıştım ama şimdi Asya 1 yaşına girdiği için eğitimime devam ediyorum. İnşallah bu sene mezun olacağım. Okuduğum bölüm maalesef Türkiye’de çok yaygın değil ancak ben çalışmayı çok seviyorum. Bu nedenle eğitimimle ilgili olmasa da yakın zamanda hayata geçireceğim çok güzel iş planlarım var.

 

Dilimizi çok iyi konuşuyorsunuz... Kaç yıldır ülkemizde yaşıyorsunuz?

Son 4 yıldır Türkiye’de yaşıyorum ama 7 senedir Türkiye’yi tanıyorum. Sürekli yaşamadığım 3 sene zarfında sık sık Türkiye’ye gelip uzun dönem kalıyordum. Türkçemi de özel ders alarak o dönemde geliştirdim.

 

Yavuz Bey ile tanışmanız nasıl oldu, arkadaşlığınız nasıl ilerledi?

Belarus’ta, ortak bir kız arkadaşımız vardı. Onun erkek arkadaşı da Türk’tü ve Yavuz Bey’in de arkadaşıydı. Kız arkadaşım Türkiye’yi çok seviyordu ve sürekli bana ‘Tanya, sen Türkiye’de yaşayabilir misin?’ diye soruyordu. O dönemde Türkiye’yi ancak tatil için yaşanabilir buluyordum çünkü ülkemi çok seviyordum. Arkadaşım ‘Belki birini seversen yaşayabilirsin?’ diyordu ama o günün koşullarında, birini ülkemi bırakıp başka bir ülkeye yerleşecek kadar sevemem gibi geliyordu. Sizde nasıl deniyor, çok büyük konuştum galiba…

‘Hayır’ dedim ama Yavuz Bey’i tanıdıktan sonra bu düşüncelerim tamamen değişti. Ona duyduğum sevgi her şeyin önüne geçti.

 

YANLIŞ YERDE DOĞMUŞUM

Türkiye’ye gelişiniz nasıl oldu? Bu kararı kolay aldınız mı?

Yavuz Bey’le arkadaşlığımız başladıktan sonra sık sık Türkiye’ye geldim. Çok sosyal bir insanım, arkadaş çevrem benim için çok önemli. Bu süreçte bir an önce Türkçe’yi öğrenmek zorunda olduğumu fark edince, özel hocayla Türkçe derslerine başladım. Yavuz Bey’in benimle Rusça’nın dışında Türkçe konuşması ve arkadaş çevresinin de Türkçe konuşmasıyla kısa sürede Türkçe’yi öğrendim. Tabii ki kolay olmadı ama Türkiye’ye Yavuz Bey ve onun arkadaş çevresi sayesinde çok kolay adapte oldum; çok güzel arkadaşlıklar kurdum. Sonraları Belarus’a gittiğimde fark ettim ki Türkiye’yi ve oradaki hayatımı özlüyorum. Sadece annem benim için çok değerli ve özel, en zoru da ondan ayrılmak oldu.

 

Ülkemize alışmanız kolay oldu mu? Yadırgadığınız ya da kendi  kültürünüze yakın bulduğunuz noktalar nelerdir?

Türkiye’ye Yavuz Bey sayesinde çok kolay alıştım çünkü kısa sürede burada çok güzel ve büyük bir aile sahibi oldum. Kendi arkadaşlarımdan ve annemden ayrılmak zor olsa da burada her daim sevgi dolu bir aileyle bir gün bile kendimi yabancı ve yalnız hissetmedim. Kültürünüze de  yabancı hissetmedim kendimi… Hatta eşime ‘Sanırım ben yanlış yerde dünyaya geldim’ dediğim çok oluyor. Ülkenizde insanların çok samimi, dost canlısı ve yardımsever olması; aile birliğinin çok güçlü olması ve özellikle de yemek kültürünüz beni derinden etkiledi.

 

Türk yemeklerini beğeniyor musunuz?

Türk mutfağını gerçekten çok zengin, çeşit çok bol, sağlıklı ve lezzetli buluyorum. En çok zeytinyağlı yaprak sarmayı seviyorum. Bundan dolayı bir arkadaşımın annesi sık sık bana dolma yapıp gönderiyor. O kadar güzel yapıyor ki başka dolma yiyemez oldum. Bizim kültürümüzde kahvaltı çok yok ama Türk kahvaltısı gerçekten çok enfes. O kadar seviyorum ki hamileliğimde öğlene kadar kahvaltı yaptığımı biliyorum. En çok da kaymak seviyorum.

