Bir masalın gerçek olmuş hali...

16:17:19 | 2016-11-01

Haber: Zeynep Akar

Fotoğraflar: Vehbi Kılıç

Fotoğraflar: Hasan Doğan


Bir anaokulundan ne beklersiniz?

Çocuğunuzun güvenliğinin maksimum düzeyde sağlanmasını mı?

Verdiği eğitim de iyi olmalı, elbette? Başarılı bir eğitimci kadrosu bulunmalı...

Bahçesi olsun, değil mi? Çocuklar iyi havalarda oyun parkına çıksın.

Biraz da yabancı dil öğretilse, fena olmaz.

Bunlar tamam... Başka?

Siz düşünürken, ben devam edeyim...

Öyle bir anaokulu olmalı ki binası sadece çocukların ihtiyaçları göz önüne alınarak inşa edilmiş olsun.

Meyve ağaçları ve çiçekler içindeki 4,5 dönümlük bahçesinde keçiden tavuğa, köpekten kaza, tavşanda kediye pek çok hayvan bulunsun.

Okulun ormanında eğlenceli oyun parkurları kurulsun; çocuklar doğayı, doğanın tam da kalbinde yaşayarak keşfetsin.

Ufaklık, sporunu okuldaki yüzme havuzunda, tenis kortunda, mini golf sahasında yapsın; sanat etkinlikleri için okulunun tiyatro salonuyla amfitiyatrosunu kullansın.

Hayır, ben size bir masaldan değil; o masalın gerçeğe dönüştüğü yerden bahsediyorum... Başiskele’de eğitim veren Çocuk Kasabası Butik Anaokulu’ndan.

Evet, Çocuk Kasabası gerçekten bir ailenin çocuğu için isteyebileceği bir anaokulundan çok daha fazlasına sahip.

Bu çok özel kurumun kurucusu, kendisi de bir eğitimci olan Ayşenur Kahraman Aytekin.

Marmara Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim Bölümü mezunu olan Ayşenur Kahraman Aytekin, yüksek lisansını özel eğitim üzerine tamamladıktan sonra, 10 yıl çeşitli kurumlarda öğretmenlik yapmış ve 5 yıl önce de Çocuk Kasabası Butik Anaokulu’nu kurmuş.

Aslında, Çocuk Kasabası’nın anaokulundan çok, küçük bir kampüs olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu masal diyarında nasıl bir yaşamın hüküm sürdüğünü, Ayşenur Kahraman Aytekin’den dinledik.

 

 

 

Ayşenur Hanım, Çocuk Kasabası’nı kurarken ne hayal etmiştiniz?

Duvarların indirildiği bir eğitim-öğretim ortamı yaratmayı hayal etmiştik. Duvarları indirelim, çocuklar bol yeşil alanı olan bir okulda nefes alsın, öğrenme süreçleri doğanın içinde ‘merak ederek’ başlasın istedik. Bir hayal kurduk, ‘ne olmasını isterdik’ diye sınırsızca düşündük ve bunu gerçekleştirdik. Bir de çocukları hiçbir aktivite için bir başka yere taşımayalım, kampüse gelsinler ve her türlü aktiviteyi burada gerçekleştirebilsinler düşüncesiyle hareket ettik.

Sizi diğer eğitim kurumlarından ayıran özelliklerin başında, okulun kampüs şeklinde oluşu geliyor. Okulun içindeki alanları neye göre belirlediniz?

