‘Asalet Kumkuması’ ile yeniden aramızda: Ali Düşenkalkar

Yıllar önce ilimizde ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ ve ‘Yolcu’ isimli oyunları yöneten usta oyuncu Ali Düşenkalkar, bu kez ‘Asalet Kumkuması’ ile Kocaelili tiyatro severlerle buluştu

12:06:05 | 2018-07-06

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI 

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

 

Muazzam oyunculuğunun ve yönetmenlik alanındaki yeteneğinin  yanı sıra sempatik kişiliği, etkileyici ses tonu ve işine olan bağlılığıyla da adını Türk tiyatrosunun duayen isimleri arasına yazdırmış olan Ali Düşenkalkar, yıllar sonra yine ilimizde…

Sinema ve televizyon dizilerinde üstlendiği rollerle de hatırı sayılır bir hayran kitlesi bulunan ünlü sanatçı, pek çok oyun sahnelediği Kocaeli’ye, bu kez Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın daveti üzerine, ‘Asalet Kumkuması’ isimli oyunu yönetmek için geldi.

1983 yılından itibaren çeşitli oyunlarla Kocaeli seyircisinin karşısına çıkan ve Kocaelili tiyatro severleri yakından tanıdığını söyleyen Ali Düşenkalkar ile hem sanat yaşamı hem de ‘Asalet Kumkuması’ hakkında konuştuk.

 

 

 

Ali Bey, yıllar sonra ‘Asalet Kumkuması’ isimli oyunu yönetmek için Kocaeli’desiniz. Sizi yeniden kentimizde görmek güzel…

Teşekkür ederim. Asalet Kumkuması ile Kocaeli’de olmaktan ben de mutluyum. Oyunumuz hem TIR tiyatrosunda oynanacak hem de şehir tiyatrolarının yeni sezon oyunu olarak sahnelenecek. Komedi türünde bir oyun. Molier’in ‘Kibarlık Budalası’ adlı oyunundan esinlendik, dramaturg arkadaşım Pervin Atamert’in katkılarıyla oyunlaştırdık. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Fatih Sevdi oyunu okudu, beğendi ve Kocaeli’de sahneye koymamızı istedi. Biz de geldik.

 

Oyundan biraz bahseder misiniz?

Günümüzde aristokrasi ile gerçek insan asaletini karıştıranlara dair ince mesajlar içeren bir oyun bu. İnsanlarımızın bir şeyleri unuttuğu kanaatindeyim. Bu oyunla kendisini asalet kumkuması sananlara ‘siz görün’ diyoruz. Oyunu önce açık alanlarda sahneleyeceğiz, sonrasında Süleyman Demirel Kültür Merkezi Büyük Sahnesi’nde sezona yetiştireceğiz. Şu an sahne için dekorumuz hazırlanıyor. Dekorun tamamlanmasıyla sahne provalarına da başlayacağız.

 

Asalet Kumkuması’nda, sahnede kaç kişiyi göreceğiz?

14 kişilik bir oyun. Aydın Sigalı, Fatih Sevdi, Serhat Güzel, Zeynep Özan, Senen Akman, Çağrı Mengüç, Tekin Ezgütekin, Ufuk Tuncer, Emel Pala, İrem Kahyaoğlu, Ozan Şahin, Tamer Gültekin, Erdoğan Cengiz, Emre Işık oynuyor. Kadronun tamamı, Kocaeli Büyükşehir  Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın oyuncularından oluşuyor.

 

Oyuncularımızla diyaloğunuz nasıl?

Kadronun beni kanıksaması biraz uzun sürdü. Hemen teslim olmadılar bana (gülüyor). Ben İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunuyum. Aldığımız klasik eğitim zaman zaman ayağımıza dolanır. Nitekim burada da öyle oldu. Genç bir kadroyla çalışıyorum, aralarında bir tek Aydın Sigalı diğer arkadaşlarıma göre daha olgun. Neyse ki birbirimize kolay uyum sağladık.

 

Kocaeli’de daha önce de oyun yönetmiştiniz, değil mi?