 

Kocaeli’de yaşamaktan memnun musunuz? Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Evet, çok memnunum çünkü bizim bütün ailemiz burada yaşıyor. Birbirine çok yakın, bağlı ve büyük bir aile. İstanbul’a yakın olması nedeniyle oranın kalabalığından uzak ama isteyince kolay gidilebildiği için Kocaeli çok güzel bir lokasyon. Asya dünyaya geldikten sonra zamanımın çoğunu ona ayırıyorum. Onunla vakit geçirmek beni çok ama çok mutlu ediyor. Kızımla beraber Symbol Yaşam Merkezi’ne gidiyoruz. Sık sık babamızın işyerine ziyarette bulunuyoruz. Eşimin annesiyle beraber vakit geçiriyoruz. Eşimin işten geri kalan zamanlarında ise baş başa kalmak için İstanbul’a gidiyoruz. Hayal Kahvesi çok eğlenceli ve çok nezih bir mekan. Her şeyden önce eşim orada, dostları ve arkadaşları da orada. Evimize yakın olması sebebiyle Güral Sapanca Otel’e de sık sık gidiyoruz.

 

Anne olacağınızı ilk öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Zaten Asya’ya hamile kalmadan önce kendimizi buna psikolojik olarak hazırlamıştık. Yavuz Bey ve ben planlayarak ve çok isteyerek bu sürece girmiştik ama kendimi ne kadar hazırlasam da hamile olduğumu ilk duyduğumda önce inanamadım. Hem çok mutlu oldum, çok heyecanlandım hem de biraz da korku başladı. ‘Acaba çocuğum için iyi bir anne olabilecek miyim’ diye endişelendim. Aslında, sanki hamile olduğumu doktordan duymadan önce hissetmiştim çünkü gerçekten bu çok ama çok özel bir duygu. Bence bir kadın için bu hayatta en güzel şey anne olmak.

 

Bunu eşinizle paylaştığınızda tepkisi ne oldu? Mutluluğunu nasıl ifade etti?

Eşime bu haberi verdiğimde Belarus’taydım. Uzakta olduğum için sabah çok erken saatte eşimi aradım; telefonda güne bu haberle başlamış oldu sayemde. Mutlu haberi verdiğimde Yavuz Bey o kadar duygu yoğunluğu yaşadı ki telefonda sadece birkaç kelime söyleyebildi. ‘Gerçekten inanamıyorum. Çok mutluyum, şu an çok heyecanlıyım. Ben birazdan seni arayacağım’ deyip telefonu kapattı. Beş dakika sonra telefonum çaldı, ‘Tanya, hemen buraya gel. Seni öpmem lazım’ dedi.

 

Nasıl bir hamilelik dönemi geçirdiniz?

Hamileliğimi öğrendiğim an zaten hemen eşimin yanına döndüm. Çok sosyal, hareketli ve rahat bir hamilelik dönemi geçirdim. Arkadaşlarım bana, ‘Hiç hamile gibi değilsin’ diyorlardı. Sosyal hayatım hiç durmadı, aksine elimden geldiğince daha da sosyal yaşamaya çalıştım. Bol bol yürüyüş yaptım, hatta araba kullanmayı bile doğumdan bir hafta önce bıraktım. Eşimin annesi bana bu konuda çok ama çok destek oldu, kendimi çok rahat hissettirdi. Sevdiğim yemekleri her daim dolabımda hazır bulunduruyordu. Onun desteği, o dönemde benim en büyük kuvvetimdi. İyi ki var ve hep yanımda olsun. Burada benim için gerçek dost diyebileceğim insanlar da buldum. Bu dönemde hep benim yanımdaydılar ve hep destek oldular.

 

TEK KELİMEYLE, AŞK

Bebeğinizi gördüğünüz ilk anda ne hissettiniz?

Bebeğimi normal doğumla dünyaya getirdim, dolayısıyla her anını çok iyi hatırlıyorum. Yine de dünyaya geldiğinde önce inanamadım. O sırada Asya’yı kucağıma verdiklerinde, onun kokusunu duyduğumda ve güzel gözlerine baktığımda sanki o acılar hiç yaşanmamış gibi oldu. Sanki her zaman benim hayatımda varmış gibi hissettim.