Burası oluşturulurken çocukların gelişim alanlarını düşündük. Hangi alanlara nasıl dokunabileceğimizi planladık. Çünkü amaçsız olan her şey eğlencedir ama eğlenceye amaç da katarsanız öğrenme gerçekleşir. Bu noktada herkes kendi fikrini söyleyip katkısını sundu. Çocuk Kasabası’nda çocuk kütüphanesinden tiyatro salonuna, görsel sanatlar atölyesinden hayvanat bahçesine, açık yüzme havuzundan mini golf sahası ve tenis kortuna kadar çocukların vaktini verimli geçirebileceği pek çok alan var. Örneğin, Kocaeli’de bir anaokulunda ilk kez golf dersleri verildi. Golfte 5. yılımız ve iki mezunumuz katıldıkları yarışmalarda bronz madalya sahibi oldu. Bu yıl tenis kortumuz da oldu. Amacımız, öğrencilerimizi mezun ederken hepsinin belli spor dallarını başlangıç düzeyinde öğrenmiş olması.

 

SOLUCAN TOPLAMAYA ÇIKIYORLAR

 

Bahçede havuz ve amfitiyatro da var...

Evet, havuzumuzu aktif olarak kullanıyoruz. 3 yaş grubunda yüzme başlıyor. Onlar daha çok suya alışma aşamasında oluyor, ancak daha büyük yaş grupları profesyonel bir hoca eşliğinde yüzme tekniklerini öğreniyor. Amfitiyatro ise çocuklarla birlikte çok sık kullandığımız bir nokta. Orayı bir sahne alanı olarak, özellikle drama derslerinde kullanıyoruz. Arkadaşlarına şarkı söylüyor, şiirler okuyorlar. Süreç içerisinde sahnede olmaya alışıyorlar.

 

 

Çocuklar bahçeyi nasıl değerlendiriyor?

Günlük işleyişimizin içinde mutlaka bahçeyle ilgili bir aktivitemiz oluyor. Bu aktiviteler için hava şartlarının ne kadar uygun olduğunu önemsemiyoruz. En soğuk ya da karlı bir günde bile minimum 15 dakika bahçede oluyoruz.


Neler yapıyorsunuz?

Bir kere bahçedeki hayvanlarımızın bakımıyla uğraşıyorlar. Hayvanlarımız, sadece çocukların sevmesi için değil, bakımlarının bir kısmı da onlara ait. Her gün bir sınıfımız hayvanların yemini ve suyunu kontrol eder, beslenmelerini sağlar. Bunun dışında, her çocuğun okulda bir yağmurluğu ve yağmur botları bulunur. Yağmurlu havalarda solucan toplamaya, karlı günlerde mangal üzerinde kestane közlemeye çıkarlar. Programlarını ve o gün bahçede neler yapabileceğimizi hava şartlarına göre belirliyoruz.

 

DERSLERİ BAHÇEDE YAPIYORUZ

Yaz aylarında bahçeyi daha sık kullanmak mümkün oluyordur, değil mi?

Elbette. Baharla birlikte komple bahçeye ve ormana taşınıyoruz. İngilizce dersinden sanat aktivitelerine kadar tüm dersleri bahçede gerçekleştirebiliyoruz.

Bir de ormanınız var... Bir sınıf dolusu çocukla ormanda olma fikri heyecan verici. 

Evet, hiç dokunulmamış meşe ağaçları ve meşe palamutlarının ağırlıkta olduğu, bu mevsimde tüm yaprakların yere döküldüğü güzel bir ormanımız var. Ormanda yapmak istediğimiz şey ağaçların ve yaprakların sesini dinleyebilmek, onların konuştuğunu hayal edebilmek. Bizim için önemli olan ormanın tüm doğallığıyla korunabilmesi. Çocuklara da bu bilinci aşılayabilmek için ormanda mümkün olduğunca fazla zaman geçirmelerini istiyoruz. Bu amaçla, onlar için çeşitli parkurlar oluşturduk.

Ne tür parkurlar?

Mesela ağaçlara tırmanmalarına olanak veren düzenlemeler yaptık. Buna bayılıyorlar... Ayrıca ağaçların arasında halattan yapılmış parkurlar var. Burada oynarken hem çok eğleniyorlar hem de bedensel güçleri gelişiyor. Bir de oryantiring etkinliklerimiz oluyor...

 


ORMANDA HAZİNE
ARIYORLAR

Oryantiring etkinliği nedir?