Evet, daha önce 2004-2006 yılları arasında ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ı sahnelemiştik. Sonra Mehmet Sait Karaçorlu beyefendinin Mevlana’nın Mesnevi’sinden oyunlaştırdığı ‘Yolcu’ isimli çalışmasını yönettim. Oyunun dramaturgu, arkadaşım Dilek Tekintaş’tı. Aslında ben 1983’ten beri Kocaeli’ye gelip-gidiyorum. Konservatuvarın son yılında İzmit Halkevi’nde bitirme oyunumu oynamıştım. Sonra yine rahmetli Alev Sezer ile birlikte İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun ‘Hayaletler Sonatı’ adlı oyununu burada sahneye koyduk. 3-5 yıl sonra Sabancı Kültür Merkezi’nde de oynadım. Süleyman Demirel’de de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adına ‘Söylev’ isimli bir gösteri yapmıştım. Kısacası Kocaeli’de oynamadığım salon ve sahne yok. İstanbul’da bile bu kadar salonda oynamadım.

 

Sanatsal anlamda Kocaeli’yi nasıl buluyorsunuz?

Hareketli ve ilginç buldum. Haziran ayı boyunca salonlarda ilkokullardan başlayacak şekilde etkinlikler yapıldı. Yıl sonu gösterileri demek kültürel bir arayış demektir. Ortada bir çaba var ve desteklenmesi gerekir. Kocaeli’nin tiyatrosu da çok güzel. Şehir tiyatrolarının kuruluş aşamasını da biliyorum. Ustam Kenan Işık, dönemin belediye başkanı Sefa Sirmen ile görüşüyordu o zamanlar. Hatta Prof. Dr. Raik Alnıaçık, kurulma aşamasını Sefa Bey ile sürdürürken Kenan Işık devreye girmişti. Işıl Kasapoğlu da genel sanat yönetmeni olarak başlamıştı. Kocaeli Şehir Tiyatroları’ndan çok önemli aktör ve aktristler çıktı.

 

Şu andaki kadroyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi kadrolar değişiyor, azalıyor. Arkadaşlarımızın yorulduklarını düşünüyorum bir de oyun oynamanın dışında bizim yaptığımız başka işler de oluyor… Seslendirme gibi, dizilerde ve filmlerde oynamak gibi. Böylece kendinizi beslersiniz ve ekonomik anlamda da daha özgür olursunuz. Böyle bir imkânı bulmak için buradan İstanbul’a giden arkadaşlarımız oldu. Tabii şunu unutmamak lazım, dizilerin tiyatroya katkısı büyüktür. Diziler sayesinde oyuncular tanınıyor. Seyirci dizilerden tanıdığı oyuncuları izlemek için tiyatrolara geliyor. Evet, belki diziler, filmler var ancak unutulmamalı ki tiyatro bizim mahalleden çocukluk arkadaşımız.

 

Kocaeli seyircisini inceleme fırsatınız oldu mu?

Yönettiğim iki oyunda inceledim. ‘Yolcu’da, seyirciler oyunla ilgili düşüncelerini yazsın diye bir defter koydurmuştum. Hatırı sayılır övgülerin yanı sıra oyunda gözden kaçırmış olduğumuz bir iki tümceyi fark eden seyirciler de vardı. Bizim seyircimiz yumurta atmayı sevmez, yani protesto etmez, hep akışlar. Burada alkışlamayanlar da vardı, onları da fark ettim. Kocaeli seyircisi dikkatli…

 

Önümüzdeki sezon bir dizi, film ya da başka bir proje var mı?

Bir film çalışmam olacak. Dizi görüşmesi de yaptım ancak istediğim gibi bir senaryo çıkmadı karşıma. İkinci ya da dördüncü bölümde bitecek diziyi, daha senaryoyu okumaya başladığımızda anlıyoruz.

 

Dizilerin çok kısa sürede final yapmasının sebebi nedir sizce?

Siz izleyiciye ne verirseniz, izleyici de onu tüketir. Yapımcılar, daha kaliteli ve kalifiye işler yapmalı. Küçük ve basit işler seyrettirmek istiyorlar Türkiye’ye.