 

Anneliği nasıl tanımlarsınız?

Tek kelimeyle AŞK.

 

Asya’yı büyütürken iki ülkenin kültür farklılıklarından doğan zorluklarla karşılaştınız mı?

Bir çocuğun sorumluluğunu almak, bu hayatta en zor görev çünkü dünya üzerinde tatili olmayan tek meslek, annelik. Kültür farklılığından ötürü hiçbir sorun yaşamadım çünkü bu kültüre zaten çok çabuk alışmıştım. Kendimi buralı gibi hissettiğim için Asya’yı da bu kültürde yetiştiriyor olmak bana mutluluk veriyor. Ayrıca çok çok mutluyum ki Asya bu kültürde ve Müslüman bir çocuk olarak yetişiyor.

 

ŞANSLI BİR ANNEYİM

Asya’yı büyütürken uykusuzluk, iştahsızlık gibi zorlandığınız zamanlar oldu mu?

Bir bebeğin sorumluluğu hiç kolay değil. Sizin hayatınız tamamen onun hayatı oluyor. En önce hep o olmak zorunda ama ben çok şanslı bir anneyim çünkü çok sakin ve pozitif bir çocuğum var. İştah konusunda beni hiç üzmedi, aksine yeni tatlar denemek onun için çok eğlenceli. Uyku saatlerine de dikkat ediyoruz, düzenli uyku bebeğimi mutlu ediyor. Tabii ki zor anlarım da oldu ama o anlarda hiç yalnızlık hissetmedim. Şükürler olsun ki eşim her zaman çok ilgili ve destekçi bir baba.

 

Onu büyütürken dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir? Uyguladığınız belli bir eğitim modeli var mı?

Her anne gibi benim için de en önemli şey bebeğimin huzuru. Gerçek sevgi ortamı bir çocuğun gelişiminde çok önemli. Her günü benim için çok önemli. Taze, günlük besinlerle beslenmesine, hijyenik bir ortamda oynamasına, uyku saatlerinin aksamamasına çok özen gösteriyorum. Ayrıca çocukların beyni çok taze olduğu için doğruyu yanlışı çok çabuk öğreniyorlar. Elimden geldiğince ona hep iyi örnek olmaya, doğruyu öğretmeye çalışıyorum. Her çocuğun kişiliği farklı, bana göre eğitimde asla tek bir model olamaz ve olmamalı.

Asya ile birlikte yapmaktan hoşlandığınız aktiviteler nelerdir?

Asya ile her anımız beraber, onsuz bir hayat düşünemiyorum. O yanımda yokken hep bir yanım eksik, yarım hissediyorum. O yüzden elimden geldiğince her an yanında olup beraber vakit geçirmeye özen gösteriyorum. Sabahları beraber yürüyüş yapıyoruz. Onunla banyo yapmak inanılmaz keyifli, suyu çok seviyor çünkü o tam bir balık.

 

Doğumdan sonra eski formunuza kavuşmanız uzun sürmedi. Kilonuzu nasıl koruyorsunuz?

Her şeyden önce şayet sağlık durumu izin veriyorsa, normal doğumu bütün annelere öneriyorum. Normal doğum sayesinde doğumla beraber fazla kilolardan daha kolay kurtuluyorsunuz. Vakit buldukça spor yapmaya özen gösteriyorum. Sağlıklı, karbonhidratlardan uzak, protein ve sebze ağırlıklı besleniyorum. Doğum yapan bir anne kendini ihmal etmemeli, aksine her zaman olduğu gibi eve geldiğinde de kendine bakmalı. Her zaman doğallıktan yanayım, aşırı makyaj sevmiyorum, cildime yeterli derecede bakıyorum.

Cilt bakımlarımı aksatmam çünkü her anne aynı zamanda bir eştir ve eşine karşı her daim bakımlı olmak bir kadının görevidir. Yapay güzellikler, makyaj, estetik vb. bunlar bir kadına her daim güzellik vermez. Gerçek güzellik mutluluk ile oluşur. Ben bu konuda son derece şanslıyım, o yüzden sevgili eşime sonsuz teşekkür ediyorum…




ETİKET :   tanya kavan yavuz kavan kavanlar

Tümü