Harita yardımıyla yön bulmayı içeren, zamana karşı yapılan bir spor diyebiliriz. Çocuktaki yer-yön kavramının gelişmesi için önemli bir etkinlik... Mesela, bizim geliştirdiğimiz bir hazine oyunu var. Ormanımızın özel oyunudur... Çocuklar beşerli gruplara ayrılır ve onlara birer harita dağıtılır. Ellerindeki haritaya göre hazine sandığına ulaşmaya çalışırlar. Bu sandığın içinde de onların sevdiği basit objeler olur.

Yani ormanı bir çeşit eğitim alanı olarak kullanıyorsunuz...

Çocuk Kasabası’nın ormanı, bizim için öğrenme sürecinin başladığı nokta. Bir kere doğal bir alan olduğu için her şey bizim materyalimiz. İlla oyuncağa ihtiyacımız yok. Çocuklara ‘kağıdımız yok, neye resim çizebiliriz?’ diye sorduğumuzda, onlardan ‘kurumuş yaprağa, taşın üzerine ya da ağaç kabuğuna’ gibi cevaplar alabiliyoruz. Bizim için önemli olan onları sınırlandırmadan sonsuz hayal kurmalarını ve üretmelerini sağlayabilmek.


Çocuk Kasabası’nın kapalı alanı kaç metrekare?

Toplam bin 200 metrekarelik kapalı alanımız ve sadece 9 sınıfımız var. Burası butik bir anaokulu, sınırlı sayıda öğrenci alıyoruz ve böyle devam etmeyi düşünüyoruz.


ULUSLARARASI NİTELİKTE BİREYLER

 

 

 

Türkiye’de Çocuk Kasabası konseptinde başka bir anaokulu var mı?

Biz burayı gezdiğimiz, gördüğümüz ya da çalıştığımız kurumların beğendiğimiz yönlerini alarak oluşturduk. Böyle bir okul olduğuna dair bize gelen bir bilgi yok, varsa da henüz bilmiyoruz.

Burada hangi eğitim sistemini uyguluyorsunuz?

Çocuk Kasabası PYP (ilk yıllar programı) temelliyiz. Bu, hazır bilgiden uzak, çocukların keşfine yönelik bir programdır. Eğitim planımızı bir kaç akımı bir araya getirip eklektik hale getirerek sınıflarımızda uyguluyoruz. Bizim için her şeyden önemlisi, çocuklarımızı sorun çözme becerileri ve adaptasyon gücü desteklenmiş, özgüvenli, dönüşümlü düşünebilen uluslararası nitelikte bireyler olarak ilk okula uğurlamak. Eğer bunu başarabiliyorsak, kendimizi verdiğimiz bütün emeklerin karşılığını almış sayarız.

 

 

 

 

Sizin uluslararası projeleriniz de vardı, değil mi?

Evet, 2013 yılından bu yana Avrupa Birliği projelerinde yer alıyoruz. 2015 yılı itibariyle Türkiye’de Erasmus projesine dahil olan 6 okuldan biriyiz. Bu projelerle Başiskele’yi, ilimizi ve ülkemizi yurt dışında temsil etmiş oluyoruz. Öğretmenlerimiz de uluslararası standartta eğitimlere tabi tutularak kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Dünyada var olmayı seviyoruz, bu bizi motive ediyor.

Bu çalışmalarız dikkat çekmiş olmalı ki geçen yıl Cumhurbaşkanlığı’nın bir organizasyonuna davet edildiniz...

Evet, geçen yıl cumhurbaşkanımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle verdiği resepsiyona davet edildim. Kocaeli’den sadece 2 girişimci kadın davet edilmişti. Ülkemizin cumhurbaşkanı tarafından takdir ve tebrik edilmek çok gurur vericiydi. Bu beni çok mutlu etti.




ETİKET :   ayşenur kahraman aytekin Çocuk Kasabası PYP Golfte İngilizce eğitim

Tümü