İyi işler yapmalı, izleyiciye iyi diziler, filmler sunmalıyız…

 

 

 

TİYATRO ER MEYDANIDIR

Günümüzde ‘oyuncu’ olmak için güzel ya da yakışıklı olmak yetiyor gibi… Sizce tiyatronun tozunu yutmamış oyuncudan iyi oyuncu olur mu?

İyi oyuncu her yerde iyi oyuncudur; tiyatroda da dizide de sahnede de... Sahne er meydanıdır. Her babayiğidin harcı değildir. Herkes orada ayakta duramaz. Farkındaysanız dizi yapımcıları ikinci, üçüncü rollerde mutlaka başarılı olmuş tiyatro insanlarını kullanırlar. Başrol oyuncusunun anası, babası, kardeşi, ağası mutlaka tiyatroculardan seçilir. Onlar işin ana su kaynağıdır. Öyküleri oradan beslerler, çıkmazları onlarla açarlar. Güzel çocuk, güzel kız, hoş delikanlı, güzel kadın mutlaka lazım. Bu da bir portföy ama mutlaka o iyi oyunculara ihtiyaç var. Sinemada herkesi oynatabilirsiniz çünkü sinema yönetmen işidir. Hatırlayın, ‘Ayı’ diye bir film çekilmişti ve ayı oynatılmıştı filmde!

 

Ali Bey, son dönemde beğendiğiniz oyuncular kimler?

Beğendiğim çok oyuncu var ama şu anda en çok beğendiğim iki oyuncudan biri Fatih Sevdi, diğeri Aydın Sigalı çünkü onlarla çalışıyorum. Hatta, ‘Asalet Kumkuması’nda 14 oyuncuyu da beğeniyorum, hepsini seviyorum. Onlarla yürüyorum, onlarla görüyorum. Bir de onların bedenlerinden çıkan karakterlerle yoğruluyorum. Kreatif kadrom Cihan Yöntem, Tayfun, dramaturgum Pervinle beraberim.

 

35 yıldır sahnedesiniz… Bu 35 yılı tek kelimeyle özetleyin desem.

Ben İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan 1983 yılında mezun oldum ancak tiyatroya 1977’de Kıbrıs’ta amatör olarak başlamıştım. Lefkoşalıyım. 1977’de sokak tiyatrosu ve bir işçi sendikasında oyun oynayarak başladım tiyatro yaşamıma. Lisede kendi okulumda da çeşitli oyunlarda roller aldım. 1979 yılında İstanbul’a geldim, devlet konservatuvarının sınavını kazandım, 1983 yılında mezun oldum ve bir ay sonra devlet tiyatrosunda göreve başladım. 35 yıllık memurum bir taraftan da. 35 yılı tek kelimeyle özetlemek istersem, ‘canhıraş’ derim…

 

Çok acı bir tanımlama olmadı mı?

Çok zor bir soruydu, tek kelimeyle ancak böyle anlatılabilirdi… Başarı asla tesadüf değil. Geçen ay Kıbrıs’ta bir röportaj yaptım. O zaman muhabire ‘Ben çok çalıştım, sen benim kadar çalışmadın, sus’ dedim. Bunu manşet yapmışlar. Evet, ben çok çalıştım ve hala çok çalışıyorum. Kendimi yinelememek için yenilemek zorundayım. Yan gelip yatamam. Ben burada tüm oyunculardan sorumluyum. Çalışmayınca üzülüyorum.

 

Peki, son olarak Kocaelililere ne söylemek istersiniz?

Eve gitmeden önce tiyatroya uğramayı unutmasınlar. Ve çocuklar mutlaka tiyatroya gelsin, çocuk oyunlarını izlesinler. Çocuk oyunları demek 10 yıl sonrasının seyircisini yetiştirmek demektir.

 

 




ETİKET :   ali düşenkalkar kocaeli büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları kocaeli şehir tiyatroları tiyatro sinema televizyon dizi oyuncu sanatçı yönetmen dublaj seslendirme sanatçısı usta oyuncu kıbrıs

Tümü